Cassandra Clare etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cassandra Clare etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2017 Pazar

Cennet Ateşi Şehri (Ölümcül Oyuncaklar #6) - Cassandra Clare | Kitap Yorumu

   Orijinal Adı: City Of Heavenly Fire
Seri: The Mortal Insruments  #6
Önceki Kitap: Kayıp Ruhlar Şehri
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 800
Baskı Yılı: 2014 
Goodreads Puanı:4.48  (206,247 Oy)


Arka Kapak Yazısı
Siyah, gece boyu avlanmanın rengi

Beyaz, ölümün ve yasın

Altın rengi, gelinlikler içindeki bir gelinde güzel

Ve kırmızı, büyüyü tersine çevirmeye özel

- Gölge Avcısı Çocuk Şiiri

    Dünyayı sarsan kült seri “Ölümcül Oyuncaklar”ın merakla beklenen bu baş döndürücü finalinde, Clary ve arkadaşlarışimdiye dek karşılarına çıkan en acımasız düşmanla savaşacak: Clary’nin ağabeyi.Sebastian Morgenstern çoktan harekete geçti. Cehennem Kupası’nın gücüyle Gölge Avcıları’nı karanlık avcılara dönüştürüyor. Aileleri ve âşıkları birbirinden ayıran bu karanlık yaratıklarla Sebastian’ın ordusu gitgide genişliyor.

   Köşeye sıkışan Gölge Avcıları, Idris’e çekilse de Alicante’nin meşhur iblis kuleleri bile onları Sebastian’ın gazabından uzak tutacak güçte değil. Üstelik Ne filimler, Idris’te kapana kısılmışken dünyayı iblislerden kim koruyacak?

   Ne flimler’in hayal bile edemeyeceği kadar büyük bir ihanet açığa çıkarken Clary, Jace, Isabelle, Simon ve Alec’in kaçmaktan başka çaresi yok. Daha önce hiçbir Gölge Avcısı’nın ayak basmadığı ve giden hiçbir canlının geri dönemediği iblis topraklarının derinliklerine yolculuk etmek zorunda kalsalar da...


Yorum
   Nihayet sürünerek de olsa koskoca seriyi çok şükür ki bitirdim. Normalde bunun gibi fantastik aşk romanları hemen akar gider ama ben sadece otobüsten otobüse e-kitap olarak okuduğum için bitirmem biraz zaman aldı. Belki de sırf böyle süründürerek okuduğum için çok da tadını alamadım kitabın. En azından serinin diğer kitapları kadar sevemedim. Serinin ilk kitabından sonuna doğru beğenme oranım düzenli bir şekilde azaldı diyebilirim.

   Kitapta çok fazla olay sığdırılmaya çalışılmış ama bu kurgu kargaşasına sebep olmuş. Sürekli kitabı aksiyonlu yapayım derken yazar biraz fazla abartmış diye düşündüğüm yerler oldu. Spoiler vermek istemiyorum ama kitabın gidişatı ve sonunda olanlar beni pek şaşırttı diyemem. Öngörülebilir sonlardan nefret ediyorum! Ama yazarın birtakım şaşırtmacalar yaptığı noktalar oldu. En azından herkes mutlu ve amacını elde etmiş diyebileceğimiz bir klişe yoktu. Simon’ı bu kitap daha çok sevdim. Çekici bulduğum Sebastian’a yani Jonathan’a ya da adı her neyse ona biraz daha sempati duyduğum yerler oldu. Özellikle kitabın son sayfalarına doğru bir an Jace’ciliği bırakıp Sebastian’cı olmama ramak kalmıştı. Jace’in özgüvensiz halleri ve ezilmiş çocuk psikolojisi artık feci sıkmaya başlamıştı beni ve Sebastian bir kaçış olmuştu bana. :)


     Kitaba farklı farklı çok fazla karakter katıldı. Etraftan aldığım duyumlara göre bazıları yazarın önceki serisi Cehennem Makineleri içinde yer alan karakterler olduğu için iki seri arasında bir köprü kurulmuş oldu. Ama onlarla ilgili bazı yerlerin çok fazla uzatıldığı ve içimi sıktığı gerçeğini göz ardı edemem. Belki bu Ölümcül Oyuncaklar Serisi’ni okumadan önce diğer seriyi okuyanlar için sorun olmamıştır ama ben onlar kadar severek okumadım o karakterlerin bölümlerini. Yani tavsiyem bu kitabı henüz okumamış olanların bu seriyi beklemeye alıp daha kısa bir seri olan Cehennem Makineleri serisini araya sıkıştırmaları. En azından bunu yapmak kitabın azımsanamayacak kadar bir kısmını daha çekilir kılacaktır.


   Kitap akıcı ve üslup güzeldi. Diyalogların doğallığı hoşuma gidiyordu. Özellikle Magnus Bane’in alaycı ve sempatik konuşmaları cidden haz alarak okuduğum yerlerdi. Ancak çeviri de yadırgadığım yerler olmadı değil. 5 kitaptır “stel” olarak okuduğum şey bu kitapta “mızrakçık” olarak çevrilince onun farklı bir şey olduğunu düşündüm ve uzun süre adapte olamadım. Sessiz Biraderler gibi başka birtakım çeviri hataları da olmasa gerçekten daha iyi olurdu. Gereksiz yere uzatılmış olsa bile, son 3 kitap biraz ağır ilerlese de yine de okuduğuma değdiğini düşünüyorum. Bu tür serileri sevenler hemen okumalılar. Bende ne zaman kısmet olur bilmiyorum ama Cehennem Makineleri’ni de yakın zamanda okumayı düşünüyorum. Herkese bol kitaplı günler. :)


Alıntılar
Zamanın silemediği anılar vardır. 
Sonsuzluk kaybı unutturmaz, sadece daha katlanılır kılar. 
Silahlar kırılıp tamir edildiği zaman, tamir gördükleri yerler daha güçlü olabilir. Belki kalpler de aynıdır. 
Bazen bir şeyleri yeniden kazanmak için her şeyini kaybetmen gerekir ve kaybetmenin verdiği acı ne kadar büyükse yeniden kazanmak da bir o kadar tatlıdır. 
Tuhaf, diye düşündü. Kendini hep cesur bir insan olarak düşünmüştü. Ölümsüz bir hayat yaşamak ve yüreğinle zihnini yeni deneyimlere, yeni insanlara kapatmamak cesaret gerektirirdi. Zira yeni olan şey hemen hemen hep geçiciydi. Ve geçici olan insanın kalbini kırardı. 
Düştüğün zaman olan budur. Sende pırıl pırıl olan her şey karanlık bir hal alır. Bir zamanlar ne kadar zekiysen o kadar kötü olursun. Uzun bir düşüştür bu. 
Bildiğim ve sevdiğim her şeyi terk ettim. Belki tam olarak terk etmedim ama kendimle daha önceki hayatım arasına bir cam duvar ördüm. Onu görebiliyor, fakat dokunamıyordum, bir parçası olamıyordum.


Puanım

19 Ekim 2016 Çarşamba

Kayıp Ruhlar Şehri (Ölümcül Oyuncaklar #5) - Cassandra Clare | Kitap Yorumu


Orijinal Adı: City Of Lost Souls
Seri: The Mortal Instruments #5
Sonraki Kitap: Cennet Ateşi Şehri
Sayfa Sayısı: 636
Baskı Yılı: 2013
Goodreads Puanı: 4.31  (297,746 oy)


Arka Kapak Yazısı
   New York Times çoksatarı "Ölümcül Oyuncaklar" serisi devam ediyor.

Tabii Jace, Clary ve Simon'ın başındaki tehlikeler de...
Jace'le Clary yeniden karşılaştığında, Clary korkunç gerçekle yüzleşti. İblis Lilith'in büyüsü altındaki Jace, kötülüğün hizmetkarı olmuştu.
Gölge Avcıları şimdi ne yapacaktı?
Kaybedilen geri istenebilir miydi?
Aşk için ödenecek bedel, ne olabilirdi?
Günah ve kurtuluş işbirliği yaptığında, kime güvenmek gerekirdi?


Yorum
Merhaba sevgili okurlar! 
      Görüşmeyeli, bloğa yazmayalı hayli zaman oldu. Okulların açılması, derslerin yoğunluğu, yurda yerleşme çabası derken uzun süre yazamadım ve yazamamanın verdiği sancı artık dayanılmaz olmuştu ve bugün nihayet kavuştum. İlk dört kitabını okumuş olduğum Ölümcül Oyuncaklar Serisinin beşinci kitabını da bitirdim. Seriyi biran önce bitirerek başka kitaplara gömülmek için sabırsızlanıyorum. 6 kitaplık serilerin sıkıntısı bu oluyor maalesef ki. Araya zaman koyarak okursan diğer kitaplardaki olayları karıştırabiliyor ve hatta unutabiliyorsun ve başka kitaplar girince kopukluk oluyor serinin tadını alamıyorsun. Aralıksız olarak tek bir seriyi bitirme gayretine girince de hep aynı türü ve benzer kitapları okuduğun için biran önce bitirip farklı türler okumak istiyorsun. En azından serinin bitmek üzere olduğuna seviniyorum.

     Öncelikle seri için şunu söylemem gerekiyor. Üçüncü kitabın yorumunda olayların sonuçlandığını söylemiştim. İlk kitaplardaki olaylar çözülmüş ve her şey yoluna girmişti ama yazar seriye doyamamış olacak ki başka bir olay örgüsü oluşturarak seriyi devam ettirmişti. Dördüncü kitaba yorum yaparken yazarın seriyi uzatmak için çaba içine girerek yeni olaylar ve karakterler kurgulamasından ancak buna rağmen serinin vitesi düşmeden heyecanla devam etmesinden ve kendini okutmasından bahsetmiştim. Ancak dördüncü kitap bitip beşinci kitaba geçtikten sonra fikirlerim birazcık olsun değişti. Çünkü üçüncü kitabın sonunda ortaya çıkan olay dörtte son buldu ama yine bir tür zorlama ile seri 2 kitap daha uzatılmış oldu. Bu artık biraz kasıntı görünmeye ve olaylar birbirini tekrar etmeye başladı. Bu seri ile ilgili zayıf bir özellik ve önceki kitapların kalitesine de gölge düşürdü diyebilirim.

    Karakterler genel olarak bir önceki kitaplarla ve özellikle de 4.kitapla benzerdi. Clary, Jace, Sebastian, Jocelyn, Luke, Maia, Magnus, Alec, Isabelle, Simon gibi her kitap görmeye alışık olduğumuz karakterler bu kitapta da hakimdi. En baş karakterlerin değil neredeyse tüm karakterlere ufak da ola bölüm ayrılmış hepsinin duygu ve düşünceleri o bölümlerde anlatılmıştı. Ağırlık yine baş karakterlerde olsa da bu güzel bir detaydı. Serinin başından beri tabiri caizse “mıymıntı” bulduğum Simon’ı artık öyle bulmuyorum demeyi çok isterdim ama maalesef 5 kitap geçmesine rağmen hâlâ bu özelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş. Bu ezik çocuk tavırlarıyla serinin başından beri bir türlü ısınamadığım bir karakter ve hatta bir mucize olsa ve Cassandra Clare en azından bir karakteri öldürse ve o karakter de Simon olsa diye çok da dilekte bulundum ama iyi karakterlerden asla vazgeçemediği, onları öldüremediği ortada. Simon’ın bölümlerini okurken çoğu zaman uykum geliyordu.



    Serinin ilk kitaplarına kıyasla bazı yerlerde (her yerde değil!) duygu tasvirleri konusunda yazarın aşama kaydettiğini düşünüyorum. Serideki donukluk bu kitapta daha az hissediliyordu. Her şeyin paranormal bir zemine oturtulmaya çalışılması kitabı anlaşılması zor kılmıştı ve akılda kalmayan detaylar çoktu. Kitapta seçilen mekanlar hoştu. Savaşma sahneleri biraz kısır anlatılmıştı. Ama yine de kitapta güzel kurgulanan yerler vardı. Bazı detaylar gerçekten kitabın sıkıcılığını kırıyor ve okunabilir kılıyordu.

[SPOILER!]
    Duyguya tam veremeyen yerler vardı ve bence bir kitapta kurgu, macera, akıcılık kadar duyguyu vermesi de önemlidir. Bu duygu aşk olsun, öfke olsun, acı olsun fark etmez. Özellikle Clary’nin Jace’e kılıç sapladığı yerde duyular çok yüzeysel anlatılmıştı. Daha ne olduğunu anlamadan okuyup geçmiş oldum. Oysa Vampir Akademisinde Rose’un köprüde Dimitri’yi öldürdüğü yer ya da Ateş Serisinde MacKayla’nın Jerricho’yu öldürdüğü yerde duygu çok yoğundu ve içimde hissetmiştim. Tür olarak ve diğer açılardan bu serilere çok benzediği için özellikle onlarla kıyasladım ve bu konuda türdeşlerine kıyasla ne yazık ki sınıfta kalıyordu. :(

    Üsluba gelince serinin genel üslubu gibi akıcıydı. Karakterlerin ruh hali üçüncü kişi ağzından tasvir ediliyordu. “Clary heyecanlanmıştı, Simon dehşete düşmüştü” gibisinden bir anlatımdı kısacası. Heyecanlı ve akıcı bir kitaptı. Derin bir mesajı ya da size katabileceği pek bir şey olmasa da zaman geçirmek için tercih edilebilirdi. En azından çabuk okunan ve kolay anlaşılan bir yönü var ki zamanınız olmadığında araya sıkıştırabileceğiniz bir kitap. E-kitap şeklinde indirip okulda ders aralarında veya toplu taşıma araçlarında rahatlıkla okuyabilirsiniz. Ben tabiki her zaman kitap halini okumanızı tercih ederim ama hem para vermemek adına hem taşıması kolay olduğundan hem sanki suç işliyormuşsunuz gibi insanların sürekli kitabınızı dikizlemesinden kurtulmak açısından bu pratikliği düşünebilirsiniz. Ben genelde kütüphaneden temin edip okudum seriyi ama bu kitabı “e-kitaptan okudum ve gayet rahattı. Hoşunuza gidebilecek bir fantastik kitap. İyi okumalar dilerim.:)

Seri Kitapları
5)Kayıp Ruhlar Şehri
6)Cennet Ateşi Şehri


Alıntılar
Hiç kimse kötülüğü kötü olduğu için seçmez. Kötülüğü seçen iyiyi aradığını, sonunda mutluluğu bulacağını zanneder.
Tanrı biliyor ya hepimizin güzel ve kırılgan olan her şeye zaafı var. Fakat bazı insanlar değiştirilemez. Değiştirilebilseler bile kendini feda edeni mahveden büyüklükte bir aşkla olur bu.
Seni bazı karanlık şeyleri sever gibi seviyorum.
Bir ilişkide sırlar olmalı. Henüz okunmayan bir kitap, ezberlenen bir kitaptan çok daha heyecan vericidir.
Her şeyin fazlası zarar, diye düşündü Simon. Fazla karanlık insanı öldürebilir, fazla aydınlık insanı kör edebilir.
Bazı anıları silmeye zamanın gücü yetmez.
İnsanları kendileri olmalarına izin vererek sevmek gerekiyor.

Puanım
 

2 Ağustos 2016 Salı

Düşmüş Melekler Şehri (Ölümcül Oyuncaklar #4) - Cassandra Clare | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: City Of Fallen Angels
Seri: The Mortal Instruments #4 
Önceki Kitap: Camlar Şehri
Sonraki Kitap: Kayıp Ruhlar Şehri
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 496
Baskı Yılı: 2013
Goodreads Puanı: 4.16  (330,593 oy)


Arka Kapak Yazısı
 Aşk. Kan. İhanet. İntikam. İşler artık her zamankinden de karışık!

Ölümcül Savaş sona erdi. On altı yaşındaki Clary Fray de nihayet New York'taki evine döndü ve halinden memnun. Gölge Avcısı olmak için eğitiliyor. Annesi hayatının aşkıyla evleniyor ve Aşağı Dünyalılar'la Gölge Avcıları sonunda barış ilan etti. En önemlisi de Jace artık Clary'nin sevgilisi. Ancak her güzelliğin bir bedeli var. İşler tam yoluna girdi derken biri Gölge Avcıları'nı öldürmeye başlıyor. Şimdi, Aşağı Dünyalılar'la Gölge Avcıları arasında yeni bir savaş başlaması an meselesi. Jace de birdenbire uzaklaşmaya başlayınca Clary, büyük bir gizemin içine dalıp en korkunç kabusuyla yüzleşecek. Sevdiği her şeyi, Jace'i bile kaybetmesine yol açabilecek olaylar zincirinin başlamasının ise tek bir nedeni var. Bizzat Clary.



Yorum
    Merhaba sevgili okurlar! Gördüğünüz üzere seriye tam gaz devam ediyorum ve dördüncü kitabını da bitirmiş bulunuyorum. Kitabı dün bitirdim ama yorumlarımı sabaha sakladım, en azından kitabı birazcık sindireyim istedim.

     Serinin en son okumuş olduğum üçüncü kitabı olan "Camlar Şehri"ne yapmış olduğum yorumda hikayenin bittiğini, olayların ve gizemlerin çözüldüğünü ve serinin üç kitap daha devam etmesine şaşırdığımı söylemiştim. Yazarın hikayeyi nasıl devam ettireceğini merak ediyordum ve ilk üç kitabı çok beğendiğim için -özellikle de 3. kitabı- seriyi devam ettiren yazar serinin değerini düşürürse diye de endişelenmiştim. Okuyunca bu endişelerim geçti büyük oranda. Okuduğumda ilk üç kitaptaki olaylardan biraz farklı boyutlara sürüklenen ve çizgisini değiştiren bir kitapla karşılaştım. Dördüncü kitabın bazı yönlerden ilk üç kitaptan sıyrıldığı açıkça görülebiliyordu. Hatta bazı yerlerde sanki serinin devam kitaplarını Cassandra Clare değil başkası yazmış da devam ettirmiş gibi olan yönler de vardı. Ama yine de bence serinin devam etmesi iyi olmuş. Çünkü ilk üç kitapta olayların bir çoğu çözümlense ve her şey açığa kavuşsa bile karakterlerin gelişimi, değişimi, bundan sonra ortaya çıkabilecek bazı sorunlar gibi konular da kitap biraz açık uçluydu ve bu kitapta bunların bir kısmı açığa kavuşmuş oldu. Örneğin; Clary bir gölge avcısı ve yeteneklerini geliştiremeden seri bitseydi bazı yönlerden saçma olurdu. Bir kitabın devam etmesi için öncelikle karakterlerin uğraşması gereken olaylar ve sorunlar olması gerekir. Üçüncü kitapta sorunlar büyük oranda çözülse de dördüncü kitapta yazar daha farklı sorunlar üretmeyi başarmış ve seriyi devam ettirmek için aradığı taze kanı bulmuş gibi görünüyor. Ancak bence ilk kitaplardaki mücadeleler ve sorunlarla kıyaslandığında bu kitapta ortaya çıkan sorunun daha zorlama ve gereksiz olduğunu düşünmeden edemedim. Hatta saçma bulduğumu bile söyleyebilirim. Ben olsam daha farklı bir problem ortaya çıkmasını isterdim.

    Kitapta olaylar yine farklı mekanlarda geçiyordu. Karakterlere ise yenileri katılmıştı. Üçüncü kitapta ön planda olan bazı karakterler biraz arka planda kalmıştı merkezdekiler olsun Lightwood'lar olsun kısacası yetişkinler biraz daha geri plandaydı. Buna kıyasla diğer kitaplarda daha sönük kalan bazı karakterler ise bu kitapta daha ön plana geçmeyi başardı. Üstelik bazı karakterlerin geçmişlerine ışık tutulması da seri için önemli bir detaydı. 

     Kitapta beni gerçekten sinirlendiren şey kitapta sevdiğim baş karakterlerden birisinin sürekli ezik tavırlar içine bürünmesi ve melankolik ve karamsar halleriyle beni sıkmasıydı. Bu durum üçüncü kitapta da mevcuttu ama bu kitapta daha da yoğunlaştı. Bu karakter de Jace'ten başkası değil elbette. Ama yazara bir yandan hak vermeden de edemiyorum çünkü Jace'in önceki kitaplarda özellikle de üçüncü kitapta yaşadığı olaylardan sonra her şeyi düzelterek hiç bir sorun yokmuş gibi devam etmesi saçma olurdu. Bu olayların karakterini etkilemesi, hayatına olumsuz etkilerde bulunması ve onun bunlarla mücadele etmek zorunda kalması kitabı daha gerçekçi kılıyordu. Sadece bunu yaparken yazar Jace'i ilk baştaki Jace'liğinden sıyırdıkça bende gerçekten soğumaya başladım. Umarım bu bir sonraki kitaplarda da böyle devam etmez. Clary içinse sürekli kendini geliştirmesi ve özgüveninin oturması yönünden takdirle baksam da bazı yönlerde onun da Jace'ten aşağı kalır yanı olduğunu düşünmüyorum. Yine de onun Jace'ten daha fazla umut vaat ettiği çok açık.


     Üslubu serinin genel üslubuna paralel gidiyor. Üçüncü kitaptan pek fazla farkı yok. Üçüncü bakış açısıyla anlatılan olaylarda daha çok Jace'in düşünceleri, Clary'nin düşünceleri ve zaman zaman da Simon'ın düşünceleri geçiyor. Olay bu üç karakterin çevresinde gerçekleşen olayların ayrı başlıklar halinde onların gözünde nasıl göründüğü, nasıl hissettirdiği anlatılıyor. İlk üç kitaba göre daha kısa ama onlar kadar akıcı olduğu için sayfalar elinizden kayıp gidiyor. Hızlı ilerlenebilen bir kitap. Sürekli aksiyon dolu ve romantizm de dozunda. Hatta bu seri kesinlikle bir aksiyon filmi serisi olabilir. Zaten ilk filmi de çekilmişti. Beklenen başarıyı elde edemediği için serinin devam etmeyeceği açıklanmış ve ikinci filmin çekimleri de durdurulmuştu. Ancak hayranlara güzel haberlerim var, çekimlere yeniden başlanmış diye okumuştum geçen. :) İlk filmde kitaptan çok fazla koparak hata yaptıklarını düşünüyorum ve umarım bunu diğer filmlerde yapmazlar. Seriyi seviyorum ve filmdeki karakterler de onları okurken gözümde canlandırmamı kolaylaştırıyor. Bazı fantastik serilerin aksine karakterler sürekli öpüşmek, koklaşmakla meşgul değiller. Hatta şu kitaba kadar gerçekten yoğun erotizm kokan bir bölüm neredeyse hiç olmadı. Buda benim takdirimi kazanan bir diğer nokta. Kısacası bu kitabı da sevdiğimi söyleyebilirim. Bu seriyi bitirmeye kararlıyım çünkü kitabın sonu yine heyecanlı ve okuyucuyu meraklandıracak şekilde bitti. Açıkçası ilk üç kitabın sonuna kıyasla en meraklandırıcı ve en heyecanlı şekilde biten ve okuyucuya "Acaba diğer kitapta neler olacak?" diye sorgulatan kitabın bu olduğunu düşünüyorum. Mutlaka okumanızı öneririm. Diğer kitap yorumlarında buluşmak dileğiyle :) 


Alıntılar
Güç mıknatıs gibidir. Onu arzulayanları kendine çeker. 
Senden nefret ettim ve o nefret hayatımı kolaylaştırdı. Suçlayacak birine sahip olmanın bazı avantajları  var.
Işık ve karanlık arasında zannetiğiniz kadar büyük farklar yoktur. Ne de olsa karanlık, ışık tükendikten sonra kalan şeydir. Işığın kendini tüketişidir.
Başka seçeneğin yokmuş gibi düşündüğünde haklı olmak o kadar kolay ki.

=> =>  Serinin ilk filmini izlemeyenler için fragman; 






Puanım


29 Temmuz 2016 Cuma

Camlar Şehri (Ölümcül Oyuncaklar #3) - Cassandra Clare | Kitap Yorumu

Orijinal Adı:City Of Glass
Seri:The Mortal Instruments #3
Önceki Kitap: Küller Şehri
Sonraki Kitap: Düşmüş Melekler Şehri
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 610
Baskı Yılı: 2013
Goodreads Puanı: 4.34  (549,883 oy)


ArkaKapak Yazısı
 Vampirler, kurtadamlar, periler ve gerçek ask.
Soluğunuzu kesecek bir gerilim ve heyecan.
"Ölümcül Oyuncaklar"da aksiyon tam gaz!

 Clary, annesinin ölümüne sebep olan iksirin peşindeydi ve ona ulaşmak için de bir an önce Camlar Şehri'ne gitmesi gerekiyordu. Kendisini sağlam bir ölüm kalım savaşının içinde bulmasıysa an meselesiydi. Kurtadamlar, vampirler ve periler, ortalığı birbirine katmak için Camlar Şehri'nde biraraya gelmişti. Clary'nin tek bir kozu vardı. Sahip olduğu güçler! Fakat bu aynı zamanda büyük bir risk ve sorumluluk demekti. Çünkü ya herkesi kurtaracak ya da her şeyi yok edecekti.

Clary'nin yolculuğunda ona ihanet ve onur eşlik etti.
Kah kazandı, kah kaybetti.
Olsun!
Camlar Şehri için değerdi!


Yorum
    Merhaba sevgili okurlar! Etkileyici bir serinin üçüncü kitabını da bitirmiş bulunuyorum. Yorumlamak için günün bu saatlerinden  daha iyi bir vakit var mı? Zihnim böylesine berrakken. Serinin ilk iki kitabının yorumunu eski gönderilerimde bulabilirsiniz. Bu seferki yorumumu da o yorumlara bağlı kalarak ve kıyaslamalar yaparak aktarmak istiyorum.

   Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu kitap ilk iki kitaba kıyasla çok daha sürükleyiciydi ilk üç kitabın hatta tahminim o ki serinin nirvanasıydı.  Seriyi okuduğuma pişman olmadığıma emin olacak kadar zevk aldım kitaptan. İlk kitapları eleştirirken birçok şeyi tahmin edilebilir bulduğumu söyleyerek bu yönüyle eleştirmiştim kitabı ama bu kitapta bazı yeni gelişmelerle bu olumsuzluk kırılmış oldu. Her kitapta gelişen karakter kadrosu kitaba ayrı bir renk katıyordu. Özellikle ilk kitaplara kıyasla bu kitapta karakter kadrosu en geniş halindeydi. Kitapta gerek Merkez’in yer aldığı şehirden yani Idris’ten bahsedildiği için birçok Merkez üyesi, bunun yanısıra birçok aşağı dünyalı karakter ve iblis sürüleri gibi çok geniş çapta hareketlilikler vardı. Karakterlerin birçoğunu seride ilerledikçe benimsemeye başladım. Bu kitapta ise iyice bağlandım onlara. Clary’nin olayları anlamlandırmaya çalışan pısırık ve korunması gereken kız çizgisinden sıyrılarak güçlü ve savaşçı kız haline geçişi bir yandan hoşuma gitti ama bunda da klişeler bulmak canımı sıktı. Jace’in dışarıdan özgüvenli tavırlarının arkasındaki kendini ezen, yaralı çocuk oluşu biraz sinirimi bozmadı değil. Ben onun egoist bir hergele gibi hareket edişine vurulmuştum bu yüzden bu kitapta beni biraz üzdü kendileri ama yine de Jace, Jace işte. J Kitaba yeni giren bazı karakterlere başta da Sebastian’a ısınır gibi oldum ama daha birçoğunu tam çözemeden kitap sona erdiğinden henüz tam olarak bir şey söyleyemiyorum. Onları benimseyebilmem için tanımam gerektiğini düşünüyorum. 
     
    Kitapta ilk kitaplarda ısrarla eleştirdiğim gibi burda da eleştirmekten kaçınmayacağım bir nokta ise yazarın bazen aksiyonu ve olayları anlatmaya aşırı yoğunlaşmaktan o olayların karakterler üzerindeki etkilerini anlatmayı es geçmesiydi. Bunu en çok bu kitapta hissettim. Özellikle Clary’nin kitabın sonlarına doğru yaşadığı bir olay aslında onun felaketi gibi olması gerekirken Clary’nin duygularına neredeyse hiç değinilmeden olay bir anda seyrini değiştirdi. Ortaya çıkan bazı sırlara verilmesi gereken tepkiler son derece sönük kaldı fikrimce. Bu seriye benzer okuduğum diğer serilerde buna benzer şeylerde karakterlerin hislerine daha fazla yer verilerek kitabı ve karakterleri anlamamız sağlanıyordu ama o bu seride o kadar güçlü değildi ve bence kitabı anlamak ve sevmek için karakterleri ve yaşadıkları dehşeti, mutluluğu, üzüntüyü, heyecanı hissetmek son derece önemlidir bu yüzden yazarın duygu tasvirlerine çok abartılı olmasa da mutlaka yer vermesi gerektiğini düşünüyorum.
   
    Kitabı bitirdikten sonra ilk düşündüğüm “Vay be!” den de önce “Serinin hala devam ettiğine inanamıyorum!” oldu çünkü gerçekten bu kitapta ilk iki kitapta gizemli kalan her şey çözümlenmiş, soru işaretleri giderilmiş ve birçok sorun da çözülmüştü. Hatta öyle ki kitaplar incelenip ilerleyişe ve olay örgüsüne bakılırsa yazarın seriyi üç  kitaptan oluşturmak için tasarladığı gibi bir izlenim edinmiyor değilim. Ancak üç kitap daha var ve ben yolun yarısındayım. Sanki dördüncü kitap ilk üç kitabın küllerinden yeniden alevlenecek bir macerayı başlatıyor. Aslında serinin devamını hangi olaylar üzerinden devam ettireceklerini düşününce tahmin etmek de pek zor değil. Yine de gerek var mıydı bundan emin değilim.
     
      Kitabın üslubu da son derece akıcıydı. İlk kitaplar gibiydi. Ancak ilk kitaptan bu yana şu açıkça fark edilebiliyor ki, ilk kitapta sadece Clary’nin zaman zaman da Jace’in düşüncelerinden aktarılan yerler ikinci kitapta biraz daha genişledi ve üçüncü kitapta birçok karakterin nerede ne düşündüğünü aktarması yönünden de kitap başarılı bir anlatış sergilemişti. Kitabın ilgili bölümleri anlatan başlıkları ve araya giren şiirlerde etkileyici detaylardandı. Kitapta hiç durulmayan bir hareketlilik, bir canlılık vardı. Sayfalar elimden kayıp gitti. Kalın bir kitap olmasına rağmen akıcı olduğundan hemen bitirdim ve gerçekten macera filmi izler gibi oldum çoğu zaman. Serinin diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum, yazarın olayları nasıl devam ettireceğini merak ediyorum. Umarım yazar seriyi devam ettirebilmek uğruna serinin kalitesini düşürmemiştir. Çünkü içimden bir ses üçüncü kitabın zirve olduğunu söylüyor  ve zirveden sonra gidilecek daha yüksek yer olmadığından mecburen diğer kitapların zirvenin daha altında kalması riski var. Umarım öyle olmaz. Güzel bir genç-yetişkin okumak isteyenlere gönül rahatlığıyla tavsiyem. Keyifle okumanız dileğiyle J


Alıntılar
İnsanlar sana kendileri hakkında tatsız bir şey söylediklerinde, bu genellikle doğrudur.
Sempatik, şefkatli ve nazik kişiliği artık sinirine dokunmaya başlamıştı. Hiçbir şeye sinirlenmiyor gibi görünen erkeklerden hoşlanmazdı. Isabelle’in dünyasında öfke tutkuya, tutku da iyi zaman geçirmeye eşitti.
İnsanlar iyi ya da kötü olarak doğmaz. Belki her iki yönde de eğilimlerle doğabilir ama önemli olan hayatını nasıl yaşadığın ve tanıdığın insanlardır.
Ama Tanrı biliyor ya, senden başkasını istemiyorum. Senden başkasını istemek bile istemiyorum.
Onu bir daha görmeyeceğini bildiğin birine istediğin her şeyi söyleyebilirdin.
Bilmek, bilmemekten daha iyidir. Daima.
Bana kendimi korumayı öğretmedin. Bana aslında hayatın ne kadar tehlikeli olabileceğini hiç anlatmadın. Ne sanıyordun ki? Kötü şeyleri göremediğimde, onların da beni göremeyeceğini mi?
Seni o kadar sevdim ki insanların kaderlerini ellerime aldım ve isteğimi gökyüzündeki yıldızlara yazdım.
Zaten yaşamak istemiyorsan, neden hayatını riske atmayasın ki? Ne yaparsan yap mutlu olmayacaksan, neden hayatını riske atmayasın ki?
Risk almadan bir şey kazanılmaz.
Kızların nasıl olduğunu bilirim. Erkek arkadaşlarının en iyi arkadaşının kız olmasından nefret ederler.
-Çok farklı görünüyorsun.
-Elbiseden dolayı. Genellikle bu kadar…güzel şeyler giymem.
-Ama daima güzel görünürsün. Fakat şimdi…uzak görünüyorsun. Sanki sana dokunamazmışım gibi.
Bir adı önemli ve sana ait kılan tek şey, seni seven biri tarafından verilmiş olmasıdır.
Hep aşkın insanı aptallaştırdığına inanmıştım. Zayıflattığına. Sevmek, yok etmektir. Buna inanmıştım.
İyi şeyler beklemeyi bilenlere gelir.

 Puanım

16 Temmuz 2016 Cumartesi

Küller Şehri (Ölümcül Oyuncaklar #2) - Cassandra Clare | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: City Of Ashes
Seri: The Mortal Instruments #2
Önceki Kitap: Kemikler Şehri
Sonraki Kitap: Camlar Şehri
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 525
Baskı Yılı: 2011
Goodreads Puanı: 4.22  (529,951 oy)


Arka Kapak Yazısı
Vampirler, kurtadamlar, periler, gerçek aşk ve aklınızı başınızdan alacak kadar heyecan! Ölümcül Oyuncaklar can yakmaya devam ediyor!

Komada bir anne ve dünyayı yok etmeye kararlı bir baba.. Clary Fray, kurtadamlar, şeytanlar ve gizemli Gölgeavcılarıyla dolu, ürkütücü New York yer altı dünyasına doğru sürükleniyor. Geçmişiyle ilgili öğrendikleri yalnızca başlangıç. Şimdiyse dünyanın kaderi Clary'nin ellerinde. Yeni keşfettiği güçlerini ustaca kullanmayı ve asla kendisinin olmayacak bir erkeğe karşı hislerini dizginlemeyi başarabilecek mi?


Yorum
   Merhaba sevgili okurlar! Bir kaç gün önce birinci kitabına yaptığım yorumdan sonra ikinci kitabı da okudum ve yorumu da hemen eklemek istedim. Aslında kitabı dün bitirdim ve akşam sıcağı sıcağına yorum yazacaktım fakat gece tüm milletimizi üzecek hadiseler oldu ve bunun üzerine blogla ve yorum yazmakla uğraşmak duyarsızlık gibi göründü ve olayların durulmasını bekledim. Bu olayla ilgili hepinizle aynı üzüntüyü paylaşıyorum ve bu girişime sebep olanları, bilinçli olarak katılanları ve bundan yararlananları Allah'a havale ediyorum ve şehitlerimize Allah'tan rahmet ve yakınlarına baş sağlığı dileyerek yorumuma geçiyorum. 

     Kitap bir fantastik kitaptan beklenecek bir kurgu ve olay örgüsüne sahipti. İlk kitaptaki yorumumu okuduysanız orada ilk kitabın sonunun biraz heyecanlı bittiğini, bazı gizemler çözülürken bazılarının ikinci kitaba ve diğer kitaplara kaldığını belirtmiştim. Bu kitap ilk kitaba göre çok daha heyecanlıydı. En azından aksiyon, macera daha yoğundu.Ancak ilk kitapta eleştirdiğim maceraya verilen ağırlıktan karakterlerin hisleri ve düşüncelerinin önemsenmeyişi hatası bu kitapta büyük oranda telafi edilmişti. İlk kitapta karakterlere çok yakın hissedemezken ve bağlanamazken bu kitapta onları daha çok benimseyebildiğimi fark ettim. Yine de bu açıdan alanındaki en iyi kitap olduğunu söyleyemeyeceğim. Daha önce okuduğum birçok fantastik, genç-yetişkin tarzı kitapta baş karakterleri daha çok benimsiyordum. Bu açıdan daha zayıf kalmıştı ama ilk kitaba kıyasla bu alanda iyileşme gösterdiğini inkar edemem. İçimden bir ses bunun üçüncü kitapta çok daha iyiye gideceğini söylüyor. 

     Kitapla ilgili olumsuz olarak eleştirebileceğim en temel nokta kitabın bazı yerlerinin genç-yetişkin tarzın neredeyse tüm klişelerini taşıması, benzerlerinden  ayrılacak güçlü bir yanının olmamasıydı. Bildiğimiz üzere fantastik, genç-yetişkin eserlerde baş karakterlerin aşkının imkansız olması, kızın masum ve kendi halinde hayatından kimsede olmayan yeteneklere sahip bir süper-savaşçıya dönüşmesi, diğer karakterlerin mücadelesine rağmen en son ve en etkili darbeleri esas oğlan ve kızın yapması, esas oğlanın etkileyici bir heykel kadar mükemmel kızın da bir o kadar saf ve doğal olması klişeleri bu kitapta da bolca mevcuttu. Yine bir karakterin başına her türlü öldürücü, yok edici yıkım gelmesine rağmen başına sürekli mucizelerin gelmesi de biraz rahatsız ediciydi. Benim bir eseri kaliteli olarak nitelendirebilmem için karakterlerden taviz verilmesi gerekir. Hiçbir karakterin vazgeçilmez ya da tamamen hatasız ya da mükemmel olmadığını hissetmeliyim. Bu kitabı daha "tahmin edilemez" kılıyor. Aksi takdirde çok saydam, sığ eserler oluveriyorlar. İlerisini rahatça görebiliyor, neler olacağını rahatlıkla tahmin edebiliyorsunuz. Bu eserde birçok olayı okumadan önce tahmin etmem ve hepsinde tam on ikiden vurmam hiç hoş olmadı. Ters köşe olmak isterdim. Bu tür tavizlere ve ters köşelere fantastik, genç-yetişkinlerde pek rastlanmayacağını biliyorum. Okuduğum hiçbir bu tarz eserde ana karakterlerin öldüğünü görmedim diyebilirim mesela. Neredeyse hepsi mutlu sondu. Herkes hayatını düzene sokuyor, tüm sorunlar çözüm buluyor, sevenler kavuşuyor. Henüz serinin sonuna gelmesek bile bu eserinde öyle olacağının sinyallerini alabiliyorum. Yine de bir fantastik eseri okurken böyle klişelerle karşılaşacağımı adım gibi bildiğim halde neden ısrarla okuduğumu soruyorsanız her türün kendi arasında ayrı tadı olnası ve bu tatlara arada ihtiyaç duymamız. Fantastik eserlerde çiftlerin tatlı çekişmeleri, etkileyici erkek karakterler ve doğaüstü savaşlar ayrı haz veriyor ve bu hazzı diğer türlerde bu şekilde alamıyorum. Tıpkı bir gerilim-polisiye de mantıksal ipuçları çözme, gizeme odaklanma gibi durumları da bu türde bulamadığım gibi. İşte bu yüzden her ne kadar güçlü bir tür olarak görmesem de yine de okumak beni sıkmıyor. Aldığım haz diğer kaliteli türler kadar olmasa da yine de keyif alıyorum. Çok acıktığınızda doyurucu bir yemek yerine atıştırmalık şeyler bulup onunla idare etmeniz gibi. Tam doyuma ulaşmasam da kısa vade de gerçekten işe yarıyorlar. Üstelikte beyin yormayan, hızlı ilerleyen kitaplar.


    Kitap macera doluydu. Birtakım gizemler çözülürken birtakım gizemler eklendi. Kafa karıştırıcı detaylar ortaya çıktı. Yenilikçiliği severim ve yazar da kitaba yeni karakterler eklemiş, karakter kadrosunu genişletmiş bundan da hoşlandım. İlk kitapta arka planda kalan karakterleri daha yakından tanımış olduk. İnsanüstü türlerin özelliklerini, kötü karakterlerin amaçlarını daha geniş pencereden gördük. Karakterlerin ilk kitaptan bu yana ruhsal ve fiziksel olarak değişimi/gelişimi ve olgunlaşmasına tanık olduk. Bu açılardan da hoşuma gitti. Kitaptaki savaş sahneleri gerçekten etkileyici olmuştu. Heyecanlandığımı hissettim. Yazar epey gelişme kaydetmiş.

   Dili ilk kitaba benziyordu. Karakterleri dışarıdan bir gözle anlatıyordu. Ama ilk kitapta daha çok ana karakterlerin düşünceleri ve yaşantısı aktarılırken bu kitapta birçok karakteri aktarması da daha iyi olmuş. Kitabın sonu vurucu olmasa da ilk kitaba göre daha merak uyandırıcıydı. Özellikle bazı gizemlerin hala çözülmemiş olması, üstüne kafa karıştıracak cinsten yeni merak unsurlarının eklenmesi üçüncü kitaba ağzımızı sulandıracak cinsten. Üçüncü kitap için heyecanlıyım. Ne zaman okurum bilmiyorum ama Camlar Şehri'nden daha çok hoşlanacağımdan hiç şüphem yok. Genç-yetişkin sevenlerin kaçırmaması gerektiğini düşündüğüm bir kitap. Keyifle okumanız dileğiyle :)


Alıntılar
Cehennemde olduğuma inanıyorum demek ki oradayım.
O anı gözünde tüm detaylarıyla canlandırabilmesine rağmen şimdi tüm bunlar ona çok geride kalmış gibi geliyordu. Bir olayı artık hiç hatırlamazken o olayın fotoğrafını çok net hatırlayabilmeniz gibi. 
Jace insanların kendi adına endişelenmelerinden nefret ediyordu. Bu ona gerçekten endişelenecek bir şey varmış gibi hissettiriyordu.
Dünyada kahve olduğu sürece işler ne kadar kötü gidebilirdi ki?
Hayal edebildiğim en kötü duygu ne biliyor musun? Sevdiğim insana, dünyadaki herkesten daha çok güvenememek.
Daha önce hiç denemediysen yapamayacağını nereden biliyorsun?
Bazen kendi zihninin derinliklerinde tamamen kayboluyorsun. Keşke peşinden gelebilseydim.
Bir şeyi gerçekten seviyorsan onu asla sonsuza dek olduğu gibi tutmaya çalışmazsın. Değişmesi için serbest bırakman gerekir.
En çok değer verdiğin insanlara gerçekleri söyleyemiyorsan zaman içinde kendine de gerçekleri söylemeyi bırakıyorsun.

Puanım

10 Temmuz 2016 Pazar

Kemikler Şehri (Ölümcül Oyuncaklar #1) - Cassandra Clare | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: City Of Bones
Seri: The Mortal Instruments #1
Sonraki Kitap: Küller Şehri
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 580
Baskı Yılı: 2014
Goodreads Puanı: 4.12  (1,085,660 oy)


Arka Kapak Yazısı
Vampirler, kurtadamlar, periler, gerçek aşk ve aklınızı başınızdan alacak daha birçok şey. Ölümcül Oyuncaklar hafızanıza kazınacak!

On beş yaşındaki Clary Fray, New York’ta Pandemonium Kulüp’e doğru yola çıktığında bir cinayete tanıklık edeceği hiç aklına gelmezdi.
Hele ki, bu cinayetin daha önce hiç görmediği acayip silahlara sahip tuhaf dövmeli üç genç tarafından işleneceğini hayatta düşünemezdi! Clary, polisi arayabileceğini biliyordu fakat ceset bir anda ortadan yok olunca ve canileri Clary’den başka kimse göremediği için durumu açıklamak pek kolay olmayacaktı!

Clary’nin onları görebilmesine çok şaşıran katiller kendilerini Gölgeavcıları olarak tanıtacaktı. Yani, dünyayı şeytanlardan arındırmaya ant içmiş gizli bir kabile!


Yorum
     Fantastik severler buraya! Yine güzel bir genç-yetişkin, fantastik seri ile karşı karşıyayız. Bir süredir kitap yorumu yazamadım, o arada gerçekten güzel kitaplar okudum. Dikenlikler Prensi ve Örümcek Ağındaki Kız bunlardan ikisiydi. Bunlar hakkında yorumu Esma bloggerımızın geçmişteki paylaşımlarında bulabilirsiniz. Serinin ilk kitabını henüz bitirdim ve yorumu da sıcağı sıcağına eklemek istedim. Öncelikle kitabın konusundan başlayacak olursam, kitap insanları ve dünyayı iblisler ve onlar gibi kötü varlıklardan koruyan, birçok insan-üstü yetenek ile donatılmış, dövüş dehası "gölge avcıları"nı ve onların mücadelesini konu alıyor. Bu seri diğer fantastik seriler gibi vampirler, kurt-adamlar veya periler gibi tek bir tür üzerine yoğunlaşmamış hepsinin içinde yer aldığı bir seri. Bu özellikle benim gibi tek bir paranormal yaratığı bile uçuk bulan bazı okurlara çok itici gelebilir ancak inanın bana okurken hiçte gözünüze batmadığını anlıyorsunuz. Hatta diğer serilerden ayıran hoş bir detay olduğunu söyleyebilirim. İşte bu yaratıklar da efsane gölge avcılarının kimlerle uğraşıp dünyayı kimlerden koruduğu sorusunun cevabı. Bu varlıklardan başta iblisler olmak üzere diğer tehlikeli canavarlar, insanlık ve dünya üzerinde büyük bir tehdit oluştururken, gölge avcıları düzeni sağlayıp paranormallerin dünyasını ve sıradanlarınkini dengede tutmakla görevliler. Kitabı okurken anlıyorsunuz ki aslında mücadele ettikleri bu olağanüstü yaratıklardan çok daha zorlu bir rakip. Kendi içlerinden birisi. İşte bu gölgeler dünyası ile yeni yeni tanışan ve bir anda kendini avcıların arasında bulan Clary'nin hikayesini dile getiriyor bu kitap.


     Karakterleri ele alacak olursak, başta yukarıda belirttiğim gibi daha bir gün öncesinde hayatı sıradan bir 15 yaşındaki kızın hayatı gibi olan, kendi halinde, resim çizmekle, şiir dinletileriyle uğraşan bir kızken sadece eğlenmek amaçlı gittiği bir klüpte tanık olduklarından sonra hiçbir şey artık eskisi gibi olmuyor onun için. Artık gölgeler dünyası ile tanışma vakti geldi. Jace Wayland ise tüm genç okuyucuların hayran olacağı türden bir yakışıklı. Yaşıtlarına nazaran çok sayıda iblis öldürmüş, silahları pek iyi kullanan, altın sarısı bu delikanlı hayatını gölge avcılarına ve intikama adamış ve bu sırada kızıl saçlı Clary ile karşılaşıp ona bu hayata adapte olmasında yardım eden tehlikeli ve umursamaz bir serseri. Alec ve Isabelle ise Jace gibi yetenekli gölge avcıları ve onun yakın arkadaşları. Bunun dışında gölge avcılarının bulunduğu enstitüyü yöneten Hodge gibi karakterler ile Valentine gibi birçok karakter var. Ancak bunlar hakkında bilgi verirsem spoiler gibi olacağından kitapta okuyup görmeniz daha doğru olacaktır. 
     Kitapta zaman günümüzdeki bir zamanı anlatıyor. Günümüzdeki gibi metrolar, kafeler, telefonlar mevcut. Mekanlar ise renkli ve gözde canlandırması kolay mekanlar. Özellikle sıradanların göremediği haritada yer alan yerler ve dıştan köhne görünen ihtişmalı binalar gibi detaylar da hoşuma gitti. Mekan tasvirleri çok uzun tutulmamakla birlikte gözümde kolayca canlandırdım. 

     Kitap akıcı bir dille yazılmıştı. "Ben" dili kullanılmamıştı. Clary ağırlıklı olsa bile kararkterlerin duygu ve düşüncelerine de arada değinilmişti. En azından baş karakterlerin. Kitapta sürekli heyecan hakimdi hatta bu yüzden bazı yerlerde heyecan ve aksiyondan fırsat bulup karakterlerin bu konudaki duygularına pek değinilmemesinden hoşlanmadım. Mesela esas kız Clary bazen öyle şeyler öğreniyor ki veya başına öyle şeyler gelip yalnız kalıyordu ki ama buna rağmen böyle bir hayata yeni girse bile hiç zorlanmıyormuş gibi aktarılması, ne hissettiği ile ilgili tasvirlere yer verilmemesi kitabın zayıf yönlerinden birisiydi. Kitapta çok fazla gizem vardı. Bir kısmı ilk kitapta çözülse bile, bazıları hala sır olarak diğer kitaplara kaldı. Özellikle kitabın sonlarında ortaya çıkan birtakım şeyler "Bu nasıl olur?" dedirtecek kadar şaşırtıcı ve ters köşe yapan gerçeklerdi. Ben seneler önce bu kitabı okumadan filmini izlemiştim. Filmi kitaba bağlı kalmadan izlediğim için ve  oynuncuları da sevdiğimden zevkle izlemiş ve beğeniştim ilk kitap bittikten sonra bir kez daha izlediğim zaman, kitaptan bariz farklı yerlerini görünce ve kitapta aldığım hazzı ve doygunluğu elde edemeyince filmi ilki kadar sevemedim açıkçası. Ama yine de oyuncuları sevenler için bence güzel bir fantastik film olarak izlemelerini tavsiye ederim. Ama kitapla birebir paralellik beklemeseler iyi olur. Kitapta Jace ile Clary arasında geçen ve bazılarını alıntı olarak aşağıda paylaştığım hoş diyaloglar, Jace'in sempatik ve komik replikleri kitaba ayrı bir tat katıyordu. Bu ikilinin arasındaki çekimi gerçekten sevdim. Aksiyonla dolu, gizemli, sürükleyici bir fantastik kitap arıyorsanız bence bunu kaçırmamalısınız. İyi okumalar dilerim :)


Alıntılar
-Ne istiyorsun?

-Sadece kahve. Koyu, ruhum gibi.
Çoğu kimse üzüldüğünde veya korktuğunda değil, hayal kırıklığına uğradığında ağlar.
J:Ben son derece çekiciyim.
C:Alçakgönüllülüğün de çekici bir özellik olduğunu hiç duymadın mı?

J:Sadece çirkinlerden. Dünya alçakgönüllülerle dolu olabilir ama şu anda kibirlilere ait. Benim gibi.
Erkeklerin yaptığı en kötü şeyler genellikle aşk adınadır.
Bütün bunlardan öğrendiği birşey varsa, o da sonsuza dek sahip olacağını sandığı şeyleri ne kadar kolay kaybedebileceğiydi.
Sadece amacı olmayan insanlar mutsuzdur.
Cehenneme düşüş kolaydır.
C:Şimdi tişörtünden bir parça koparıp yaramı mı saracaksın?

J:Giysilerimi parçalamamı istiyorsan sadece söylemen yeterli. Bundan çok daha az acısız olurdu.
J:Çocuğun babası sadece onu daha güçlü, esnemez bir hale getirmeye çalışıyordu. 

C:Ama insan gerektiğinde esnemeyi öğrenmelidir. Yoksa kırılır.

J:Yeterince güçlüysen kırılmazsın.
Sevmek yok etmekti ve sevilmek, yok edilecek kişi olmaktı.
Dünya üzerinde ergenlik çağındaki herkes böyle hisseder. Kırık, sıradışı, bir şekilde farklı, kazayla köylülerin arasında doğmuş bir kraliyet üyesi gibi. 
J:Doğum günleri özel olmalıdır. Benim doğum günlerimde, babam bana istediğim her şeyi alabileceğimi veya yapabileceğimi söyledi. 

C:Her şeyi mi? Sen ne tür her şeyler isterdin?

J:Şey, beş yaşımdayken spagetti banyosu yapmak istedim.
Mea culpa, mea maxima culpa
Düşüş çağırıyor

Yükseliş çağrılırken.
Kendini kurtarmadan, başkalarını kurtaramazsın.


Puanım