Aspendos Yayıncılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aspendos Yayıncılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2016 Cuma

Rehine (Lizzy Gardner #1) - T.R. Ragan | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: Abducted
Seri: Lizzy Gardner
Yayınevi: Aspendos Yayınclık
Sayfa Sayısı: 360
Baskı Yılı: 2014
Goodreads Puanı: 3.92  (14,596 Oy)

Arka Kapak Yazısı

Lizzy Gardner daha 17 yaşındayken, mükemmel başlayan gecesi bir kabusa dönüşür. Erkek arkadaşı Jared ile romantik bir gecenin ardından evinden birkaç sokak ötede kaçırılan Lizzy, kendini azılı bir seri katilin merhametine kalmış bir hâlde bulur. Örümcek Adam olarak bilinen manyak katil tarafından türlü işkenceye maruz kalan Lizzy, hayatta kalmayı başaran tek kurban olarak kaçmayı başarır. Ama kaçmayı başaran tek kişi o değildir, polisi kurnazca atlatmayı başaran Örümcek Adam da kaçmıştır.

14 yıl sonra Lizzy, boş zamanlarında genç kızlara kendilerini savunmayı öğreten bir özel dedektiftir. Başkalarına kendilerini korumayı öğretebilmek ve yıllar önce yaşadığı işkenceyi unutabilmek için elinden geleni yapan Lizzy'nin hayatı, artık FBI ajanı olan Jared Shayne'den bir telefon almasıyla ikinci kez altüst olur. Görünüşe göre katil yeniden ortaya çıkmıştır ve bu sefer tek bir hedefi vardır: Lizzy. Böylece içlerinden yalnızca birinin hayatta kalacağı nefes kesen bir kedi-fare oyunu başlar.

Yorum

  Kütüphanede kitaplara bakarken Rehine'yi gördüm ve kadın yazardan da polisiye-gerilim okuyayım diyerek aldım. Kadın yazarlar çok polisiye-gerilim yazmıyor en azından ben pek sık okumuyorum, özellikle olan bir şey değil öyle denk geliyor. Neyse fazla uzattım.



  Eve gelince yazar kimmiş acaba dedim ve kitapta yazarın isminin yazmadığını fark ettim, araştırınca yazarın gerçekten kadın olduğunu gördüm. Bunu söylememin amacı kadın yazarlara karşı olan bu belirleyici tutum, yazarın ismini, kitabın ismini okumadan sadece kapak tasarımı ile yazarın kadın olduğunu anlayabiliyoruz. Bu durum değişmeli bence, ki Rehine polisiye-gerilim romanı aşk romanı değil ki o belirleyici kapaklardan olsun. 😒😒

  Rehine, Lizzy Gardner Serisi'nin ilk kitabı. Lizzy 17 yaşındayken yaşadığı çevredeki ürkütücü katil tarafından kaçırılır ve esrarengiz bir şekilde kurtulur, yıllar içinde hayatını kurmuş ve özel dedektifliğin yanı sıra insanlara kaçırılmaya karşı eğitim vermektedir. Lizzy'i kaçıran seri katil ise tutuklanmamıştır ve 14 yıl sonra Lizzy'nin peşine yeniden düşer ve ölümcül kovalamaca başlar. Bu arada Lizzy'nin hayatına, yıllar önce hayatından çıkardığı eski erkek arkadaşı yeniden girer.

  Konu oldukça sıradan aslında, hatta arka kapak yazısını üstün körü okuduğum sırada aklımda oluşan olaylar aynı şekilde kitapta gerçekleşti ki bu da benim kitaba karşı olan heyecanımı öldürdü. Yazar fena bir iş çıkarmamıştı belki ama bu türe yeni bir şeyler kazandırmadığı, hatta klişelerde boğulduğu da kesin. Kitabı okurken aklım ister istemez Lisa Gardner'ın Kusursuz Tuzak adlı kitabına gitti, çünkü her iki kitaptaki katilin mahlası Örümcek Adam ve ikisi de kurbanları üzerinde örümcekleri kullanmayı seviyor. Kusursuz Tuzak, Rehine'den üç yıl önce yayınlanmış, bu yazarın Lisa Gardner'dan esinlenmiş olma ihtimali var ama öyle mi bilemem. Rehine'deki baş karakterin ismi Lizzy Gardner ve Kusursuz Tuzak'ın yazarının ismi Lisa Gardner arasındaki benzerlikte düşündürücü.



  Kitabın bazı bölümlerde aşk romanı moduna bağlaması ve klişelerle dolu olması okura zevk vermiyor, en azından ben hiç zevk almadım. Yazarın baş karakterleri mükemmel özelliklerle donatmaya çalışması da ayrı olarak can sıkıcı bir durumdu. Bir kere de şu baş karakterler çok iyi, çok güzel, çok yakışıklı ve çekici olmasın lütfen!

  Kitabın baskısı kötü olmasa da olması gerekenden fazla yazım hatası vardı, eksik kelimeler, yanlış harfler.. Biraz daha özen gösterilse daha iyi olurdu.

 Yazıyı bitireyim artık, fazla uzattım. Rehine fena olmayan bir polisiye gerilim ancak çok fazla klişeye ev sahipliği yapıyor ve okuru şaşırtacak detaylara sahip değil. Kusursuz Tuzak'ın seri katiline benzeyen bir katile sahip olması da kitabı gözümden iyice düşürdü. Eğer iki kitap arasında kalırsanız muhakkak Kusursuz Tuzak'ı okuyun, o gerçekten çok iyi bir polisiye gerilimdi. Kitaba üzülerek iki puan veriyorum.

  Kusursuz Tuzak yorumum için buraya tıklayabilirsiniz.

  Yazımı okuduğunuz için teşekkürler, bol kitaplı günler. :)

Alıntılar

Bir kere katil olduysan geri dönüşün yok. 
Kimsenin, tüm umutlarının, hayallerinin kısacık bir an içinde elinden alınmasının ona ne kadar acı çektirdiğini görmesini istemezdi. 
Lizzy için geçmişi bırakıp hayata devam etmek, her sabah uyanıp yürümeyi tekrar öğrenmeye çalışmak gibiydi.


Puanım


22 Haziran 2016 Çarşamba

Jet (Dövmeli Adamlar Serisi #2) - Jay Crownover | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: Jet
Seri: Marked Men  #2
Önceki Kitap: Rule 
Sonraki Kitap: Rome
Yayınevi: Aspendos Yayınları
Sayfa Sayısı: 400
Baskı Yılı: 2013
Goodreads Puanı:  4.10  (30,866 oy)


Arka Kapak Yazısı
  Sımsıkı deri pantolonu ve tehlikeli vücut hatlarıyla Jet Keller her kızın Rock’n Roll rüyasını süslüyordu. Ancak Ayden Cross kötü çocukların vahşi dünyasında yorulmuştu artık. Bu yüzden Jet’in büyülü gözlerinde gördüğü tutku ateşine teslim olmak istemiyor ve Jet’in dokunuşlarında yanıp kül olmaktan korkuyordu.
  Jet ise, seksi kovboy çizmeleri içindeki sütun gibi bacakları olan Ayden’a karşı koyamıyor ve bu güneyli güzele yaklaştıkça onu daha az tanıdığını düşünüyordu.
İkisini yakan bu ateş ya aşka dönüşecek ya da onları yakıp kül edecekti.
  

Yorum
     Evet arkadaşlar! Birkaç gün önce bu serinin ilk kitabını yorumlarken de belirttiğim gibi ikinci kitap beni biraz daha heyecanlandırıyordu. Çünkü ikinci kitapta işlenen çocuk bir Rock prensiydi. Bende müzik tarzı olarak Rock-metali benimsediğim için bu kitabın baş karakterini okumak için oldukça sabırsızdım. Kitabın başları biraz sıkıcı ilerledi açıkçası. Jet ile Ayden’ın birbirinden uzak durmak için bahaneleri ve hayata bakış açıları bana biraz “zorlama” geldi. Özellikle bazı kavgalar ve zıtlaşmalar fazla gereksizdi. Yine de işin içine bir rock star girince kitabın ne kadar kötü özelliği olursa olsun büyülenmekten kendimi alamadım. Kitabın esas oğlanı Jet; ailesiyle ve özellikle babasıyla pek yüzü gülmemiş, kendini şarkılara ve arkadaşlarıyla eğlencelere vermiş bir star ve bir rock grubu var. Kendi hayatını arkadaşlarıyla ve tek gecelik kızlarla geçiren, konserden konsere koşan, etliye sütlüye karışmayan, biraz da tehlikeli bir tip olan Jet, hayat tarzını yansıtan tuhaf kıyafetleri, piercingleri ve ojeleriyle gerçekten oldukça “alışılmışın dışında” diyebiliriz. Buna karşı eski hayatının tüm kötülüklerinden sıyrılarak Güney Amerika’dan gelmiş, başarılı bir eğitim hayatı olan ve tam anlamıyla inek tiplerin giyebileceği süveterler giyen terbiyeli çocuklarla takılan, kovboy çizmeleri olan, ateşli bir hatun. İşte kitapta hayatları birbiriyle alakası olmayan bu ikilinin yollarının kesişmesi ve bir aşkın alevlenişi konu alınıyor.

    İlk kitaptaki gibi bu aşk da karakterlerin yaşam tarzı ve bakış açıları, dış görünüşleri gibi birçok sebepten dolayı imkansızmış gibi görünse de verdikleri mücadeleler ile aşklarını ayakta tutmayı başarıyorlar. Aslında seri olmasından da kaynaklı olarak, bu kitabın ve kitaptaki karakterlerin durumlarını düşünürsek iki kitabın neredeyse birebir paralel olduğunu söyleyebilirim. Her ikisinde de kötü erkekler ve onlardan uzak durması gereken uslu akıllı kızlar ve imkansız aşklar konu alınıyor. Hatta ilk kitapta eleştirdiğim gibi kötü çocukların iyi kızları elde etmek için bir anda değişmeleri ve melek çocuklar olmaları, kavgalar ve tatlı didişmeler ilk kitapla son derece benzerdi. Bazı noktalarda hala ilk kitaba devam ediyormuş gibi hissetmekten kendimi alamadım. Ama kıyasladığımda her noktanın da birebir aynı olduğunu söyleyemem. Burada tarafların hayatındaki sıkıntılar birbirinden farklı, ilk kitaptaki kavga nedenleri ikincisinden farklı ve ilk kitapta ağırlık bu ilişki üzerineyken ikinci kitapta ana karakterlerden biraz daha sıyrılıp yan karakterlerin hayatları ve bakış açılarına da yer veriliyor. Üstelik Jet, Rule’a göre bazı yerlerde romantizmi biraz daha geri plana atıp macerayı daha ön plana çıkarıp okuyucuyu heyecanlandırabiliyordu. Bu yönleri hoşuma gitti.

    Dili ilk kitapta olduğu gibi ikinci kitapta da son derece akıcıydı. Her iki karakterinde bakış açılarına ve bölümlerine yer verilmesi seri ile ilgili sevdiğim bir ayrıntı. Karakterler arasındaki sürtüşmeli diyalogları zevkle okudum. Kitap hiç sıkmıyor sizi ve sayfalar elinizden yağ gibi kayıp gidiyor. Bir bakıyorsunuz ki sonuna gelivermişsiniz. Okuması  ve ilerlemesi oldukça kolay, anlaşılması zor olmayan bir kitaptı. Keyifle okuyacağınızı umuyorum. Bol kitaplı günler J


Alıntılar
Seni elde etmek için ne gerekirse yapmaya hazır olduğumu hissediyorum ve olumsuz şartlar veya yoluma çıkan her neyse. Çünkü sen daha önce hiç kimsenin hissettirmediği gibi, geçmişte karıştığım yasal olmayan her türlü şeyden daha çok bağımlılık yaptın.
Bildiğim tek şey, seni nefes almaktan daha fazla istediğim.
Beni seyrediyordu ve bende onu seyrediyordum. Konu kimya olunca ben bir dâhiydim bu aramızda olan şey eninde sonunda patlayacaktı. Uzun zamandan beri baskı altında tutuyordum ve ancak yavaş ve istikrarlı bir kaynama bu tür bir ateşi söndürmeden hayatta tutabilirdi.
Sen, arkadaşım, bütün bir geceyi seni dinleyen herkese viski renkli gözleri olan kızın kalbini nasıl kırdığını anlatarak geçirdin.
Bir sabah uyanıyorsun ve farkına varıyorsun ki, her zaman öyle olan şeyler, her zaman öyle olacaklar anlamına gelmiyor.

Puanım

19 Haziran 2016 Pazar

Rule (Dövmeli Adamlar Serisi #1) - Jay Crownover | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: Rule
Seri: Marked Men #1
Sonraki Kitap: Jet
Yayınevi: Aspendos Yayınları
Sayfa Sayısı: 360
Baskı Yılı: 2012
Goodreads Puanı: 4.17  (78,361 oy)


Arka Kapak Yazısı
İki zıt karakterin aşkı var bu kitapta!
Rule Archer gibi bir baş belası için Shaw Landon, kibirli ve kusursuz bir prensesti. Üstelik o, ölmüş ikizinin yakın arkadaşıydı. Shaw, başkalarının kurallarıyla yaşıyordu, Rule ise kendi kurallarını koyardı. Onun gibi bir iyi aile kızına vakti yoktu, bu kız onun gerçekte kim olduğunu görebilen tek kişi olsa bile…

Shaw Landon, Rule'u ilk gördüğü günden beri seviyordu. Oysa Rule, Shaw gibi başarılı bir tıp öğrencisinin istememesi gereken her şeye sahipti. Ama Shaw, Rule'un ürkütücü piercinglerinden, dövmelerinden ya da vahşi tavırlarından korkmazdı, ona uygun olmadığını bilse bile…

Tesadüf eseri unutulmaz bir gece geçirirler. Artık bir soruya cevap bulmaya çalışacaklardır: Bu iki zıt karakter büyük bir aşk mı yaratacaklar, yoksa birbirlerinin hayatını zindana mı çevirecekler?

Yorum
Merhaba sevgili okurlar!
 Sizler için güzel bir aşk kitabı hakkında söyleyeceklerim var. Bende diğer tüm kitap kurtları gibi ne zaman dışarı çıksam mutlaka bir kitap dükkanına girerim ve girdiğimde de eli boş çıktığım pek görülmemiştir. Yine bir gün ünlü bir kitap mağazasında gezerken gözüme ilişen ve ilgimi cezbeden bir kitabı henüz bitirmiş bulunuyorum. Bende henüz etkisinden çıkmadan yorumumu sizlerle paylaşmak istedim. O gün almış olduğum iki kitaptan birisiydi Rule. Diğer kitapta Rule'un da içinde olduğu dövmeli adamlar serisinin ikinci kitabı olan Jet'ten başkası değil elbette ki. Önce seriden kısaca bahsedecek olursam serinin her kitabında bu "Dövmeli Adamlar"dan birisi ele alınarak onun çılgın hikayeleri ve aşklarından bahsediliyor. İlk kitapta bu anlamda Rule için adanmış. Sevgili Rule Archer'ımız için. 
     
   Bir bayan olarak kapaktaki yakışıklı erkekler ve dövmelere olan tutkumdan dolayı raflarda görünce ilgimi çeken bu kitabı anında aldım ve başladım. Beklentilerim büyüktü açıkçası. Arka kapak yazısını da okuyunca ilgim katlanarak arttı. Kızların bayıldığı "kötü çocuk" niteliğindeki çapkın, hayatı boşvermiş, eğlenmeye düşkün, çılgın bir erkek ve onu elde etmekle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir kız ve bu ikilinin arasındaki didişmeler, zıtlaşmalar, tutku, aşk.. İşte bu tür beklentiler ile başladım kitabı okumaya kitabı. Aslında birçok şey beklediğim gibi de gitmişti. Ama yine de tamamen beklentilerime cevap verdi diyemem. Çünkü ben bu ikilinin kavuşmasını çok daha mücadeleli yollardan ve iki tarafında sürünmesi ile olmasından daha zevk alan acımasız bir okur olduğum için bunun mümkün olduğunca çabuk ve ilk seferde olması fena halde sinirlerimi bozuyor. Bu kitapta hayalkırıklıklarımdan birisi de tam olarak buydu. Bir de klişeler fazlaydı. Kız fazla mükemmel, erkek bildiğiniz kötü çocuk ve aşkları imkansız ama bir kıvılcımla tutkulu bir aşk. Sizce de fazla klişe değil mi? Önemli olan bu klişeyi yazarın size bambaşka bir şekilde aktarmasıydı. Başarılı bir yazarın elinde klişeler bile mükemmel kurgulara dönüşebiliyor biliyorsunuz ki. Ancak bu kitabın bu noktada bir örnek olduğunu söyleyemeyeceğim. Birde kötü çocuğun güzel kızın kalbini kazanmak için bir anda bir meleğe dönüşmesi ve alışkanlıklarını bırakması durumları biraz fazla hayalci geliyor bana ve böyle şeylerin daha yavaş olması ve kişi ne kadar değişirse değişsin yine özündeki o yaramaz çocuktan birşey kaybetmemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz okurlar -en azından ben- karakteri kitapta en başta tanıtıldığı halleriyle seviyorsak ve sonradan onun "cici çocuk" formatına bürünmesi çok da işimize gelmiyorsa kitabın tam tersini yapması pek de sevdiğimiz bir detay olamaz sanırım. Ben bu tür durumlarda iyi olan tarafın biraz daha "aykırı" olana ayak uydurup onu olduğu gibi kabul etmesinden yanayım. Çünkü zaten en başında onun bu aykırı hallerine aşık olmuyor mu? Kitaptaki zayıf noktalardan birisi de buydu zaten.


    Normaldeki yorum sistematiğimin tersine bu sefer ilk olarak olumsuz yorumlar ile başladım. Ancak bu kadar yeter. Yazara da haksızlık yapıp okurları kitaptan soğutacak değilim. Çünkü kitapta hoşuma giden noktalarda oldu elbette. Kitapta hayatı boşvermiş, ailesiyle ve kendisiyle sorunları olan, alkolik ve her gece başka barda başka kızlarla, hayatı "carpe diem" modunda yaşayan, kimseye aldırış etmeyen, pervasız bir Rule var. Aşka inancı olmayan bu yakışıklı genç kızları her hafta farklı renklere boyattığı mohavkları ve tüm bedenini sarmalayan dövmeleri ile büyülüyor. Bu kızlar furyasına platin sarısı saçları olan güzel bir o kadar da başarılı ve asil olan, annelerin "örnek çocuk" diye nitelendirdiği, tüm notları "A" olan, düşünceli Shaw katılıyor. Ama onun diğer kızlardan farkı var. O Rule'u tanıdığı ilk andan beri mohavklarının, gözlerinin, dövmelerinin, kıvrak bedeninin çok ötesinde bir Rule görmüş ve ona aşık olmuş bir kız. Aşkına öylesine sahip çıkıyor ki sevdiği oğlanı yatakta başka kızların altından topluyor ve hayatına çekidüzen veriyor. Kısacası "annecik" rolünü çok iyi oynuyor. Rule'un gerek ailesine gerek hayata olan görevlerini yerine getirmesini sağlayan ve arasının pek parlak olmadığı ailesiyle bağlantısını sağlayan Shaw da sabrını son damlasına kadar tüketiyor. Bu adamı ya elde edecek ya da sonuza kadar gitmesine izin verecek. Arka kapakta da belirtilen unutulmaz bir gece geçirdikten sonra Rule "kırılmaz, hatalar yapmaz, başarı odaklı, asilliğinden ödün vermez, ulaşılmaz" gördüğü bu kıza bambaşka bir gözle bakıyor ve ilk aşk kıvılcımları doğmaya başlıyor. 
   Kitapta ikilinin kavgaları, mücadeleleri, aşklarına sahip çıkışları, maceraları etkileyici ve gerçekçi bir dille anlatılmış. İkisininde aşkları için katlandığı şeyler, verdiği tavizler, kendileri ile mücadeleleri aşk romanı sevenler için tam damağa göre diyebilirim. Olayların merkezinde bu ikili olsa bile serinin diğer kitaplarında da ana karakterler olarak göreceğimiz Nash, Jet, Rome, Ayden gibi karakterler de kitaba arkadaş çevresi olarak ayrı bir renk katıyor. Aşk kitaplarında en çok hoşuma giden yönlerden birisi karakterlerin birbiriyle tatlı didişmeleri ve muzur diyaloglardır. Bu kitapta da buna birçok yerde rastlamam kitabı zevkle okumamı sağladı. Bu ikilinin zıtlaşmasını ve aralarındaki çekimi sevdim gerçekten. İyi bir ikili oluşturmuşlardı. Rule'un Shaw'a "Casper" lakabını vermesi ve onu böyle çağırdığı yerler çok şekerdi mesela. 

    Kitap gerçekten oldukça akıcıydı. Bir çırpıda fazla uzatmadan bitirdim. Kitap Rule'a ve Shaw'a ait bölümlerden oluştuğu için ikisininde bakış açısından olayları ve karakterleri görmemizi sağladığı için, bu yönde de büyük bir artı puan kazandı. Sonunu da tahmin edilebilir ama hoş buldum. İkinci kitabı okumak için sabırsızlandığımı söylemem gerekir. Çünkü ilk kitapta da bazı yerlerde geçen "Jet" karakteri beni Rule'un bile heyecanlandıramadığı kadar heyecanlandırıyor. Şimdilik bu kadar yazıyorum. İkinci kitabı da bitirir bitirmez çok daha olumlu yorumlar ile döneceğim hissi var içimde. Bir sonraki kitapta görüşmek dileğiyle :)

Alıntılar
Sen hep böyle mükemmel miydin?
İşte kalbim, Shaw. Onu ellerinde tutuyorsun ve söz veriyorum ki ona dokunan ilk ve son kişi sen olacaksın.
Sensiz de yaşayabilirim ama tercihimi senden yana kullanmak istiyorum. 
O şey kalçanın yarısını kaplıyor, Casper, gören tek kişi ben olsam iyi olur.
Zıt kutuplar sadece birbirini çekmekle kalmıyor; alev alıp tüm şehri yakıp kül ediyorlar.
Kaybolduğumda benden vazgeçmeyeceğine söz vermelisin.Yolumu bulana kadar bekleyeceğine söz vermelisin. Herşey karardığında tünelin ucundaki ışığın sen olduğunu bilmeliyim.


Puanım

7 Eylül 2015 Pazartesi

Siyah Damar - Tarryn Fisher | Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Mud Vein
Seri: Yok
Yayınevi: Aspendos Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 344
Baskı Yılı: 2014
Goodreads Puanı: 4.07  (11,837)
Benim Puanım: 4/5

Arka Kapak Yazısı

  Münzevi yazar Senna Richards otuz üçüncü yaş gününün sabahına uyandığında her şey değişmiştir. Kendisini elektrikli tel örgülerin ardındaki bir kafese tıkılmış ve karların ortasındaki bir eve kilitlenmiş olarak bulan Senna'nın, neden kaçırıldığını öğrenmek için kendisine bırakılan ipuçlarını takip etmekten başka şansı yoktur. Özgürlüğünü geri istiyorsa, dönüp geçmişine bakmak zorundadır. Fakat geçmişi aslında hâlâ hayattadır... Ve onu kaçıran kişi de bulunacak gibi değildir. Kurtuluşu pamuk ipliğine bağlı olan Senna, kısa zaman içinde tüm bunların bir oyun olduğunun fark edecektir. Hem de çok tehlikeli bir oyun. Ve sadece gerçek onu serbest bırakabilir.

Yorum

 Kitabı geçen gece bitirdim ama dün yorumu yazamadım, düşüncelerimi rayına oturtmak istedim. Bazı kitaplar vardır okurken çok etkilenirsiniz vay be dersiniz ve kısa süre sonra tüm duygularınız söner ve kitaba karşı hissizleşirsiniz. Siyah Damar'a da aynı şey olacak mı merak ettim ve olmadı, bir çok his hala canlı. 
  
 Kitapta biraz ilerledikten sonra gece oturdum ve kalkmadan baya bir sayfa okudum. Sayfalar ilerledikçe hikaye kendini buluyor ve sizi de içine çekmeye başlıyor. Yatmam gerekmese kitabı bitirirdi ama kendimi zorlayıp yatmak zorunda kaldım. Daha önce aşk/romantizm ağırlıklı bir gerilim okumamıştım bu da beni önyargılı yapıyordu ancak yazar tabuları yıkabilecek cinsten bir eser ortaya çıkarmış.

Tarryn Fisher

  Kitabın dünyası daha doğrusu baş karakterimiz Senna'nın ruhu baya karanlıktı ve yazar bunu öyle güzel işlemiş ki! Yazarın bu duyuların bir çoğunu yaşadığına eminim çünkü duygular ayrıntılı, yerinde ve çok yoğundu bunları yaşamadan yazmak neredeyse imkansız, duygular yüzeysel değil ayrıntılıydı. Bu çok hoşuma gitti.
  Bir çok kitap okudum, kendime yakın karakterlerle karşılaştım ama hiçbiri Senna kadar olamadı. Senna'nın duygu ve düşüncelerini "Aman Allah'ım aynı ben!" diyerek okudum, kendime böyle benzeyen bir karakteri okumak farklı bir deneyim oldu benim için.

 Kitap okurken müzik dinlemeyi çok severim, Siyah Damar'ı okurken Ed Sheeran'ın Give Me Love şarkısıyla karşılaştım, normalde dinlediğim bir sanatçı veya tarz değil ama nedense şarkıyı kitaba çok uygun buldum ve okurken genelde bu şarkıyı dinledim. Sanki kitabın duygularını yansıtıyor gibi hissettim, belki de bana öyle geldi, Dinlemek isterseniz;

  Kitabın kurgusu güzeldi ama bir çok yer bende merak uyandırmadı. Senna'yı kaçıran kim, neden burada diye düşünmedim, güzel işlenmişti gizem ama yeterince değil. Kaçıran kişiyi tahmin etmeye de çalışmadım, genelde yaptığım gibi akışına bıraktım. Kaçıran kişinin kimliğine şaşırmadım ama kaçırma motivasyonunu yetersiz buldum açıkçası.
  
 !! Spoiler !!
  Okurken Senna ve Isaac kavuşursa bir puan kırarım dedim sıkıldım artık klişe sonlardan neyse Tarryn Fisher yine kendini gösterdi ve böyle bir şey yapmadı çok mutlu oldum. Ama Isaac çok iyi bir karakterdi çok sevdim, bir Isaac alabilir miyim lütfen?
!! Spoiler Bitti !!

  Yazar sonunu güzel bağlamış ama ben pek sevemedim, kitabın geneli sonundan etkileyiciydi. New adult kitapların hepsi birbirine çok benziyor ve ben okumayı pek tercih etmiyorum ama Tarryn Fisher gelip bu türü ayrı noktaya taşıyor, kitaplarını okumak gerek kadın cidden iyi yazıyor. Gerilim romanı olarak en iyi değildi belki ama ben sevdim, Senna'yı kendime çok benzetmem de kitaba karşı görüşümü olumlu yönde etkiledi. Kısacası beğendim, farklı bir gerilim romanı okumak istiyorsanız Siyah Damar'ı es geçmeyin derim.
  Son olarak böyle karanlık e yoğun bir kitap biliyorsanız lütfen önerin, çok hoşuma gitti bu :)

Alıntılar

"Açık sözlü olmak eğlenceli bir şey değil." 
"Hiç kimse hayatı zaten ağır olan birisini taşımak istemezdi." 
"Her neyse... sevgi ve kokain. İkisinin de sonuçları pahalıya patlıyordu: güzel bir kafa yaşıyordun ama sonra aşağı yuvarlanıyor ve tehlikeli durumla iç içe harcadığın anın her pişmanlığını yaşıyordun. Fakat sonra daha fazlası için geri geliyordun. Daha fazlası için her zaman geri gelirdin." 
"İnsanlar başka birisinin ağırlığını taşımak için yaratılmamışlardır. Daha kendimizi zor taşıyoruz." 
"Bir sevdaya takılıp kalmak ise tamir etmesi gerçekten çok zor bir durumdu. Kanser gibi, diye düşündüm. Tam ondan kurtulduğunuzu düşündüğünüzde geri teper." 
"Güvende olan kimdi? Hiç kimse. Dünyada hiçbir zaman güvende olmayacağımızı garantileyen çok fazla kötü şey vardı." 
"Kendinizi bir şeyi umursamadığınıza ikna etme süreci aslında o şeyi umursadığınızı daha belirgin bir hale getiriyordu." 
"İnsanlar yalan söyler. Sizi kullanır ve yalan söylerler. Ve bunları nasıl sadık olduklarından ve sizi asla terk etmeyeceklerini anlatırken yaparlar. Kimse böylesine bir söz veremez, çünkü hayat mevsimlerden ibarettir ve mevsimler değişir. Değişiklikten nefret ederdim. Değişikliğe güvenemezsiniz, güvenebileceğiniz tek şey değişimin gerçekleşeceği gerçekliğidir. Ama bu gerçekleşene kadar ve siz öğrenene kadar onların aptalca ve saçma sözlerine inanırsınız. İnanmayı seçersiniz, çünkü inanmaya ihtiyacınız vardır." 
"Sesler bir kitap kadar yüksek sesle konuşmaya her zaman korkmuşlardı ve hep korkacaklardı. Yazarlar bu yüzden yazarlardı: bazı şeyleri mürekkeple daha yüksek sesle söyleyebilmek için. Düşüncelere bir ses verebilmek için; sessiz kalabilmek ve duyguların hissedilebilmesi için." 
"Bağlı hissettiğiniz ilk insan annenizdir. İki atardamar ve bir damardan oluşan bir kordonla bağlanırsınız. Sizinle kanını, sıcaklığını ve hayatını paylaşarak hayatta kalmanızı sağlar. Doğduğunuz zaman doktor o kordonu kestiğinde yeni bir şey şekillenir. Duygusal bağınız."

Puanım