Muriel Barbery etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Muriel Barbery etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2017 Perşembe

Mayıs Ayında Okuduklarım


Herkese merhaba! Nisan Ayık okuduklarım yazısı biraz gecikse de, Mayıs'ın yazısını geciktirmemeye çalıştım. Araya sıkıştırdım.

Mayıs'ta toplam 9 kitap okumuşum, genel olarak güzel bir ay olsa da hala 2017 Okuma Hedefi'min 6 kitap gerisindeyim.

Neyse Mayıs'ta okuduklarıma gelecek olursak;


1. Warcraft - Ejderhanın Günü - Richard A. Knaak

Warcraft oynamadım, sanırım filmi de var onu da izlemedim ama fantastik kitaplardan ve ejderhalardan hoşlandığım için kitabı okudum. Elfler, büyücüler, ejderhalar.. bir çok farklı ırkı bir arada toplayan bir evrende geçen bir kitap. Kolay okunan güzel bir kitap, sayfalar ilerledikçe kitap güzelleşti. Genel olarak fantastik kurgunun bir çok klişesini içinde barındırsa da ortaya hoş bir kitap çıkmış, devam kitapları Türkiye'de çıkacak mı bilmiyorum ama çıkarsa okurum. Fantastik kurgu sevenlerin zevk alacağı bir kitap.

Puanım: 3.5/5



2.Karanlığın Sol Eli - Ursula K. Le Guin

Sanırım bu kitap benim için yanlış zamana denk geldi, okurken biraz sıkıldım açıkçası. Yazarın kurduğu dünya oldukça ilginç, çift cinsiyetli insanların olduğu farklı bir evren. Yazar tüm kitaplarında olduğu gibi bunda da yönetim şekilleri, cinsiyet ayrımı gibi konulara değişmişti, kitabın bu yönünü sevsem de içinde fazla politika barındırıyordu ve ben daha tam adapte olamadan kitap bitti.
Genel olarak sevsem de yanlış zamanda okuduğumu düşündüğüm için çok net bir fikrim yok.

Puanım: 3/5



3. Ses ve Öfke - William Faulkner

Dili ve kurgusu ile alışıldığın oldukça dışında bir kitap. Yazarın kendine has tarzı kitabın her satırında kendini hissettiriyordu. Olaylar ve karakterler arası geçişte zaman zaman kitaptan koptuğum oldu, özellikle de karakterlerin kimliklerine alışma süreci biraz uzun sürdü, bu benden mi kaynaklandı tam anlamadım. Farklı karakterlerin gözünden bir ailenin öyküsünü okuyor ve yaşadıklarına tanık oluyoruz. Karakterler oldukça çarpıcı ve ilgi çekiciydi. Kitapla ilgili çok net bir düşüncem yok yer yer sevdim, yer yer koptum bu yüzden puan vermeyi düşünmüyorum.

Puanım: Yok



4.Kan Yemini - Brian McClellan

Kitap klasik fantastik kurgu eserlerinden biraz ayrılıyor, genelde bu türde barutlu silahlar pek bulunmaz, ama bu yazar hem barutlu silahları hem de büyüyü dahil ederek zor bir işe kalkışmış. Yazarın oluşturduğu büyü sistemini çok sevdim, birbirinden farklı çalışan bir kaç büyü sistemi var ve hepsi birbiri ile bir noktada hem etkileşiyor hemde birbirinden ayrılıyor, diğer kitaplarda bunu daha net anlayacağımızı düşünüyorum.
Kitap bir çok şeyi bir arada içinde barındırıyor aslında, politika, polisiye, büyü sistemleri, macera, ateşli silahlar.. Kitabın bu yönlerini çok sevdim, hatta genel olarak beklediğimden daha iyi çıktı. Yazar ortaya güzel bir kurgu çıkarmış, güçlü karakterleri ve karakterlerinde iyi hikayeleri var. Yazar olayları uzun uzun anlatmıyor ya da sizi bekletmiyor, bir türlü bitmeyen uzun dövüş sahneleri yok bu kitabın büyük artılarından biriydi bence. 
Hikayesi ve çıkış noktası ile kitap çok güzel ancak kurgusu ve anlatımı ile yazarın acemiliğini belli ediyor, giriş kitabı olarak seri için çok güçlü bir kitap olsa da yazarın kat etmesi gereken çok yol var. Diğer kitaplarının daha iyi olacağına eminim ve serinin diğer kitaplarını da merak ediyorum, çok bekletmeden çıksa.

Puanım: 4/5


5. Perili Ev - Charles Dickens

Yazarın kendi hayatından etkilenerek yazdığı öykü tarzında bir oturuşta okunabilecek hoş bir kitap. Klasik perili ev hikayelerinden ayrılan pek bir yönü yok ama yazarın kalemi kitabı okumak için iyi bir etken. Yine de kitap ne güzel ne kötü denebilecek orta kıvamda bir eser.
Puanım: 3/5


6. Gurmenin Son Yemeği - Muriel Barbery 

Kirpinin Zarafeti’ne bayıldıktan sonra yazarın bu kitabını da okumaya karar verdim. Yazar son günlerini yaşayan dünyanın en ünlü gurmesinin son günlerini, kendi gözünden ve hayatındaki diğer insanların gözünden okura aktarıyor. Kitabı okurken yemek yemenin benim bilmediğim apayrı bir boyutu olduğunu fark ettim, benim için yemek yaşamamızı sağlayan mecburi bir ihtiyaçken kitaptaki karakterler sayesinde bunun bambaşka bir dal olduğunu gördüm, -tabi görüşüm hala aynen devam ediyor, yemek bizi yaşama bağlayan bir araç sadece. :D
Genel olarak güzel bir kitap olsa da istediğimi bulamadım, yazar Kirpinin Zarafeti ile beklentimi çok yükseltmişti, ondan daha iyi bir şeyler bekliyordum. 
Puanım: 3/5


7. Kül Dağındaki Kütüphane - Scott Hawkins 

Kitabın ismi beni çekmişti, bir yorumda da oldukça farklı bir kitap olduğunu okuyunca merak edip listeme eklemiştim. Kitap okuduğum bir çok kitaptan farklı gerçekten de. Fantastik ögelerle donatılmış olsa da kitabı okurken fantastik bir şeyler okuyor gibi hissetmiyorsunuz, kitabın tarzı, büyü olmayan büyü sistemi ve özgün karakterleri bir araya gelince ortaya okuması çok zevkli bir eser çıkmış. Tüm bunların yanında yazar olay örgüsünü de gayet başarılı bir şekilde kurgulamış ve sizi yer yer şaşırtmayı da ihmal etmiyor. İçeriğiyle, diliyle ve karakterleriyle oldukça hoş ve başarılı bir kitap olmuş, yazarın tarzını sevdim, böyle farklı şeyler okumak insana iyi geliyor. Mükemmel bir kitap olmasa da, sizi kendine aşık etmese de farklı lezzetler arayanlar için oldukça iyi bir tercih olacaktır.
Puanım: 4/5


8. Ütopya - Thomas More

Uzun zamandır okumayı istediğim ama nihayet vakit bulabildiğim, mükemmel bir baş yapıt Ütopya. Özellikle de yazıldığı zamanı (1516) düşünürsek. Bugün bile güncelliğini koruyan, insanın ufkunu açan ve düşünmeye sevk eden bir kitap. More, Avrupa ve dünyadaki siyasi yapıyı, genel adaletsizliği ve sorunları inceledikten sonra Ütopya adası ile de bu sorunlara gayet incelikli, zekice düşünülmüş çözümler sunuyor. O
kurken insanın zihni boş duramıyor, More sizi her satırda düşünmeye teşvik ediyor, her satırda ona katılmasanız bile onun gösterdiği sorunlar ve çözümler ile kendi bilgi ve görüşlerinizi bir araya getirerek kendi düşüncenizi oluşturuyorsunuz. 
Kesinlikle okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum, More ortaya çok iyi bir şaheser çıkarmış ve satır aralarında bir çok şey gizli, bir kaç kez okunsa daha iyi olur gibi. 

Puanım: 4.5/5


9. Bir Kadının Yaşamından 24 Saat - Bir Yüreğin Ölümü - Stefan Zweig

Bu kitabı çok uzun zamandır merak ediyordum, nihayet okuyabildim. İnsan Zweig  okurken bir başka hissediyor. Onun insan ruhunu irdeleyen en dip köşelerine girmesi ve bunu büyülü bir dille anlatması onu eşsiz kılan özelliklerinden, bu kitapta da yine bu özellikleri ile karşılaşıyorsunuz.
Bir Kadının Yaşamından 24 Saat'i sevdim ama istediğimi tam anlamıyla bulamadım, sanırım beklentim çok yükselmişti. Okurken aklım ister istemez Dostoyevski'nin Kumarbaz'ına gidip durdu. 
Bir Yüreğin Ölümü'nü çok naif buldum, bir babanın, bir yüreğin kısa zaman içinde nasıl çökebileceğini, ruhsal yıkımın insanda nasıl büyük bir etki bıraktığını çok güzel aktarmış yazar.
Zweig'ın sevdiğim eserlerinden bir tık geride kaldığı için 3.5 verdim.

Puanım: 3.5/5

Benim Mayıs ayım genel olarak güzel geçti, ya sizinki?

25 Şubat 2017 Cumartesi

Kirpinin Zarafeti - Muriel Barbery | Kitap Yorumu


Orijinal Adı: L'elegance Du Herisson
Seri: Yok
Yayınevi: Turkuvaz Kitap
Sayfa Sayısı: 280
Baskı Yılı: 2011
Goodreads Puanı: 3.73  (114,105 Oy)

Arka Kapak Yazısı

On üçüncü yaş gününde intihar etmeyi planlayan on iki yaşında, son derece zeki ve üstün yetenekli bir kız çocuğuyla, müzik, resim ve felsefe meraklısı, Rus edebiyatı ve Japon sineması tutkunu elli dört yaşında bir kapıcının, kibar bir Japon beyefendisi sayesinde gelişen sıra dışı dostluğunu anlatan Kirpinin Zarafeti, Fransa'da yayınlandığı 2007 yılında 1.100.000 adetlik baskı sayısına ulaşan, göze çarpmayan güzellikleri yücelten, sınıflar ve nesiller ötesi bir dostluğu konu edinen zarif ve etkileyici bir roman.


Yorum

  Bu ara kitap yönünden şanslıyım sanırım, bu ara hep çok güzel kitaplara denk geldim. Paris ve Londra'da Beş Parasız ve Tüm İnsanlar Ölümlüdür'den sonra Kirpinin Zarafeti de çok iyi denk geldi.
Kitabı hakkında fikir sahibi olmadan kütüphaneden aldım, kitabı gördüm ve bir an beni çekti ve aldım. İyi ki de almışım.

Güzellik nerededir? Diğerleri gibi ölmeye mahkum büyük şeylerin içinde mi, yoksa hiçbir iddia da bulunmadan, anın içine sonsuzluk tomurcuğu yerleştirmeyi bilen küçük şeylerde mi? 

  Güzel, naif ve etkileyici bir kitap. Özgün diliyle ve kendine has karakterleriyle, değindiği noktalarla bambaşka bir dünya bambaşka bir kitap Kirpinin Zarafeti. İki baş karakter, bir o kadar hayatın içinden bir o kadar da sıradışı.

Ben, yapılacak tek bir şey olduğu kanısındayım: Doğma nedenimizi bulmak ve bunu elimizden geldiğince iyi, bütün gücümüzle, öküz altında buzağı aramadan ve bizim hayvan doğamızda tanrısallık olduğunu sanmadan yerine getirmek. Ölüm bizi alacakken yapıcı bir şeyler yapmakta olduğumuz duygusuna ancak o zaman varırız. 

54 yaşındaki zeki, kültürlü bir kapıcı Reene, diğer tarafta 12 yaşında zeki, intihar etmeyi düşünen Paloma. Reene, kapıcılık kimliği altında zeki bir entelektüel yatan bir kadın, ama bunu kimseye göstermiyor, kendini kapıcı maskesiyle gizliyor. Paloma ise zengin bir ailenin çok zeki kızı, hayatın anlamını bulamıyor ve kendini minik dünyalarına haps etmiş büyüklerden olmak istemiyor, intihar etmeyi düşünüyor. İşte bu iki karakterin gözünden hem kendi hayatlarını okuyoruz hemde dünya, sosyal hayat ve insanlar hakkında enfes görüşler okuyoruz.

Dünyanın çirkin olduğunu bilsem de bunu görmek istemiyorum. 

İki farklı hayattan, biri zengin biri yoksulun hayatından kesitlerle, insanı, hayatı eleştiren bir kitap. Güzel, farklı ve sürükleyici. İlk sayfalar kitaba adapte olamasanızda zamanla kitaba ve karakterlere ısınınca kitabın bitmesini istemiyorsunuz.


Okunmaya değer, damağınızda çok hoş tatlar bırakacak bir kitap. Ve iki karakteri de aklınıza kazınacaktır, sonu beklenmedik olsa da sevdim, kitaba yakışmıştı. Umarım sizde okur ve kitabı seversiniz. İyi okumalar. 😊


Alıntılar

Güzellik nerededir? Diğerleri gibi ölmeye mahkum büyük şeylerin içinde mi, yoksa hiçbir iddia da bulunmadan, anın içine sonsuzluk tomurcuğu yerleştirmeyi bilen küçük şeylerde mi? 
Dünyanın çirkin olduğunu bilsem de bunu görmek istemiyorum. 
Herkesin bildiği gibi, güç ilişkisi dengedeyse diplomasi daima yenilgiye uğrar. 
İnsanın olumsuz bir kalbi, içi boş bir ruhu olabilir mi? 
Ben nötr bir hava takınıyorum. En sevdiğim havalardan biri bu. Yorumu tamamen özgür kılıyor. 
Tek bir dostunuz olsun ama iyi seçin. 
Birbirimize bunca benzer olup da bunca uzak dünyalarda nasıl yaşayabiliyoruz? 
Ben, yapılacak tek bir şey olduğu kanısındayım: Doğma nedenimizi bulmak ve bunu elimizden geldiğince iyi, bütün gücümüzle, öküz altında buzağı aramadan ve bizim hayvan doğamızda tanrısallık olduğunu sanmadan yerine getirmek. Ölüm bizi alacakken yapıcı bir şeyler yapmakta olduğumuz duygusuna ancak o zaman varırız. 
Özgürlük, karar, irade, bütün bunlar kuruntudan ibarettir. Arıların yazgısını paylaşmadan bal yapabileceğimizi sanıyoruz; ama biz de görevlerini yerine getirmeye ve sonra da ölmeye mahkum zavallı arılardan başka bir şey değiliz.

Puanım