Kapı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kapı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2016 Cuma

Sanal Aşk - Kemal Sayar | Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Sanal Aşk
Seri: Yok
Yayınevi: Kapı Yayınları
Sayfa Sayısı: 360
Baskı Yılı: 2016

Arka Kapak Yazısı

Artık insanlar birbirine değil telefonlarına bakıyorlar. İnternet bizleri uzaklardakilere yakın ederken, yanı başımızdakilerden de uzaklaştırmaya başladı. İlişkiler Facebook'ta kurulur, WhatsApp'ta sürdürülür, "arkadaşlık listesinden silerek" de bitirilir oldu. Oysa aşkın ve ayrılığın acısı her çağda can yakıyor. Teknoloji değişse de insan yüreği aynı kalıyor.

Bu kitap sanal aşkları ve gerçek duyguları her yönüyle ele alarak, bir "internet profili"nden fazlası olan bizlere anlatan ilk kapsamlı eser. Okurken kendinize dair ilk kez fark edeceğiniz çok şey olacak.

Kesin olan bir şey var ki o da sanal dünyanın ilişkilerimizi ve ilişki sürdürme biçimlerimizi derinden etkilediği. Her şeyin bir "tık"la değiştiği bir zamanda aşk da uçuculuktan nasipleniyor, bir "tık"la buharlaşıyor. Geride kalan duygular ne kadar gerçek ve uzun ömürlü peki?

Yorum

  Kemal Sayar.. yazdıklarıyla, cümleleriyle ruhuma, hayatıma dokunabilen az sayıda yazardan biri. Kitaplarından etkilendiğim bir çok yazar oluyor ancak Sayar bir başka, o hayatıma cümleleriyle dokunuyor ve varlığını somut bir biçimde hissettiriyor. Bu yüzden onun yazdıkları benim için çok değerlidir, Sanal Aşk'ın çıkacağını duyunca çok sevinmiş ve heyecanla beklemiştim. Hatta tanıtım yazısında belirtmiştim, yazıya buradan ulaşabilirsiniz.



  Kemal Sayar ve Berna Yalaz'ın birlikte kaleme aldığı kitap, çağımızın yeni çözüm ve sorunlarına değiniyor. Değişen dünya ve değişen hayatlarımızda, sanal dünyanın, siberalemin eksi ve artı yönlerini değerlendiren bir kitap. Kitapta sanal dünyanın etkilerini tüm yönleriyle görebilmek mümkün, hayatlarımıza girişi ve hayatlarımızı yeniden şekillendirişi ve henüz netleşmemiş olan hayatlarımızın gittiği yön... Yazarlar bunların her birini artı ve eksi yönleri ile sunmaya çalışmış ve bu esnada da bir çok kaynak ve araştırmadan yararlanarak en net ve en doğru sonuca ulaşmaya çalışmışlar.

  Açıkçası kitap beni büyüledi ve hayatımı gerçekten etkiledi. Sanal alemde gereğinden fazla vakit geçirmeye, telefona daha fazla gömülmeye başlamıştım bu beni rahatsız ediyordu ki bu kitaba başladım ve internet bağımlılığımı gözden geçirmeye karar verdim ve kitabı okudukça kendi hayatımı da okumaya çalıştım. Kitaba başladıktan sonra bağımlılığıma dur demem gerektiğine karar verdim ve internet kullanımımı azaltmak için çabalamaya başladım, şimdilik iyi gidiyorum. Önceden bir günde telefonumun şarjı tamamen biterken artık bir günün sonunda %40 kadarı hala bitmemiş oluyor ve zamanla bu durumu daha da iyileştirmek istiyorum.

  Kitabın kendi hayatıma etkisini biraz uzunca anlattım çünkü boş bir kitap değil, size şunu yapan, bunu yapın diyen kitaplardan değil. Soru sormanıza, yapmanız gerekeni kendinizin bulmasına olanak sağlayan bir kitap. İşte bu yüzden uzunca yazmak ve belirmek istedim. Kitap size bilgiyi veriyor ne yapmak istediğiniz size kalmış, ben bağımlılığımla baş etmeye karar verdim *her ne kadar bağımlı olduğumu kabul etmek istemesem de öyleyim*, bence sizde kitabı okumalı ve ne yapacağınıza karar vermelisiniz. Sanal Aşk'ı okumasanız bile lütfen sanal dünya ile olan ilişkinize bir göz atın ve bağımlı olmadan onu yönetebilir hale gelin.

Yalnızlık, yalnız kalmanın sancısı iken; tek başınalık, yalnız olmayı seçmenin zaferidir. Yalnızlık fiziksel ve duygusal olarak acı verir, onu en çok istediğimiz anda bizden uzak kalan bir yakınlığın yokluğunu belirtir. Tek başınalık ise bilinçli ve iradi bir biçimde yalnızlığı yeğlemektir. Tek başınalığın ruha verdiği tatmin hissini yaşamayan kişi, yalnızlığın verdiği ıstırabı tadar. Tek başınalık lazım geldiğinde o yalnızlıktan çıkabilmektir de.
  Tek başına kalamıyoruz, çünkü her yalnız kaldığımızda kafamızı ekranlara gömüyor düşüncelerimizden, kendimizden kaçıyoruz. Hadi başımızı kaldıralım ve biraz tek başımıza kalalım. Ruhumuzun derinliklerinde yolculuğa çıkalım, kendimizden kaçmak yerine kendimizle yüzleşelim.

   Yazımı okuduğunuz için teşekkürler, iyi okumalar.

Puanım



11 Ağustos 2016 Perşembe

Sanal Aşk - Kemal Sayar | Kitap Tanıtımı

  Herkese Merhaba! Bugün yeni bir kitap haberiyle karşınızdayım. Beni takip ediyorsanız eğer Kemal Sayar'ı çok sevdiğimi az çok biliyorsunuzdur. İşte Kemal Sayar yepyeni bir kitap çıkaracakmış ve ben bu haberle çok mutlu oldum, sizinle paylaşmak istedim. Kitabın künye ve çıkış tarihi gibi bilgilerine henüz ulaşamamış olsam da herkesi haberdar etmek istedim. Kitapla ilgili yeni bilgiler edindikçe yazıyı güncellemek istiyorum.

  Kitabın adı; Sanal Aşk. Adından da anlaşılacağı gibi günümüzdeki sanal ilişkileri irdeleeceğe benziyor ve günümüz dünyasının böyle bir analize ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Kitabı şimdiden çok merak ediyor ve heyecanla bekliyorum, kısa zamanda çıkar umarım. *-*

  Bu arada kitabı Kemal Sayar ve Berna Yalaz birlikte kaleme almış.

Kitabın kapağını oldukça etkileyici buldum, ismine çok yakışmış bence

Orijinal Adı: Sanal Aşk
Seri: Yok
Yayınevi: Kapı Yayınları
Sayfa Sayısı: 360
Baskı Yılı: Ağustos 2016

Arka Kapak Yazısı

  Artık insanlar birbirlerine değil telefonlara bakıyorlar. İnternet bizleri uzaktakilere yakın ederken, yanı başımızdakilerden de uzaklaştırmaya başladı. İlişkiler Facebook'ta kurulur, WhatsApp'ta sürdürülür,  "arkadaşlık listesinden silinerek" de bitirilir oldu. Oysa aşkın ve ayrılığın acısı her çağda can yakıyor. Teknoloji değişse de insanın yüreği aynı kalıyor.

  Bu kitapta sanal aşkları ve gerçek duygları her yönüyle ele alarak, bir "internet profili"nden fazlası olan bizlere anlatan ilk eser. Okurken kendinize dair ilk kez fark edeceğiniz çok şey olacak.

  Kesin olan bir şey var ki o da sanal dünyanın ilişkilerimizi ve ilişki sürdürme biçimlerimizi derinden etkilediği. Her şeyin bir "tık"la değiştiği bir zamanda aşk da uçuculuktan nasipleniyor, bir "tık"la buharlaşıyor. Geride kalan duygular ne kadar gerçek ve uzun ömürlü peki?

5 Ağustos 2016 Cuma

Olmak Cesareti - Kemal Sayar | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: Olmak Cesareti
Seri: Yok
Yayınevi: Kapı Yayınları
Sayfa Sayısı: 264
Baskı Yılı: 2016


Arka Kapak Yazısı

Olmak cesareti, insanın maske takmadan,
“mış gibi” yapmadan, kendi çıplak varoluşuyla, nerede durduğunu, nereye ait olduğunu, nasıl bir dünya tasavvur ettiğini, hiç gizlemeden, utanıp sıkılmadan gösterebilmesi demektir! Korkmadan “Hayır!” diyebilmek, boyun eğmeden dik durabilmek, tahakküme karşı durma cesaretidir.
Bize kendi aklını vasi tayin etmek isteyenlere karşı “Hayır, ben kendi aklımla mesudum, senin aklına ihtiyaç duymuyorum!” diyebilmektir.
Hakikat ve hakikilik, cesaret istiyor.
Kemal Sayar, zamanın ötesine konuştuğu
yazılarıyla bize bunu hatırlatıyor.


Bir kaygı döneminden geçiyoruz, ama etrafımızda olan bitenleri, kendi içimizde olan bitenleri dikkatle izliyoruz. Böylesi dönemlerde kendi içimizdeki boşluktan aşağı bakabilmek nasıl da
önem kazanıyor! Milletçe, “olmak”
cesaretini göstermemiz gerekiyor.

Yorum

  Olmak Cesareti, ilk olarak 2013 yılında yayınlanmış ve 2016 Haziran'da da genişletilerek Kapı Yayınları tarafından basılmış. Ben genişletilmiş baskıyı seçerek Kapı Yayınları'ndan çıkan baskısını aldım ve okudum. Kitaptan önce şuna değinmek isterim, yazarın Kapı Yayınları tarafından basılan kitaplarının kapakları çok hoşuma gidiyor, kitaplıkta yan yana dururken çok güzel görüntü sergiliyorlar. :)

  Tabii bir kitap dışı değil içi için okunur, kitabın içeriğine gelecek olursak Sayar yine kendine has üslubu ile kaleme almış ve içinde hayattan bir çok şey barındırıyor, ağırlıklı olarak da kendiliğimizle ve biz olmamızla ilgili bölümler yer alıyor. Kitabı okurken hayatınıza ve kendinize göz atarsanız eğer, yazarın kitapta bahsettiği gibi bundan kaçmak yerine kendinizle yüzleşmeye başlarsanız aslında günlük hayatın karmaşası içinde ne kadar çok şeyi gözden kaçırdığınızı anlıyorsunuz.



  Kitabı okudukça kitabın isminin ne kadar güzel olduğunu anladım, gerçekten olmak cesaret isteyen bir şey, insanın kendisi olması -gerçek kendisi olabilmesi, kendisiyle yüzleşmesi ve kendini bilmesi gerçekten cesaret gerektiren bir şey ve hiç kolay olmayan bir şey. Okurken bolca düşündüm ve yazarın değindiği gibi olmak cesareti göstermek yerine bir kaçışa kendimiz kaptırdığımızı fark ettim, zor olanla, içimizdeki karanlık kuyu ile yüzleşmek yerine kaçıyor ve düşüncelerimizin sesini susturmaya çalışıyoruz, en azından kendi adıma zaman zaman bu kaçışa başvurduğumu fark ettim ve kaçışa dur deyip, olmak cesaretini göstermeye karar verdim ve deniyorum.

  Olmak Cesareti benim çok beğendiğim ve sindire sindire okumaya çalıştığım bir kitap oldu, anlatmak istedikleriyle, değindiği noktalarla gerçekten çok iyi bir kitap. Herkesin kitapta anlatılması gereken şeylere kulak vermesi gerektiğini düşünüyorum, modern zamanın yalnızlığına sıkışıp kalmış insanlığın kaybettiği değerleri vurgulayan Kemal Sayar'a kulak vermemiz gerek.

  Kemal Sayar'ın Olmak Cesareti ile ilgili röportajına buradan ulaşabilirsiniz. Çok güzel bir röportaj olmuş. :)

  İyi Okumalar. :)

Alıntılar

  Aşk umut eder. 
Umutlu insan kökü ve kanatları olan insandır, buhranların içinden çıkmanın ve sorunları çözmenin bir yolunu bulur. Hayatlarımız boyunca kök ve kanatlarımızı arar, bazen bulur, bazen de kaybederiz. Tuhaf ama, kanatlanacak cesareti bulanlar aynı zamanda bir kökü olanlardır. 
Büyüdükçe yalnızlaşırız.
Milletçe, "olmak" cesaretini göstermemiz gerekiyor. Korkak davranmaya hakkımız yok. Avrupa'da totalitarizmi tırmandıran, Hitler ya da Mussolini'nin iktidarı ele geçirmesi değildi, boşluk içinde çırpınan toplumların bu kaygıyla baş etmek yerine kolektif nevroza sığınmaları, teslim olmalarıydı.

Puanım


14 Nisan 2016 Perşembe

Kayıp Arkadaş - Kemal Sayar | Kitap Yorumu





Orijinal Adı: Kayıp Arkadaş
Seri: Yok
Yayınevi: Kapı Yayınları
Sayfa Sayısı: 240
Baskı Yılı: 2016


Yorum

  Herkese merhaba! :) Kemal Sayar'ın yeni bir kitap çıkardığını öğrenince çok sevinmiş, bir tanıtım yazısıyla bunu paylaşmıştım. Yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Arka kapak yazısını tanıtımda paylaştığım için bu yazıda paylaşmayacağım.

  Kayıp Arkadaş'ın çıkmasına çok sevindikten kısa sonra sipariş etmiş ve almıştım, kitaba başlamam istediğimden biraz daha geç olsa da çok uzun geçmeden okuyabilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, kitap ilk çıktığında araştırırken bir çok sitede kitabı roman kategorisinde görmüş ve şaşırmıştım, Sayar'ın yazdığı kitaplardan hiçbiri roman değildi ve arka kapak yazısı da roman tanıtımı gibi değil. Kitabı alınca öğrendim ki kitap roman değil deneme türünde, zaten yayınevi de edebiyat-deneme kategorisine almış.

  Kitabın konusu ise en basit tanımıyla hayat, güncel hayatımız. Sayar kitabında terörü, günlük yaşantımızı, toplumumuzu, dünyayı, insanlığın tutumunu, toplumsal gruplaşmaları ve daha bu gibi bir çok noktayı ele alıyor. Ama öyle güzel ele alıyor ki insan okurken bambaşka bir dünyaya geçiş yapıyor.

  Kitapta güncel olaylarda sık sık yer buluyor ve yazar fikirlerini sunmuyor, doğruları göstermeye çalışmıyor, bize kim olduğumuzu hatırlatmaya çalışıyor. Ait olduğumuz kimlikleri, toplumdaki konumumuzu bırakıp öncelikle insan olduğumuzu hatırlamamız için çaba gösteriyor yazar.

Her insanın o biricik insanlığını tanımak gerek. İdeoloji veya grup kimliklerine has maskelerinin insanlığını örtmesine izin vermemeliyiz. Bütün kötülüğü düşmanına veren ve yeryüzündeki kötülükten kendisine hiç pay çıkarmayan kişi giderek düşmanına benzer. Düşmanımdan ne kadar farklı olduğumu düşünürsem o kadar aynı olurum, ne kadar aynı olduğumu düşünürsem o kadar farklılaşırım.
  Okurken gözardı atığım ne kadar çok şey olduğunu fark ettim, yepyeni bakış açıları kazandım. Sadece okunup geçilecek bir kitap değil bu, dolu dolu size bir şeyler katacak bir kitap. Sayar hiçbir siyasi görüş, kişisel düşünce paylaşmıyor kitapta, sadece ve sadece gerçek insanlığın, gerçek merhametin, gerçek adaletin altını çiziyor. Kitapta verilmeye çalışılan en net mesajlardan biri şu; Kim olsak da, ne olsak da yada hangi düşünceye sahip olsak da öncelikle hatırlamamız gereken şey insan olduğumuz.

"O da bunu hak etti..." mi diyeceğim? Pek çoklarının Mısır veya Berkin için söylediği gibi "Ama Mursi de...", "Ama Berkin de..." diye başlayan cümlelerle şiddeti örtük bir biçimde aklayacak mıyım? Yoksa bana benzemeyenin ıstırabına saygı duyacak ve darbeye darbe, katile katil diyerek mazlumlarla aynı safta yer alabilecek miyim? Vicdan iyi bir turnosol kağıdıdır.
 Kayıp Arkadaş son zamanlarda okuduğum en ufuk açan (tamam çok saçma oldu tanım ama öyle:), en güzel kitaplardan biri. Kemal Sayar ortaya gerçekten çok güzel bir iş çıkarmış. Okuduğunuza pişman olmayacağınız, size mutlaka bir şey katacak mükemmel kitaplardan biri. Kitabı, dilini sevmeseniz bile anlattıkları mutlaka size bir şey katacaktır, her okuyanda iz bırakabilecek çok güzel bir kitap. Ben okumanızı kesinlikle tavsiye ederim ve umarım okursunuz. İyi okumalar :)

Alıntılar

İnsan hasmından kötülük bekler, kötülüğü kendi grubunda olanlara nispetle, hasımlarına daha çok yakıştırır. Gizli saklı elde edilmiş olanın gerçek olduğuna daha kolay inanır. 
Yeni teknolojiler devletin merkezden çıktığını, gücün dağılıp yaygınlaştığını düşündürmekte. Artık gözetleme iktidarının kökenleri daha belirsiz ve etkileri çok daha çeşitlidir. Bir tek büyük birader yerini sayısız küçük birader her an, her yerde işbaşındadır. 
"Hükümetler Afrika'da önce beslenme ve barınma sorununu çözmeli; özgürlüklerini sağlamak sonra gelir," diyen bir Batılı diplomata, Afrikalı bir kadının verdiği cevap çok manidardır: "Konuşma özgürlüğüm olmazsa, ekmeğimi kimin çaldığı hakkında nasıl konuşacağım?" 
Özgür bir toplum için konuşabilmek şarttır. Konuşamadığımızda giderek yalnızlaşır, içe kapanır ve komplo teorilerine itibar eder hale geliriz. 
Günümüzde kayıtlı ve kayıtdışı politikanın şaka ve kahkaha üzerine değil açık ve örtük nefret üzerine inşa edildiğini görüyoruz. Nefret ve öfke değerli bir politik mal artık... 
Rabia katliamından sonra nasıl bir vurdumduymazlık bir toplumsal kesime egemen olduysa, bugün Türkiye'nin başka çocuklarının ölümünden sonra başka bir toplumsal kesim sağır ve dilsiz kesiliyor. 
Stalin veya Pol Pot'u cinayetlerini anlamak için Das Kapital'e bakmadığınız gibi, İsrail devlet terörünü anlamak için Tevrat'a müracaat etmediğiniz gibi, Karadziç'in cinayetlerinin İncil'de bir dayanağı olmadığı gibi, IŞİD vahşetini anlamak için de mukaddes Kuran'a bakamazsınız.
Oysa kökten bir empati, sadece bize benzeyeni değil, bize benzemeyeni de anlayabilmeyi gerektirir. Asıl erdem, benim gibi olmayan için duyduğum merhamettir. 
Ahlak, başkalarının acıları için de harekete geçmeyi gerektirir. Sadece benim için veya benim kabilem için değil, öteki için de adalet. 
Ötekinin kötü olması bizim iyiliğimize delalet etmez oysa onun kötü olduğu kadar bizde kötü olabiliriz. Ötekini kötü ilan etmekle, onunla savaşmak için her aracı mübah sayamayız. 
Devlet bizim mutluluğumuz içindir, sopasını kafamıza indirmek için değil. Sokaklarımızı terörden korusun ama bunu ne olur her bir insanın canının üzerine titizlenerek yapsın. Sobalarımıza, kazanlarımıza kömür üretsin ama her bir madencinin canını aziz bilerek yapsın. 
Birilerinin zekice söylediği gibi, "Meğer yeraltı zenginliği dediğimiz, bu madencilerin ta kendisiymiş!" 
Hakikat yaralar, yalan ise öldürür. 
Salman Sayyid'in ifadesiyle, "Batı'nın yaptığı en büyük hile, neyin iyi neyin kötü olduğunu ancak kendilerinin bildiği konusunda dünyayı ikna etmeleridir." 
"Zor durumdakilerin çığlığı her zaman haklı olmayabilir fakat onlara kulaklarınızı kapatırsanız hakkın ne olduğunu asla öğrenemezsiniz," der Zinn. 
Geçmişi susturmak sadece bugünü zehirler. 
Tarih her milletin iniltileriyle dolu. İniltilerin bir önceliği yoktur. Her acı, insanlığın acısıdır. 
Konuşmak kendimizin ve ötekinin kör noktalarını keşfedebilmemizi sağlar. 
Ölüm kişisel bir bozgun değil. Hayatın da çevrimleri var ve insan için önemli olan ecel vakti gelip çatana dek anlamlı bir hayatın izini sürmek. 
Ölümle yüzleşmek yaşama cesareti ister. Hayatın trajedisi ölmek değil, yaşarken içimizde ölmesine izin verdiklerimizdir.

Puanım


13 Şubat 2016 Cumartesi

Kayıp Arkadaş - Kemal Sayar | Kitap Tanıtımı


Kemal Sayar

  Kemal Sayar benim çok sevdiğim yazarlardan biridir, onu ilk olarak psikiyatrist yönü ile tanımış ve sevmiştim, konuşmalarını takip etmeye çalışıyordum sonra kitaplarıyla tanıştım. Psikiyatr yönü ne kadar kuvvetli ve iyiyse yazarlık yönü de o kadar iyi, tabii bu benim kendi görüşüm. Kendine has güzel bir tarzı var ve değindiği noktalar ise çok önemli, bu iki etken ve de psikoloji bilgisi bir araya gelince ortaya çok kaliteli eserler çıkıyor.

  Tüm kitaplarını okumak istiyorum, henüz istediğimden az kitabını okumuş olsam da okuduklarım kesinlikle çok etkileyici ve güzellerdi. Bu ay Sayar yeni bir kitap çıkarmış ve sizinle paylaşmak istedim, kitap henüz çok yeni ve ben merak ediyorum. Kısa zamanda okuyabilirim umarım :)

  Kitabın adı Kayıp Arkadaş ve arka kapak yazısı aşağıda, umarı okur ve seversiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkürler. İyi Okumalar :)




Sayfa Sayısı: 240

Yayınevi: Kapı Yayınları

Baskı Yılı: Şubat 2016











                                                            Arka Kapak Yazısı

Hemen Herkesin “Biz ve Onlar” Çerçevesine Yerleştiği Zamanlarda “Bütün”ü Arayan Bir Psikiyatr Kemal Sayar’ın Kitabı: Kayıp Arkadaş

Toplumların bunalım dönemleri olur.

Korkunun, kaygının hüküm sürdüğü,nostaljinin galip geldiği,merhametin unutulduğu,anlama çabasının yerini karşılıklı suçlamanın aldığı,hemen herkesin “biz ve onlar” çerçevesine yerleşip “bütün”ü kaybettiği zamanlar.Yani radikal bir empati gereken zamanlar.

İşte böylesi zamanları, psikiyatri profesörü Kemal Sayar, incelikli ve derinlikli yorumlarıyla, farklı noktalardan ele alıyor.

Adeta bizi bize açıklıyor.

Kayıp Arkadaş, dokunduğu her temayla düne, bugüne ve yarına konuşan bir kitap.

Goethe’nin ölürken, “Işık, daha fazla ışık!” dediği rivayet edilir. Dünyamız merhamet eksikliğinden can çekişirken, “Merhamet,daha fazla merhamet!” diye sayıklıyor incinen ruhlar… Yaşayanlar... Yaşadıkları için acıyı hâlâ hissedebilenler.