Orijinal Adı: A Room of One's Own
Seri: Yok
Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi
Sayfa Sayısı: 128
Baskı Yılı: 2012
Goodreads Puanı: 4.09 (67,383 Oy)
Arka Kapak Yazısı
"Bütün bu yüzyıllar boyunca kadınlar, erkeği olduğundan iki kat büyük gösteren bir ayna görevi gördüler, büyülü bir aynaydı bu ve müthiş bir yansıtma gücü vardı. Böyle bir güç olmasaydı dünya hâlâ bataklık ve balta girmemiş ormanlardan ibaret olurdu. Savaşlarda zafer kazanıldığı duyulmazdı... Çar ve Kayzer ne taç giyerler, ne de tahttan inerlerdi. Uygar toplumlarda hangi işe yararlarsa yarasınlar, bütün şiddet ya da kahramanlık eylemlerinde aynalar gereklidir. İşte bu yüzden Napoléon da Mussolini de kadınların erkeklerden aşağı olduğunda bu kadar ısrarcıdırlar, eğer onlar aşağıda olmasalardı kendileri büyüyemezlerdi."Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf'un 1928 yılında kapılarını kadınlara yeni yeni açmakta olan Cambridge Üniversitesi'ndeki kız öğrencilere hitaben yaptığı bir konuşması üzerine şekillenmiştir. İngiltere'de kadınların seçme ve seçilme hakkını elde etmelerinden bir yıl sonra yayımlanan kitap o tarihten günümüze feminizm tartışmalarının locus classicus'u olageldi. Jane Austen ve Charlotte Brontë'den, kadınların niçin bir Savaş ve Barış yazamadıklarına; Shakespeare'in hayali kız kardeşinden bugün de tartışılmaya devam eden kadının yoksulluğu ve namusu başlıklarına, hatta yaratıcılığın doğasına kadar uzanan geniş bir yelpazede kalemini özgürce oynatan Woolf, kadınlara edebiyat alanında bir çıkış yolu gösteriyor.
"Bir kadın eğer kurmaca yazacaksa, parası ve kendine ait bir odası olmalıdır," diyen Virginia Woolf'un sesi, aradan geçen sekseni aşkın yıla rağmen gücünü ve etkinliğini koruyor.
Yorum
Kendine Ait Bir Oda.. yorum yapması çok zor olan bir kitap, ne desem bilemiyorum açıkçası. O incecik kitap 128 sayfa içinde yüzyılların kadın tarihini ve incelemesini barındırıyor ve içinize öyle bir işliyor ki söyleyebilecek kelime bulamıyorsunuz bu kitabın üstüne. Yıllar önce yazılmasına rağmen hala geçerliliğini koruyan ve daha uzun zaman güncelliğini koruyabilecek bir kitap..Virginia Woolf, kadın ve kurmacanın arasındaki ilişkiyi incelemek üzere kitaba başlıyor ama tüm kadınlık tarihine dokunuyor hemde bir çok erkeğin bu konudaki düşüncelerini de kitabındaki sayfalara ilmek ilmek örerek. Yazar olguları, gerçekleri ve potansiyelleri çok güzel, çok çarpıcı bir şekilde değerlendiriyor ve okudukça algınız genişliyor.
Kitap hakkında uzun uzun konuşmak isterim ama bu konuşulması değil, okunup anlanması gereken bir kitap. Okuyun, yazara kulak verin ve kendi fikirlerinizi oluşturun. :)
Dipnot: Kitabı okurken Jane Austen, Charlotte Bronte gibi yazarların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ve çok net bir şekilde kavradım, bu yüzden çok geçmeden onların değerli eserlerini okuyup hak ettikleri saygıyı gösterebilmek istiyorum.





