The Witcher etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Witcher etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2017 Pazartesi

Son Dilek (The Witcher #1) - Andrzej Sapkowski | Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Ostatnie Zyczenie
Seri: The Witcher #1
Sonraki Kitap: Kader Kılıcı
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 400
Baskı Yılı: 2017
Goodreads Puanı:

Arka Kapak Yazısı



İngiltere için Tolkien,

Amerika için George R. R. Martin neyse

Doğu Avrupa için Sapkowski odur.

Rivyalı Geralt bir Witcher’dır. Henüz küçük bir çocukken seçilmiş, eğitilmiş, büyülerle donatılmış ve mutasyon geçirmiş bir canavar avcısı. Acımasız, tekinsiz, karanlık ve canavarlarla dolu bir dünyada yaşar.

Onun dünyasında peri masalları hiç de saf değildir. Pamuk Prenses bir haydut çetesinin başındadır. Güzel ve Çirkin’deki roller çok farklıdır. Üç dilek hakkı sunan cinlerle karşılaşmak bile istemezsiniz.

Masumların savunucusu Geralt, kızları canavara dönüşmüş ensest krallarla, intikam hırsıyla yanan cinlerle, âşık vampirlerle ve daha nicesiyle karşılaşıyor. Hepsi çok tehlikeli ve hiçbiri göründüğü gibi değil.

Yorum


Oyunu ile varlığını öğrendiğim bir kitap serisi The Witcher, oyununu oynamadım, uyarlamasından önce aslını tanımak istedim.

Fantastik kurguyu çok severim, bu seriden de biraz beklentim vardı, mükemmel konu, mükemmel karakterler olmasa da özgün bir seri beklentisi içindeydim ancak kitap bir çok mit ve eski masalların karışımı ile harmanlanmış, zeki, yetenekli ve biraz da muzip bir baş karakterle bize sunulmuş bir eser.
“İnsanlar, canavar ve canavar hikâyeleri uydurmayı severler. Bunu yaptıkları zaman kendi canavarlıklarını görmezler. İçkinin dibine vurduklarında, sahtekârlık, hırsızlık yaptıklarında, karılarını kayışla dövdüklerinde, yaşlı büyükannelerini aç bıraktıklarında, tuzağa düşmüş bir tilkiyi gübre yabasıyla delik deşik ettiklerinde ya da dünyada yaşayan son tekboynuzu ok yağmuruna tuttuklarında gün ağarırken kulübelerin arasında dolanan Bane’in onlardan daha kötü biri olduğunu düşünmek işlerine gelir. Böylece yüreklerine su serpilir. Yani yaşamak kolaylaşır.”

Kitap özgün pek bir şey barındırmasa da okuması zevkli idi, sıkmadan sayfalar ilerliyor. Ancak kitaptaki olayların çoğu birbirinden bağımsız olduğu için bütünlük tam anlamıyla sağlanamamış, bu da eksi yönde etki etmiş kitaba. Giriş kitabı olarak fena değildi ancak diğer kitapların daha güçlü olması ve daha sağlam bir hikaye ile karşımıza çıkması gerekiyor. Şimdilik seriye devam etmek istiyorum ama Kader Kılıcı da böyle zayıf olursa devam etmem muhtemelen.


Puanım