Yabancı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yabancı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2017 Pazar

Başmeleğin Gözdesi (Lonca Avcısı #3) - Nalini Singh | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: Archangel's Consort 
Seri: Guild Hunter #3 
Sonraki Kitap: Başmeleğin Kılıcı
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Baskı Yılı: 2016
Goodreads Puanı: 4.24  (29,553 Oy)


Arka Kapak Yazısı
   Vampir avcısı Elena Deveraux ve sevgilisi, ölümcül Başmelek Raphael New York'a geri döndüklerinde yeni bir tehlikeyle karşı karşıya kalmışlardı... Bir okula saldıran vampirin geride bıraktığı manzara tamamen dehşet vericiydi; ve bu daha bir başlangıçtı. Kana susamış vampirlerin sayısı bir bir artarken şehrin sokakları kana bulanmıştı. Daha da kötüsü Raphael'in kendisi de yavaş yavaş kontrolünü kaybetmeye başlamıştı; gökyüzünü açıklanamayan kara bulutlar kaplamış, yeryüzü sarılmıştı.

   Kehânet ürkütücü bir şekilde gerçekleşiyordu: Hain ve kadim bir ölümsüz diriliyordu. Vahşi rüzgârlar onun adını fısıldıyordu: Caliane. O, oğlu Raphael için geri dönmüştü. Bunun için yolunun üzerinde ne varsa yok etmeye hazırdı, ve yolunun üzerinde tek birisi vardı: Elena, oğlunun yok edilmesi gereken gözdesi...


Yorum
   Serinin ilk kitabını okuduğumda fena değil devam ederim demiştim. Fantastik serilerde vampirlere, uzaylılara bile saygım var ama melek olunca itici geliyordu ve hep önyargılıydım. Önce Hush Hush serisini okudum. Tüm klişelerine rağmen onu ilk okuduğum zamanlar çok fazla benzeri fantastik-young adult okumadığım için sevmiştim. Bu serinin ilk kitabı da açıkçası önyargılı olduğum kadar itici gelmemişti. Ama ikinci kitapta ufaktan sıkılmaya başlamıştım. Yine de üçüncü kitabına bir şans vereyim dedim. Ben ilk iki kitabı satın almıştım art arda okudum. Tam o sırada üçüncü kitabı çıkmıştı ama ilgimi çekmiyordu, bir türlü elim gitmiyordu. Geçen haftalarım biraz yoğun geçtiği için, hızlı okunabilen, karışık olmayan bir roman düşünürken bir fantastik-young adult okuyasım geldi e-kitap önerilerinde görünce indirip okumaya başladım serinin üçüncü kitabını. Aman Allahım oda ne? Yazar serinin her kitabında gittikçe çamura bulanıyor sanki. İlk kitabını da öyle çok beğendiğim söylenemezdi ama üçüncü kitabı tam bir hayal kırıklığı idi benim için.



   İkinci kitap heyecanlı sayılabilecek bir noktada bitmişti. Bu kitabın başları aslında heyecanlı ve merak uyandırıcı şeyler oldu. Ama sonradan hevesler boşuna çıktı ve kitapta olması gereken gelişmeler bir türlü gerçekleşmedi. Kitap çok yavaş ilerledi, normalde bu tarz kitaplar okuduğunda akıp gider, 2-3 güne bitirirsin ama bu kitap neredeyse 1 hafta süründü. Birde sırf kitaba hareket katmak için yazarın araya farklı karakterler sokma çabası yok mu, beni deli ediyor. Kitapta bazı yerler çok karışık ve saçma geldi. Hepsine katlanılır da kitapta aksiyonun daha geri planda olup sürekli öpüşme-koklaşma, aşk pıtırcıklığı yerleri çok fazla idi atlaya atlaya okumamak için kendimi zor tuttum. Keşke Elena ilk kitapta tanıdığımız karakterinde kalabilse ve bunca taviz vermeseydi.

   Dil sade ve anlaşılırdı. Eğlendiren, sempatik diyaloglar da oldu ama kitap serinin ilk iki kitabına kıyasla biraz yavaş ilerledi. Bundan sonraki kitaplar Elena-Raphael’i değil başka karakterleri işleyecekmiş diye bir bilgi öğrendim kitabı araştırırken aslında merak ettiğim karakterler var. Bu iki karakter yüzünden geri planda kalmış ama yazarın onları da iyi işleyeceğini düşünmediğim için seriye devam etmeyi düşünmüyorum. Zaten gereksiz yere uzatılmış bir seri. Kitaplara düşük puan verince kendimi kötü hissediyorum ama öyle kitaplar var ki onlarla kıyaslandığında yüksek puan versem o kitaplara haksızlık olacak. Beni affet Nalini ama cidden hayal kırılığı idin. Okumanızı tavsiye etmem. Bol kitaplı günler. :)



Puanım

27 Eylül 2017 Çarşamba

Dokuz Gün (Jim Clemo Serisi #1) - Gilly Macmillan | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: What She Knew
Seri: Jim Clemo #1
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 496
Baskı Yılı: 2015
Goodreads Puanı: 3.89  (41,121 Oy)


Arka Kapak Yazısı
  Rachel Jenner bir an için arkasına dönmüştü. Şimdi sekiz yaşındaki oğlu Ben kayıp. Peki ama o talihsiz öğleden sonra gerçekten ne olmuştu?

   Kişisel sorunları ve kendisine sırtını dönen insanlar arasında kalan Rachel bir hata yapmıştı ve artık güvenebileceği kimse kalmamıştı. Ya insanlar Rachel'ın anlattıklarına güvenebilir miydi? Saat ilerliyor, Ben'in şansı azalıyordu. Peki, siz kimin tarafındasınız?


Yorum
   Bir gerilim-polisiye kitabının daha sonuna geldik. Uzun zamandır polisiye okumadığım için bir miktar özlem duyduğum doğrudur. Bu kitapta güzel bir geri dönüş oldu diyebilirim. Aslında kütüphaneden Stephen King’in 22/11/63 eserini almıştım ve gerilim kitabı okumaya onunla geri dönüş yapacaktım  ama işler yolunda gitmedi ve okuyamadan geri vermek zorunda kaldım. Bende içimde ukte kalmasın diye bu kitabı okumaya karar verdim. Belki Stephen King’in eserinin etkileyebileceği kadar etkilemedi ama yine de fena kitap sayılmazdı.

Çoğu zaman başkalarının gözünde, sandığımız kişi değilizdir.
   Kitabı kısaca özetleyecek olursak kayıp bir çocuğun davası, bu davada bulunan dedektifin olayları ele alışı, annenin kayıp çocuğu ile olan bağı ve hisleri okuyucuya aktarılmış. Kitapta duygular, olaylar gerçekçi bir dille aktarıldığı için hoşuma gitti. Annenin olaylara verdiği tepkiler hayatın içinden ve gerçekçi idi. Kaçırılma planı da mantıklı ve olayların gidişatı düzenli idi. Bir yerden sonra kitap bayağı heyecanlandı. Sürekli acaba şu mu acaba şöyle mi diye kafamda kurmaya başladım. Sonu meraklandırıcı ve ucu açık bitmişti. İkinci kitap henüz ülkemizde çıkmadı ama çıkınca da okunabileceğini düşünüyorum. 

Birileriyle tanıştığımız zaman, onun takdirini kazanmak için elimizden geleni yaparız, kendimizi en iyi şekilde ifade etmeye çalışırız, yine de çoğu zaman yanlış anlaşılırız. Bu, hayatın trajik bir yönüdür.
   Dili akıcı ve sade idi. Bir yandan dedektifin ağzından anlatılırken, diğer yandan anne de olayları kendi bakış açısı ile anlatıyordu. Yani hep olaylara bir polisiye düzeyinde mesleki olarak bakabiliyor, hem bir annenin gözünden ve duygusal yaklaşabiliyordunuz. Zaten kitabın mesleki yönü de olduğu söylenebilir. Çünkü çocuğu kaçırılan anneye uygulanan terapiler, psikolojik eğitimler, mesleki terimler çok fazla hakimdi kitaba. Bu yönüyle eğitici ve öğretici bir kitaptı da diyebilirim. Kitabı genel olarak beğendim. Orta kalitede bir polisiye arayanlar varsa kitabı okumalarını öneririm. Herkese bol kitaplı günler. :)


Puanım


28 Mart 2017 Salı

Kusursuzlar - Louise O'Neill | Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Only Ever Yours
Seri: Yok
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 400
Baskı Yılı: 2017
Gooderads Puanı: 3.84  (7,458 Oy)

Arka Kapak Yazısı

“Bizim gibi kızlar için eş olmak özgürlüktür.”

Stepford Kadınları, 1984, Damızlık Kızın Öyküsü romanlarının ve Kötü Kızlar dizisinin öğelerini bulabileceğiniz beklenmedik, rahatsız edici ve merak uyandırıcı kusursuzlar kadınların, erkeklere hizmet etmeleri için yaratıldığı bir dünyada geçiyor, bütün kızların ilk görevi güzel olmaktır. Artık doğal yollarla dünyaya gelmiyor, özel olarak tasarlanıyorlar sonra da reşit olana kadar Okullarda, gelecekteki eşlerini tatmin etmek için yetiştiriliyorlar.

Eş olarak seçilemeyenler için ise geriye kalan seçenekler cariye veya Okul’da öğretmen olmak.

Okul’daki son senelerinin stresi artarken, Freida’nın en yakın arkadaşı hiç yapmaması gereken bir şey yapar: Kilo alır. Hemen sonrasında kızların izole ortamına eş seçmeye hevesli erkekler gelir.

Freida geleceği için savaş vermek durumundadır. En yakın arkadaşı, en sevdiği kişiye ihanet etmek zorunda kalacak olsa bile…

Yorum

  Cümleleri toplayamıyorum öfkeden. Kitap Flashtvdeki reklamlar gibi,
Çakma ürünleri yeni gibi sunma; ePad, eFon..
Aynı şeyleri sürekli tekrar etme;kitapta sürekli aynı şeyi okuyorsunuz bazen acaba bu sayfayı okudumda yanlışlıkla geri mi okuyorum diyorsunuz.
Sinir bozucu sunucu, kitabın anlatıcısı kız o kadar sinir bozucuydu ki her sayfada biri kafasını patlatsa keşke diye okudum, nasıl tv karşısında o sunucular sizi delirtiyor freida ondan daha beterdi.
Ve pazarlama bir şekilde tuzağa düşüp ürünü alıyor ve okuyorsunuz. Sanıyorsunuz ki feminist distopya okuyacaksanız işte o noktadan sonra işler karışıyor.

  Ben feminist distopya beklentisi ile başladım, okuduğum bir tanıtım buna sebep oldu kitabı araştırmadan okudum, genç yetişkin edebiyat ürünü olduğunu da okurken öğrendim. Neyse, işte ben feminizm, kadın hakları sistem eleştirisi bekleyerek kitaba başladım. Yazar kadınların ciddi ciddi eşya olduğu bir dünya kurgulamış, erkeklerin beğenisine göre üretilen havvalar on altı yaşına gelene kadar iyi eş olmayı öğreniyor ve sürekli kiloları ölçülüyor, güzellik testine tabii tutuluyorlar. İlk kırk sayfa okurken içim şişti, ama yazar dünyasını tanıtıyor ileride sistem eleştirisi olur diye umut ettim devam ettim. İlk bakışta yazarın kurgusu mantıklı ve günümüz dünyasını anımsatıyor, Victoria Secret melekleri nasıl günümüzde erişilmesi gereken bir mertebe gibi gösteriliyor ve kadınların psikolojisi bozuluyorsa bu dünyada da benzer bir şey söz konusu, tabii her şey daha ağır şartlar altında. Ya mükemmel olursunuz ya da yok olursunuz. Kadınlar sadece erkekler için var ve kırk yaşında son kullanma tarihleri doluyor ve yakılıyorlar!

  İlk yüz sayfa umutluydum olaylar değişecek, yazar depresif anlatımdan kurtulacak, kendine güvensiz aptal anlatıcı bir şeyleri fark edecek sistem eleştirisi gelecek. Yok gelmedi, iki yüzlere geldiğimde umudum kalmamıştı, sadece yazar nasıl bitirecek merak ettim. Sinirden kudurarak okudum, hızlıca okudum ki bir an önce bitsin yoksa delirecektim..

   Lafı çok uzatıyorum ama sinirliyim, yazar ne yapmaya çalışmış anlamadım. Bu kitapta zerre kadar feminizm yok, kurgu yok, olay yok, mesaj yok. Sadece yazar aklıma şöyle bir şey geldi yazayım demiş yazmış bırakmış, hiç düşünmemiş üstüne belli ki, insan şunu dönüp bir okusa kalkıp yayınlatmaz. Her satırda ayrı bir mantık hatası vardı, okurken yazar sürekli aynı cümleleri tekrarladığı için istemdışı tüm hataları beş kez kontrol edecek zaman buluyorsunuz. Mantık hatalarına çok değinmek istemiyorum, yazı uzadıkça uzuyor.

  Kitap bir ara da iyice genç yetişkin aşk romanına bağladı ki yazarın bizle dalga geçtiğine emin oldum. Birde değinmeden edemeyeceğim, ailesiz sevgisiz büyüyen, sürekli rekabet halindeki kızlar böyle olmaz kimse kusura bakmasın. Daha yırtıcı olurlar, dedikodu ile değil icraatle de birbirlerinin ayaklarını kaydırmaya çalışırlar. Kitaptaki tek umut veren, mantıklı olan Pavlov'un yönteminin kullanılarak kızların uysal olması, o da rekabeti tamamen önleyemez.

  Sonra Baba olayı var. Devleti yöneten yaşlı bir Baba var ve bu kadınların tanrısı gibi bir şey. Bu devlet kaç yıldır var, sistem nasıl oturdu, bu adam ölünce ne olacak vs milyonlarca soru. Adamın kendine kadın sipariş edip ürettirmesi, gel beni boğ diye bağırmasıda karakterin cilvesi. Karakter sinirlerimi oynattığı için fazla bahsetmek istemiyorum.

  Distopya yazıyorsanız bir sistem kurarsınız, önce sistemi tanıtırsınız ve ilerleyen sayfalarda zaman zaman direk zaman zaman da kapı aralayarak sistem eleştirisi yapar, insanları düşünmeye sevk edersiniz. Sisteminizi geçekçi kurar, mantık temeline oturtur, okuru sarsarsınız ki okur o ürperti ile istemdışı düşünmeye başlar ve sistem eleştirinizin de yardımı ile DÜŞÜNÜR, İLHAM ALIR, GÖZLEMLER ve kendi fikrine ulaşır. Bu kitapta şu paragraftaki hiçbir şey yoktu, ürpetmek dışında ki bir süre sonra ürperti de geçiyor sadece yazara sinirleniyorsunuz.

  Bu kitap ne amaçla yazıldı bilmiyorum (cinselliğe bakışını falan hiç anlamadım) ama kesinlikle feminist distopya falan değil, okunmaya değmez hatta yazıldığı genç-yetişkin yaş grubuna da okutulmamalı bence. Bu kitabı beğenip, ilham alanları da anlamadığımı belirteyim, distopya, sistem eleştirisi böyle olmaz sevgili okur. Çok uzun bir yorum oldu, daha kitapta eleştirilecek çok nokta var ama bu yorum akıllarda bir fikir oluşturmuştur umarım.

  Kitaplara düşük puan vermeyi sevmiyorum, genelde yazarın emeğini göz önünde bulundurmaya çalışır, kitapları karalamak istemem ama en çok bu kitaba düşük puan vermek istedim, hatta 1'den düşük bir puan olsun istedim.

Puanım


18 Nisan 2016 Pazartesi

Başmeleğin Öpücüğü (Lonca Avcısı #2) - Nalini Singh | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: Archangel's Kiss
Seri: Guild Hunter #2
Önceki Kitap: Meleklerin Kanı
Sonraki Kitap: Başmeleğin Gözdesi
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 382
Baskı Yılı: 2015
Goodreads Puanı: 4.24  (34,218 Oy)


Arka Kapak Yazısı
Vampir Avcısı Elena Deveraux, bir yıllık komadan uyandığında değişmişti. Artık, kanatları gece yarısı ve şafak renginde olan bir melekti. Ama Elena'nın vücudu hâlâ kırılgandı ve uçabilmek için iyileşmesi gerekiyordu. Son derece çekici bir şekilde tehlikeli sevgilisi Başmelek Raphael ise geçmişten bugüne hep "benim" dediklerine karşı korumacı ve kontrolcü olmuştu. Ne var ki, Elena söz konusu olduğunda otoritesi hiçbir işe yaramıyordu. 

 Birbirlerini henüz anlamaya başlamışlarken Raphael, bir diğer Başmelek olan Lijuan'dan bir balo davetiyesi almıştı. Bu daveti reddetmenin ölümcül sonuçları olabilirdi; bu yüzden Raphael, balonun olacağı ve onları korkunç bir kabusun beklediği Pekin'e gitmeden önce Elena'nın uçmasını sağlamalıydı. Çünkü kadim ve merhametsiz Lijuan, ölülerin gücünü taşıyordu ve özellikle Elena için korkunç planları vardı...


Yorum
     Kitabını ilk kitabıyla kıyaslayacak olursak kesinlikle bu kitabının daha etkileyici olduğunu söyleyebilirim. Yazar iki kitap arasında yaratıcılığının sınırlarını bir hayli genişletmiş olmalı ki kitabı gerçekten ilkiyle kıyaslanamayacak kadar zevkle okudum. Kitapta cinayet ve gerilim romanlarında göreceğimiz türden faili meçhul cinayetler, gizem ve sırlar hakimdi. Buda okuyucuya sadece fantastik bir kitap okuduğunu unutturup adeta bir aksiyon ve gerilim kitabı okuyormuş hissi yarattı. Kitabın bu yönünü sevdim. Kitapta ilk kitapta da hakim olan Elena ve Raphael'in geçmişleri ve aile hayatları ile ilgili birtakım gizemler tamamen olmasa da büyük oranda çözüldü. Bu da Raphael'in o an olduğu kişi olmasında ve Elena'nın neden avcılığa bu kadar bağlı olduğu gerçeği altında yatan sebepleri okuyucunun daha iyi kavramasını sağlamış oldu. Bu kitabın sevdiğim bir diğer yönü de sadece esas kız ve esas oğlanı işleyip yan karakterleri gözardı eden alanı dar kitaplar sıfatına bürünmeyip karakterleri daha ön plana çıkaran diyaloglara ve kesimlere yer vermesiydi. İlk kitapta çoğunun ismini dahi bilmediğimiz "Raphael'in Yedisi " olarak bilinen koruyucuları ve bunların kısa hikayeleri kitaba ayrı bir tat katma özelliğine sahipti. Aynı şekilde sadece bu koruyucular değil Onlar Meclisi üyeleri Başmeleklerin özellikleri, kişisel hırsları, hakimiyet alanları da ön plana çıkarılarak kitabın amacına hizmet etmesi daha iyi sağlanmış oldu. 

      Kitapta sevmediğim nokta öncelikle arka kapak yazısında da okuduğunuz üzere değişime uğrayan komadan uyanmış ve kanatları olan Elena'nın bu değişimi benimserken pek fazla zorlanmaması bu değişimden daha farklı sorunlara değinilirken o sanki doğuştan avcı değil bir melekmişçesine bu duruma pek değinilmemesi kitabın kısır noktalarından biriydi. Kitapta Elena'nın doğuştan avcı olduğu ve bu özelliğinden melek olsa bile vazmeçmeyeceğine değinilirken melekliği kolayca benimsemesi ve üstelik kitapta ilk kitaba oranla avcılıkla ilgili ve Loncayla ilgili bir gelişme olmaması kitabın çelişkili yerlerinden biriydi. Kitapta hoşlanmadığım diğer bir noktada kitabın bazı yönleriyle Elli Ton Üçlemesine taş çıkaracak kadar Elena-Raphael sahneleriyle ve erotizmle içiçe olmasıydı. Kavuşmalarını ve birarada olmalarını ne kadar beklemiş ve mutlu olmuş olsak da birbirlerine olan aidiyetlerinin her fırsatta bu kadar ön plana çıkarılması hem gereksiz hem kitabın amacıyla bağdaşmayacak nitelikte idi. Kitapta sık sık Elena'nın geçmişine gidilerek ona kabuslar yaşatan anıların canlanması, Raphael'in zalim ve bir anlık öfkeyle herşeyi yakıp yıkacak gücüne rağmen ona güvenip onun yanında olabilmek, yaratılmış melek olmanın getirdiği şöhretle tüm gözlerin aynı zamanda tüm düşmanlık ve nefret oklarının üzerine çevrilmesinin üzerinde oluşturduğu hayatta kalma içgüdüsü ve bunlardan çok daha derinde Elena'yı Elena yapan değerleri, asiliği, avcı yetenekleri ve eski kendi iradesiyle kararlar verdiği hayatı ile şuan Raphael ile olan hayatında zıtlaşan noktalar ve bu süreçte Elena'nın gösterdiği bunalım süreçleri kitapta başarıyla işlenmişti. İlk kitapta da eleştirdiğim ve hoşuma gitmeyen bir taraf ise kitapta bazı gereksiz sahneler, betimlemeler çok uzun tutulurken sonunun yine bir oldubittiye getirilmesi ve kitabın başından beri halledilemsi çok sıkıntılı ve zor görünen problemlerin 5 sayfayı bile doldurmayacak şekilde halledilip okuyucuya "Bu kadar basit miydi?" hissi yaşatmasıydı. Bu konuda yazarın kendini geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Kitabın diliyse ilk kitabın neredeyse birebir aynısı olmakla birlikte tek kusuru diyalog sahnelerinde kimin hangi cümleyi söylediğini ayırt etmek bazı yerlerde ustalık istiyordu. Kitap yine üçüncü kişinin ağzından anlatılmıştı ve yalın,akıcı bir dile sahipti. İlk kitabı okuyanların ikinci kitabı çok daha akıcı ve istekli okuyacağını düşünüyorum ve her kitapta heyecan ve gizemler bu şekilde artacaksa üçüncü kitabı okumayı iple çekiyorum. Okumaya değer fantastik serilerden birisi olduğu su götürmez bir gerçek. Herkese bol kitaplı günler diliyorum :)

Alıntılar
Hatıraların insanı en keskin jiletten bile daha fazla kanatacağının bilincindeydi.
Vicdan olmaksızın sahip olunan güç ruhu çürütür. 
Duygusuz mantık çoğunlukla zulmü maskeler; mantıksız duygu da insanların her türlü bahanesini haklı çıkarır.
İlk uçuş hayatta unutamayacağın birşey. Kanatlarını ilk açtığında gelen o hava akımı, baş döndürücü özgürlük hissi, olman gereken kişi olmanın verdiği sevinçle ruhunun dans edişi...

Karakterler
Elena Deveraux:  Avcılar Loncasının en yetenekli avcısı. Raphael'in dişisi. Bebek melek
Raphael: New York Başmeleği. İki kutsal Başmelek olan Nadiel Ve Caliane'nin oğlu
Dmitri: Raphael'in yedi koruyucusunun başkanı olan 1000 yılı geçmiş ömrü olan vampiri. Erotizm oku fırlatmak gibi yeteneklere sahip
Illium:  Namı diğer Bluebell. Zamanında bir faniye aşık olduğu için kanatları yolunan, şimdiyse herkesin hayran olduğu mavi kanatları olan, Raphael'in yedi koruyucusundan biri.
Venom(Zehir): Yakışıklı ve yılan gözlü, ağzından zehir salgılayabilen vampir. Raphael'in yedilerinden en genç olanı.
Jason: Raphael'in yedilerinden birisi. Siyah kanatları olan bu melek, geçmişte çok acılar yaşamasına rağmen güçlü kalmış, Raphael'e en sadık meleklerden birisi.
Aodhan: Raphael'in yedisinden en sessiz ve kendi halinde olanı. Dokunulmaktan nefret ediyor. Geçmişte yaşadıklarının da bunda etkisi var.
Naasir: Raphael'in vahşi vampiri. Yedilerinden biri. Egzotik bir teni var ve çok güçlü.
Galen: Kızıl saçlı ve adeta kas yumağı olan bu melek Elena'nın dövüş yeteneği kazanmasında ona çok yardımda bulunuyor. Somurtkan ve soğuk bir melek. Raphael'in yedilerinden biri.
Riker: Michaela'nın zamanında derisini yüzdüğü vampir ve ona sadık yardımıcsı ve koruyucusu. Elena'yla uğraşmaya bayılıyor.
Michaela: Avrupa Başmeleği ve Onlar Meclisi üyelerinden birisi. Mükemmel bir güzelliğe sahip ve bunu silah olarak kullanmayı çok iyi biliyor. Elena'dan nefret ediyor.
Lijuan: Onlar Meclisi'nin en yaşlı ve evrilmiş meleği. Dünya ile bağlantısını kesmiş ve kendini ölüler dünyasına ve ölüleri diriltmeye adamış. Raphael'e ve oyuncağı/evcil hayvanı olarak gördüğü Elena'ya takıntılı. Çin'in Başmeleği.
Neha: Onlar Meclisi üyelerinden birisi ve Hindistan Başmeleği. Yılanları var ve "Yılan Kraliçesi" deniyor. Zehirleyici güçleri var.
Anoushka: Neha'nın onun kadar zehirli melek kızı. Hindistan Prensesi.
Titus:  Güney Afrika Başmeleği ve Onlar Meclisi üyesi.
Elijah: Onlar Meclisi üyesi ve Güney Amerika Başmeleği. Raphael'in hem akıl danıştığı hem de çekindiği güçlü ve yaşlı başmeleklerden birisi. Çok zeki.
Hannah: Elijah'ın dişisi. Başmelek olacak güçte, yaşta ve akılda olmasına rağmen bunu reddedip Elijah'ın akıl hocası olmayı tercih eden dişisi.
Charisemnon: Onlar Meclisi'nin üyesi ve Kuzey Afrika Başmeleği. 15 Yaşındaki kızları istismar ettiğine dair söylentiler olan zulümkar melek. Hatta sınır komşusu olan Titus'un topraklarından kızlar çaldığı iddiaları yüzünden savaş eşiğindeler.
Favashi: Onlar Meclisi üyelerinden biri ve İran'ın Başmeleği. Güzelliği ile göz kamaştıran bu kadın, Michaela tarafından kıskanılıyor.
Astaad: Onlar Meclisi üyelerinden birisi ve Pasifik Adalarının başmeleği. 
Slater Patalis: Elena'nın kabuslarına giren ve ablaları Ari ve Belle'nin ölümüne sebep olan çocukluk kabusu azılı vampir.
Jessamy: Galen'in güzel eşi. Kanatları kırılıp bir daha düzelemediği için uçamayan melek. Küçük çocuk melekleri eğiten öğretmenleri aynı zamanda Elena'ya da kitaplar vererek yardımcı oluyor.
Keir: Barınak'ın en yetenekli doktoru olan melek. Şifacı.

Puanım




8 Nisan 2016 Cuma

Meleklerin Kanı (Lonca Avcısı #1) - Nalini Singh | Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Angels' Blood
Seri: Guild Hunter #1
Sonraki Kitap: Başmeleğin Öpücüğü
Yayınevınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 400
Baskı Yılı: 2016
Goodreads Puanı: 4.12  (49,558 oy)
 

Arka Kapak Yazısı
Tehlikeli bir yakışıklılığa sahip olan New York Başmeleği Raphael, vampir avcısı Elena Deveraux'ya 
bir iş teklif etmişti. Ancak Elena'nın bu sefer peşine düşmesi gereken yolunu şaşırmış bir vampir değil, çok daha tehlikeli, çok daha deli bir avdı.

 Avının peşinde Elena bir yandan hızla tutkunun eşiğine sürüklenirken, bir yandan da hayatı için mücadele ediyordu ve hayatını kurtarsa bile Raphael'in baştan çıkaran dokunuşlarına yenik düşmesi kaçınılmazdı. Çünkü başmeleklerin oyunu sözkonusu olduğunda ölümlülerin hiç şansı yoktu...


Yorum
Serinin ilk kitabı olan bu kitaba gayet sıcak duygularla başladım çünkü her ne kadar fantastik serilerin geneli gerek imkansız ve tehlikeli aşkları işlemek konusunda gerek düşmanlarla doğaüstü savaşlara girilmesi konusunda birbirine benzese de hepsinin kendine ait ayrı bir dünyası ve yazarın hayalgücünün diğerlerinden ayrılan bir yansıması görülmektedir. Ve bu serinin ilk kitabında da diğer fantastik serilerde rastladığımdan farklı, beni şaşırtan senaryolar ile karşılaştım. Yazar bu serisinde vampirleri içeren seriler ile melekleri içeren seriler dışında bir değişiklik yaparak bu iki grubu biraraya getirmiş. Evet, yanlış duymadınız! Bu kitapta vampirler ile melekler birarada. Ama ne vampirler Twilight serisinde gördüğümüz klasik vampirlerden ne de melekler Hush Hush serisindeki düşmüş meleklerden. Kitapta bu türler arasında bir hiyerarşi mevcut. Melekler bile kendi aralarında bir kıdeme göre alt-üst ilişkisine sahip. Başmelekler meleklerden üstün, melekler vampirlerden, vampirler lonca avcılarından ve son olarak da neredeyse bütün fantastik serilerde rastladığımız gibi insanlar en alttaki en güçsüz varlıklardır. Başmeleklerin ise on kişiden "Onlar Meclisi" isminde bir meclisi var.

    Kitap genel olarak lonca avcıları ve başmelekler üzerine kurulsa bile, insanlar ve vampirler de ön planda. Lonca avcılarının asıl amacı, kendilerinin üstü olan amir meleklerin ve başmeleklerin sözlerini dinlemeyen yaratılmış ve sonsuz ömre sahip vampirlerin yakalanması ve ilgili meleklere para karşılığında teslim edilmesi. Ancak kitabın esas kızı Elena en yetenekli lonca avcısı olarak sadece vampirlerin peşine düşmeyecek. Bu kitapta ağırlıklı olarak Elena'nın tehlikeli insanlarla işbirliği içine girmesi, onlarla ateşle dans etme tadında zıtlaşması ve çatışmaları ve bunun yanında kendi asi kişiliği ile olan savaşı ele alınıyor. Bir yandan tehlikeli ve ölümcül amiri Raphael'in zalim kişiliğinden tiksinirken diğer yandan onun hiç görmediği hatta görmeyi bile ummadığı derine nüfuz eden mükemmelliği ile mest olan Elena kendi hayat mücadelesini verirken aynı zamanda fevri kişiliği ve dik kafalılığının başına açtığı belalar ile mücadele ediyor. Serinin ilk kitabında her ne kadar okuyucuyu diken üstünde oturtacak kadar macera olmasa bile aksiyonun kitabın sonlarına doğru arttığı aşkın, romantizmin de derinden hissedildiği bir kitapla karşı karşıyayız. Kitap heyecan verici ve okuyucuyu merakta bırakacak şekilde yazılmış, onları ikinci kitabı okumaya teşvik edecek şekilde sona eriyor.

   Kitabın diline gelince okuyucuyu memnun bırakacak sade ve akışkan bir dile sahip. Kitap ben-dili kullanılarak değil, üçüncü kişili anlatım tekniğiyle yazılmış ve içseslere ve diyaloglara bolca yer verilmiş. Elena ve Raphael arasındaki diyaloglar yürek hoplatacak cinsten eğlenceli ve bazen de gizemli. Genç-yetişkin tarzı kitap takipçilerinin zevk alarak okuyacağını düşündüğüm bir kitap. Yazar iyi iş çıkarmışa benziyor. Bu şekilde serinin diğer kitaplarını devam ettirirse iyi bir okuyucu kitlesine de sahip olabilir. Bol kitaplı günler...


!!!Spoiler!!!
Kitapta Onlar Meclisi'nden Uram'ın kötü yola düşmesi ve kan tutkunu olup insanlık için tehlikeli hale gelmesi ve en sonunda Elena ve Raphael işbirliği ile alt edilip öldürülmesi işlenmişti. Yazarın bazı kitapları henüz Türkiye'de basılmadı ne yazık ki. Ama kitabın 9 seri olmasından ve ilk kitapta Onlar Meclisi'nden birinin yolunu kaybedip "kandandoğan" haline gelmesi ve öldürülmesinin hemen ardından kitabın sonlarına doğru Onlar Meclisinin diğer kıdemli üyesi Lijuan'ın da hayatında tuhaflıklar yaşanması gibi ipuçlarından yola çıkarak daha diğer serileri okumadan azıcık kitap okuma tecrübemle şunu söyleyebilirim ki; diğer kitapların herbiri Elena ve ismini koyamadıkları şeyler yaşadığı aşkı Raphael'in bu Onlar Meclisi üyeleri ile yaşadığı mücadeleler ayrı ayrı ele alınmış olabilir.

Alıntılar
İnan bana melek çocuk gittiğin her yerde kadınların aklını başından alırsın.
Sen ölümüm olacaksın Elena!
Menfaatler çatıştığında aslan payını isteyecektir.
Artık biraz daha insansın, Başmelek!
                                 
   Serinin Diğer Kitapları

1)Angels' Blood (Meleklerin Kanı)
2)Archangel's Kiss (Başmeleğin Öpücüğü)
3)Archangel's Consort(Başmeleğin Gözdesi)
4)Archangel's Blade
5)Archangel's Storm
6)Archangel's Legion
7)Archangel's Shadows
8)Archangel's Enigma
9)Archangel's Heart


Karakterler
Elena Deveraux: Avcılar Loncasının en yetenekli avcısı
Raphael: New York Başmeleği
Sara: Avcı Loncasının şimdiki yöneticisi. Deacon'un eşi ve minik Sue Elena'nın annesi
Ransom: Avcı Loncasının çok yetenekli bir o kadar da yakışıklı avcısı. Elena ve Sara'nın arkadaşı
Dimitri: New York Başmeleği Raphael'in 4'ü vampirden, 3'ü melekten oluşan yedili korumasının vampir olanlarından birisi. Yaşı 500'den fazla. Erotizm okları ile bayanların aklını başından alıyor
Jeffrey Deveraux: Elena'yı avcı olduğu için dışlayan iş adamı babası
Uram: Onlar Meclisinin güçlü başmeleklerinden biri. Rusya Başmeleği
Lijuan: Onlar Meclisinin en yaşlı Başmeleği. Çin'in Başmeleği
Illium: Raphael'in yedilisinden melek olanlardan bir tanesi. Mavi kanatları ile insanları büyüleyen, Raphael'e sadık bir melek
Michaela: Onlar Meclisinin kadın başmeleklerinden birisi. En son Uram'ın ondan önce de birçok başmeleğin dişisi olmuş, güzelliği dillere destan Avrupa Başmeleği



Puanım