Pena Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pena Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2016 Pazartesi

Pay (Spero Lucas #1) - George Pelecanos | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: The Cut
Seri: Spero Lucas #1
Sonraki Kitap: *Türkiye'de henüz basılmadı.
Yayınevi: Pena Yayınları
Sayfa Sayısı: 320
Baskı Yılı: 2013
Goodreads Puanı: 3.7  (3187 Oy)



Arka Kapak Yazısı


Stephen King'in Amerika'nın yaşayan en iyi suç romanı yazarı ilan ettiği George Pelecanos'tan hafızalarınızdan kolay kolay çıkaramayacağınız yırtıcı bir karakter daha: Spero Lucas. Spero Lucas başarılı bir avukatın yanında araştırmacı olarak çalışıyor ama onun asıl işi kaybedilen ya da çalınan bir şeyi geri almak. Bu yüzden bazen çok da hoş olmayan kişiler için çalışıyor. Ve onun için o kişilerin kim olduğu önemli değil: Soru yok! Peki Lucas'ın payı? Yüzde kırk! Kesinlikle sıradan bir dedektif değil. Bildiğiniz hiçbir dedektif tanımına uymuyor. Evet, küçük notlar alıyor ama Iphone'una. Gün boyu bir masanın başında ellerini yüzünde kavuşturarak kara kara düşünmüyor. Harekete geçiyor. Bisiklete biniyor, sokakları santim santim dolanıyor. İyi yemeğe hayır diyemiyor. Elbette müzik dinlemeyi de seviyor. Ve kadınları da!

Hayatında hiçbir şey kalıcı değil. Hayatında uzun vadeli planlara yer yok. Genellikle ne düşündüğüne ilişkin ipucu vermeyen gözleri yeşil ve içlerinde altın rengi pırıltılar var. Yirmi dokuzunda. Asla gitmeyeceği barlar var. Sohbeti boş insanlarla takılmıyor. İronik insanlarla oturup içmiyor. Bir sınıfta olup teorilerle uğraşan hocaları dinlemek ona göre değil. Bir ofiste işe başlayıp siyasetle de uğraşamaz. Bir sabah uyanır ve o an hiçbir zaman bir üniversite derecesi olmayacağını veya kravat takıp işe gitmeyeceğini anlar. Otuz yaşına gelmiştir ve arada kaynayıp gittiğini hisseder. Ama birçok insandan daha şanslı olduğunu bilir. Yapmayı sevdiği bir şeyler bulmuştur. Sabah uyandığında bir amacı vardır.

Yorum

  Eğer Stephen King bir yazarı övdüyse o yazara bir göz atmak gerekir, düşüncesi ile Pay'a başladım. Kitabın ön kapağında gördüğüm cümle üzerine kitabı okumaya karar verdim ve okudum.




  Pay, Spero Lucas adlı baş karakter üzerine yazılmış serinin ilk kitabı. Spero Lucas, Irak'ta savaşmış eski bir asker ve şimdilerde illegal olarak araştırmacılık yaparak hayatını sürdüyor. Aldığı araştırma görevlerinden biri onu hiç beklemediği tehlikelerin içine sürüklüyor ve bizde bu maceraya onunla birlikte katılıyoruz.

  Spero Lucas antikahraman ile kahraman olma arasında bir çizgide duruyor, hangi tarafın ağır basacağı ilerleyen kitaplarda belli olacak gibi.

  Kitap üzerine fazla konuşmayacağım, suç-gerilim türünde fena bir kitap değil ancak kesinlikle çok güzel değil. Türünün diğer örneklerinden farklı bir özelliği yok ve sizi şaşırtabilecek herhangi bir detaya da sahip değil. Benim okumama Stephen King'in övgüsü sebep olmuştu ancak bu övgüyü biraz aşırı budum ben. Okusanız da okumasanız da pişman olmayacağınız, akılda kalıcı olmayan bir kitap.

  Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim, bol kitaplı günler dilerim. :)

Puanım


19 Haziran 2016 Pazar

Çağrı (Endgame #1) - J. Frey & N. J. Shelton | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: Endgame: The Calling
Seri: Endgame #1
Sonraki Kitap: Gök Anahtarı
Yayınevi: Pena Yayınları
Sayfa Sayısı: 552
Baskı Yılı: 2014
Goodreads Puanı: 3.78  (9,639 Oy)

Arka Kapak Yazısı

Dünya. Şimdi. Bugün. Yarın. Endgame gerçek ve endgame başladı. Gelecek belirsiz. Her şey olacağına varacak.

On iki Oyuncu. Bedenen gençler ama kadim bir geçmişten geliyorlar. Binlerce yıl önce yaratıldılar ve seçildiler. O günden beri hazırlanıyorlar. Doğaüstü değiller. Ne uçabilir ne de kurşunu altına çevirebilirler. Ölüm geldiğinde onların da yapacak bir şeyleri yok. Onlar için de, hepimiz için de. Onlar Dünya'nın mirasçıları ve Büyük Kurtuluş Bulmacası'nı çözmeliler. Biri yapmalı yoksa hepimiz yok oluruz.

Kitabı oku. İpuçlarını bul. Bulmacayı çöz. Kazanan sadece bir kişi olacak. Endgame gerçek. Endgame başladı. .

On iki bin yıl önce geldiler. İnsanlığı yaratıp kurallar koydular. Altına ihtiyaçları vardı ve onlar için ilk medeniyetleri inşa ettiler. İstedikleri şeyi aldıklarında gittiler. Fakat gitmeden önce, bir gün tekrar geri geleceklerini, o gün bir oyun oynanacağını söylediler. Bu oyun geleceğimizi belirleyecekti. Bu Endgame.

On binlerce yıl soylar gizli kaldı. İnsanlığın ilk on iki soyu. Her soyun hazırlanması gereken bir oyuncusu var. Kuşaktan kuşağa eğitildiler. Silah, diller, tarih, taktik, kılık değiştirme, suikast üzerinde uzmanlaştılar. Oyuncular birlikteyken her şeydi: güçlü, nazik, acımasız, sadık, zeki, aptal, çirkin, arzulu, adi, dönek, güzel, hesapçı, tembel, hayat dolu, zayıf. İyi ve kötüler. Hepimiz gibi. Bu Endgame.

Oyun başladığında oyuncular üç anahtarı bulmalı. Bu anahtarlar dünyanın bir yerinde saklı. Anahtarı ilk bulan oyunu kazanır. Endgame: Çağrı birinci anahtarla ilgili. Çağrı aynı zamanda bir bulmaca. Bulmacayı ilk çözen 500.000 $ değerinde altınla ödüllendirilecek.

Oyna. Hayatta kal. Bulmacayı çöz. Tüm dünya. Endgame başladı.

Yorum

  12 Oyuncu'nun ölümcül bir oyunda ırklarını korumak için hayatları pahasına mücadelesine hazır mısınız? O zaman Endgame'e hoşgeldiniz. :)

  Kitap on iki kişinin hayatı ve ırkı için olan ölümcül, tehlikeli ve bulmacalarla dolu mücadelesini anlatıyor. Oyuncular 13-20 yaşlar arasında ve oynamak için eğitilmiş özel kişiler. Ve bu 12 kişi hayatta kalabilmek ve kazanabilmek için dünyanın anahtarlarının peşine düşüyor, ölümcül kovalamaca başlıyor.


  Arka kapak olsun tanıtımlar olsun kitapla ilgili oldukça gizemli ve bol bulmacalı bir atmosfer meydana getirilmiş, insanda beklenti meydana getiriyor bu, baştan söylemeliyim ki o kadar büyük gizemler yok kitapta, hayal kırıklığına uğramayın. Yoğun olmasa da gizem havası hakim, aksiyon ve bol koşturmacalı havası da işin içine girince kitap hızlı okunan ve merak uyandıran bir roman haline geliyor.


  Kitapta 12 Oyuncu var ve bunların arasındaki büyük mücadeleyi okuyoruz. Her oyuncunun güçlü ve zayıf yönleri var, hepsi birbiri ile rakip. Oyuncular genel olarak iyi  kurgulanmış karakterlerdi, okuması zevkli idi, hepsinin iyi ve kötü yönleri var, kimin kazanacağı ise belli değil. Ben hiçbir oyuncunun tarafını tutmuyorum, bazılarını hiç sevmesem de kazanmasını istediğim bir oyuncu olmadı. Kitapta her oyuncunun sembolleri var, daha doğrusu ırklarının.


  Kitabın içerisinde bir çok görsel var ve ben bunların büyük çoğunluğunun amacını anlamadım. :D Sanırım kitabın bulmacasıyla uğraşmadığım için, evet meşhur büyük ödüllü bulmaca. Ben sadece eğlenmek ve zaman geçirmek için okuduğumdan dolayı bulmaca ilgimi çekmedi ve uğraşmadım, ileride çözebilirim çünkü bulmacaları severim. Bulmacanın ödülünü de İtalya'dan bir okur kazanmış, diğer iki kitapta da ödül varmış belki birini kazanırım, belli mi olur. :P

  Genel olarak güzel bir kitap olsa da bazı basit noktalar vardı, oyuncuların güçleri, bazı yetenekleri ve o kadar kargaşaya sebep olmalarına rağmen çok rahat dünyada dolaşıp diğer yerlerini de altını üstüne getirebilmeleri. Belki sebebi kitapta bir ara belirtilen Gök İnsanları'nın minik dokunuşudur, kim bilir. Yine de oyuncuların başına hiç dert açılmaması olağanüstüydü. Gizem ve maceranın harmanlandığı kitaplar arasında çok sağlam bir yeri olmasa da zaman geçirmek için rahatlıkla tercih edebileceğiniz kitaplardan. Gök Anahtarı'nı almamıştım, ama elimde olsa hemen başlardım. :D Türüne göre iyi sayılabilecek, rahat okunuşlu bir kitap, benim gibi beklentiniz olmadan başlarsanız seversiniz muhtemelen. İyi Okumalar. :)

Alıntılar

Bir şey varsa öyle ya da böyle bilmek isterim. Belirsizlikten nefret ederim. Belirsizlikleri hızla eleyip hayatımdan çıkarırım. 
Göz önünde saklan. En iyi yol budur. Hep göz önünde saklan.  
Hayat bir lütuf, diye geçirdi içinden Kala. Ölüm de bir lütuf. 
Kim olacağımızı ve ne yapabileceğimizi seçme şansına sahip olduğumuzu söylerdin. Ama yanılıyordun. Seçme şansın yok. Hiç olmadı. Sen bunu yapmak için doğdun, kaderinde bu vardı, bunu yapmak zorundaydın.

Puanım