Thea Sharrock etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Thea Sharrock etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2016 Cumartesi

Senden Önce Ben | Film Yorumu

   
Evet arkadaşlar biliyorsunuz ki bugün sinemalarda etkileyici bir film vizyona girdi. Biz de bu filmi uzun süredir beklediğimiz için vizyona girer girmez gittik. Sıcağı sıcağına da, henüz etkisinden çıkmadan düşüncelerimizi belirtmek istedik.
     Jojo Moyes'in Senden Önce Ben isimli eserinden uyarlanan ve başrollerini Sam Claflin ve Emilia Clark yani nam-ı diğer "Khaleesi" gibi efsane oyuncuların paylaştığı film hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı Will ve hayat enerjsiyle dolu Lou'nun yollarının kesişmesini anlatıyor. Hala fragmanı izlemediyseniz kaçırmayın deriz;



     Kitabı sevenler için güzel bir haberimiz var; Kitapla film paralel ilerliyor. Kitapta sevdiğiniz diyaloglar ve olayları aynı şekilde filmde görmeniz mümkün. Esma ve ben genel olarak kitap uyarlaması olan filmlere karşı önyargılıyız çünkü izlediğimiz birçok uyarlama kitabın özünden koptuğu için büyük bir hayal kırıklığı olmuştu. Senden Önce Ben ise bu önyargılarımızı kıran son derece güzel bir uyarlamaydı.

     Oyunculara gelecek olursak, filmdeki oyuncuların performansı bizi gerçekten şaşırttı. Lou karakterini kim canlandırmalı diye düşündüğümüzde Emilia Clarke aklımıza gelecek en son isimdi belki de. O sert, acımasız Ejderhaların annesinin tatlı naif ve hayat dolu bir kıza dönüşebileceği kimin aklına gelirdi ki. Emilia Clarke rolünün hakkını öyle bir verdi ki Lou karakterini yaşadık.



    Sümeyye'nin Yorumu:

      Öncelikle en favori erkek oyuncum olan ve hayranı olduğum Sam Claflin söz konusu olduğu için bu filme gitmeyi bu kadar istemiştim. Ama filmde Sam Claflin "Will Traynor" rolü ile ne kadar başarılı olsa da beni asıl vuran Emilia Clarke'ın performansı oldu. Filmde Lou karakterini canlandıran Emilia Clarke'ın belki de kitaptaki Lou'nun bile olamayacağı kadar doğal ve içten bir davranış sergilediğini söyleyebilirim. Gerek filmde birçok yerde makyaj kullanmaması, gerek jest ve mimikleri, gerekse diyaloglarındaki şeker kız havaları beni gerçekten eğlendirdi. Karaktere vurulmamı sağladı. Onun bu kadar içten olması filminde etkileyiciliğini arttırdı. Hatta karakterle o kadar özdeşleştim ki sinema çıkışında bende arılı taytlar alıp özgürce dolaşmak istedim insanların içinde. Lou'yu da kendimle birlikte hayatın içine çekmek istedim. Benim hayatımda da böylesine ışık saçan sıcacık bir karakter olsun istedim.
   
 
Film 90 dakika olmasına rağmen kitaptaki birçok olay atlanmadan filme aktarılmıştı ve tek bir dakikasına bile pişman olmadım. Filmde eski hayatında son derece yerinde durmaz, maceradan maceraya koşan, çılgın bir adamın talihin kötü cilvesi ile sakat kalması ve hayattan umudu kesmesi ile başlayan ve ona taban tabana zıt hayat enerjsi dolu, içindeki çocuk hiç ölmemiş, kendine has bir dünyası olan, güneş ışığı kadar sıcak bir kız olan Lou'nun onun hayatına girmesiyle bambaşka bir evreye giren güzel bir aşk hikayesi konu edinilmiş. Çok etkilendiğim sahneler oldu. Will ile Lou'nun ilk karşılaşması, Lou'nun Will'i traş etmesi, Will ile Lou'nun düğüne gitmeleri ve orada dans etmeleri, tatil sahnesi gibi fragmanda da görebileceğiniz birçok sahne beni büyüledi. Filmin sonunu bilmeme rağmen yine de sonuna ve olayların gelişmesine kayıtsız kalamadım ve içimde kitabı ilk okuduğumda olduğu kadar coşku ve duygulanma oldu. Sinemadaki bazı insanların ağlaması ve peçete dayanışmalarını da düşünürsek ne kadar romantik bir film olduğunu da belirtmeme gerek olmaz herhalde. Empati kurunca Will'in yaşadıkları, hayat boyunca kötürüm kalacağımı bilsem ben ne yapardım? soruları beynimi epey meşgul etti. Will'e bazı noktalarda gerçekten hayranlık duydum. Verdiği kararlarında nedenlerini kavramamı sağladı. Filmi çok daha etkileyici kılan ise oyuncu ve mekan seçimlerinden sonra tabiki "soundtrack"iydi. Çok etkileyici şarkılar öyle sahnelere uygulanmıştı ki insanın tüm duyguları harekete geçiyordu. Zaten çok sevdiğim bir X Ambassadors şarkısı olan "Unsteady" ve Imagine Dragons'tan "Not Today" parçaları ile fragmanda da Ed Sheeran tarafından seslendirilen "Photograph" şarkısı filmi çok daha etkileyici kılmıştı. Gördüğünüz üzere eleştirecek pek olumsuz bir nokta bulamadım. Tek sıkıntısı bana biraz kısa geldi. Keşke bizi gerçek dünyadan 1,5 saatliğine de olsa alıp götüren bu güzel film biraz daha uzun sürseydi. Ama ne yazık ki öyle olmadı. Kitapta olup filmde olmayan bazı küçük detaylar da filmin muhteşemliğine pek gölge düşürmedi.


Esma'nın Yorumu

  Kitabı okurken kafamda canlanan her şeyi filmde de aynı şekilde buldum, Lou, Lou'nun davranışları ve doğallığı, mekanlar, Will... Kitabı okurken bana kitabı sevdiren her detayı filmde bozulmamış bir şekilde buldum. Romantik film sevmesem de oyuncuların performansı ve sevdiğim bir kitabın oldukça başarılı bir şekilde uyarlanmış olması, filmi sevmeme sebep oldu. Son zamanlarda izlediğim en iyi uyarlamaydı diyebilirim. Bir kez daha belirtmek isterim ki oyunculara hayran kaldım, daha iyi bir kadro düşünemiyorum açıkçası. :) Kitabı sevmeseydim filmi bu kadar sever miydim bilmiyorum ama sebep her ne olursa olsun filmi beğendim.

***

Bizim gibi romantik ve uyarlama filmler sevmeyenleri bile mest ettiyse herkesin kesinlikle gitmesini tavsiye ettiğimiz kaçırılmayacak kadar güzel bir film arkadaşlar. Herkese iyi seyirler diliyoruz :)


Filmde Beğendiğimiz Şarkılar:



Me Before You from eska on Myspace.