28 Eylül 2016 Çarşamba

Bu Ay Neler Okudum

Umut Bıçağı
   Yine severek okuduğum bir kitabın daha sonuna geldim. Herkesin birbirinin içsesini, aklından geçenleri duyabileceği bir kasaba düşünün. Soyu tükenmiş kadınlar, yok olmaya yüz tutmuş kentler, konuşan hayvanlar, bir çocuğa musallat olan büyük bir gizem. Küçük yaşta bir başlarına ve omuzlarına büyük yükler binmiş çocukların hikayesi. Hikayenin büyük bir kısmı yollarda geçiyor ve bu düşünüldüğü kadar sıkıcı değil. Hayvan sever okurlar için de ilgi çekici detaylardan birisi baş karakterlerden birisinin tatlı bir köpekçik olması. Onunla da kitabın birçok yerinde karşılaştığınız için sempati duyuyorsunuz ve sağlam bir bağ oluşuyor aranızda. 
   
   Kitap belli sayfalara kadar biraz olaysızdı. Bir macera filmi gibi olamasa da bir çizgi filmin saçma bulsanızda sizi eğlendirip kendini izleten büyüsü benzeri yerlerdi bu yerler. Bu durgun yerlere rağmen sizi saran bir tarafı vardı. 
   
    Hoş ve ilginç bir kurgusu vardı ama 13 yaşında bir oğlan uğruna yapılan bazı şeyler kitapta bir nedene bağlansa bile bana pek tatmin edici gelmedi bu neden. Sağlam bir zemine oturmuyordu. Yazar daha çarpıcı bir sebep bulabilirdi. Zayıf noktalarından biriydi bu kitabın. Birde kitaptaki kötü karakterlerden birinin mucize eseri sürekli başarılı olup hayatta kalabilmesi biraz uçuk geldi bana doğrusu. 
   
    Baş karakter Todd’a bazı yerlerde gerçekten fazlasıyla sinirlendim. Hatta bazı Todd diyalogları ve olaylarını la havle çekerek okudum. Olgun olmayan düşünceleri , inadından ve bencilliğinden dolayı etrafına verdiği zararlar okuyucuları gerçekten çileden çıkarabiliyor. Buna rağmen her şeyin altında masum bir çocuğun düşünceleri yatıyor ve ona sempati duymadan edemediğiniz yerler oluyor. Ama ben Viola karakterini daha çok sevdim. Mantıklı konuşmaları ve zekice planlarıyla Todd’a yol gösteriyor. Ona iyi bir yol ve kader arkadaşı. 

  “Nehrin daşıdığı higayeler. İnsannar gonuşuyo. Annasın ya. Higayeler. Bunu görmüştünüz mü?”
Bazen bazı kasabalılar cümleleri öyle bir kuruyor ki, her cümlenin sonuna “gaari” gelecek gibi bir beklenti içine giriyorum. Ege şivesine benzer şivelere rastlayabiliyorsunuz.
 
   Kitap belli yerden sonra çok sürükleyici hale geldi ve elimden bırakamadım. Kitaptan çok beklentim yoktu hatta biraz kasvetli bir kitap beklemiştim kapağına bakınca da ama beklentimin üzerinde sürükleyici bir eserdi. Ben kitaplarda dramatik yerlerde ne kadar üzülsem de genellikle pek ağlamam. Normal hayatımda da ağlamayı tercih ettiğim pek söylenemez. Ama bu kitapta hassas anıma geldiği için mi yoksa benim için önemli bir karakterle ilgili bir gelişme olduğu için mi bilemeyeceğim ama gözyaşlarımı tutamadığım yerler oldu. Bir çoğunuzun da benim gibi etkileneceğinden eminim. Yazar şaşırtmayı başarmıştı beni orada.

   Kitabın ismi de içeriğini büyük oranda yansıtıyordu ama okuduğumda ben kitaba Jonathan Safran Foer’in “Aşırı Gürültülü Ve İnanılmaz Yakın”ını yakıştırdım nedense. Kitabın verdiği mesajda çok güzeldi. Umut, her şey tükendiği zaman insanı hayata bağlayan ve devam etmesini sağlayan yegane şeydir. Ancak insana en çok acı veren şey de yine umuttur. “Umut acıtır.”

   Şimdiki zamanlı anlatımı ve bozuk Türkçesi dışında pek bir şikayetim olmadı kitaptan. Kitapta sürekli gidek, yapıyom, yannış, diil, nıfıs gibi garip bir Türkçe ile karşılaşıyorsunuz. Ama bunlar öyle çok da göze batmıyor. Bazı yerlerde kitaba doğal bir hava kattığını söylemek bile mümkün. Kitabı çok sevdim ve ikinci kitabını da hemen alıp okumayı düşünüyorum. Herkese de önerebileceğim bir kitap. İyi okumalar. :)
Puanım
Sorgu Ve Yanıt
    Çok güzel bir kitabı daha bitirdim. Kitap gerçekten güzeldi. Özellikle de ilk kitaba kıyasla. Seri gittikçe hareketlenmeye başlıyor. Serinin bu kitabında, ilk kitapta çok kritik bir noktada kalan hikaye tüm hızıyla devam ediyor. 

   İlk kitapta ağırlıklı olarak yollarda geçerken bu sefer yolda değil ilk kitapta bolca değinilen bir şehirde geçiyor. Kitaptaki karakter kadrosu genişlemiş ve birçok yeni karakter kitaba dahil omuş. Bu da kitabı sıkıcılıktan uzaklaştırmış. Kitaptaki hiçbir şey siyah ve beyaz kadar net değil. Griler var. Hırsları gözlerini körleştirmiş iyilerle, gösteriş adına şefkatli davranışlar sergileyen kötüler iç içe geçmiş durumda. Kim gerçekten iyi, kim gerçekten kötü hangi taraf seçilmeli gibi birçok soru işaretleri var. Karakterlerin hissettiği duygular bile netliğe kavuşmamış. Bazı fedakarlıkların aşktan mı yoksa arkadaşlıktan mı yapıldığı bile anlaşılmayabiliyor. Bu detaylar kitabı daha gizemli ve okunası kılıyor. Karakterleri daha iyi tanıyıp onların zaaflarına, nefretlerine, zevklerine aşina olmaya başlıyorsunuz. Bir önceki kitapta ve bu kitabın başlarında nefret ettiğiniz karakterlere sempati duymaya başladığınız yerler oluyor. Kitapta en çok sempati duymaya başladığım ve en acıdığım karakterlerden biride Manklardı. Baş karakterler olan Viola ve Todd’un birbirleri dışında arkadaşlar edinmeleri de hoşlandığım bir diğer noktaydı. 

    Kitapta eleştirebileceğim olumsuz nokta olarak bazı olayların basit bir şekilde ve oldubittiye getirilerek, çarçabuk gerçekleşmesi ve bunun kitabın gerçekliğine gölge düşürmesiydi. Kitabın paranormal bir yönü olması ve türü nedeniyle birtakım gerçekdışı noktalara değinilse bile bu okuyucuyu rahatsız edecek kadar saçma ve ön planda değildi. İlk kitapta gözüme biraz batmasına rağmen bu kitapta tamamen alıştığım hatta kitabın olmazsa olmazı olarak gördüğüm konuşma dilinde yazılması, lağnetossun gibi kelimeler ve üslup artık olumsuz diye nitelendirmeyeceğim bir özellik. 

    Kitapta macera sürekli hakimdi ve bazı yerleri diken üzerinde okuyordunuz. Yazarın kurgulama tarzı ve olayların gidişatı gerçekten çok sarıyor. Yazarın hiç ummadığınız anlarda ummadığınız karakterleri elinizden alması, şaşırtıcı ve bir o kadar da trajik ölümler kitaba başka bir boyut kazandırıyor diyebilirim. Sonu da gerçekten heyecanlı bitti. Üstelik kitap feminizm, maskulizm, soykırım, savaş gibi güncel hayatla ilgili şeylerden güzel kesitler ve mesajlar da taşıyordu. Kadınların ezildiği ve damgalandığı yerlerde gerilimi sonuna kadar hissettim. Yani kitapta verilmek istenen mesajlarda güzel. Kitabın adının nereden geldiği ise gayet güzel bir temele dayandırılmış.

   Üslup ve yazılışına gelirsek önceden de belirttiğim gibi birçok karakterin yerel ağızla konuştuğu konuşmalar hakimdi. Kitabın önceki kitaba göre en büyük artısı ise ilk kitapta sadece Todd’un bölümleri varken bu kitapta hem Viola’nın hem Todd’un bölümleri olması olmuştu. Her iki karakterin de iç dünyasını görmemiz açısından bu büyük bir artıydı. Üstelik birçok yerde Viola’nın bölümlerini daha severek okuduğumu söylemem gerek. Bence seri gayet güzel gidiyor. Üçüncü kitabını da en kısa zamanda okuyacağımı düşünüyorum. Herkese de önerebileceğim bir seri. Üçüncü kitapta görüşmek üzere. :)
Puanım
İnsan Denen Canavar
   Merhaba sevgili okurlar! Yine çok güzel bir kitabın daha sonuna geldim. Üzülerek veda etmiş oldum seriye de. :( Kaos Yürüyüşü serisinin üçüncü ve son kitabı olan İnsan Denen Canavar kitabını biraz rötarlı olarakta olsa bitirdikten sonra ilk iki kitaptaki büyüsünü hala koruduğunu söylemem gerekiyor. Hatta seri ilk kitaptan bu yana gittikçe güzelleşiyordu ve bana göre en güzeli de son kitabı oldu. İkiden de fazlasıyla etkilenmiştim ve beğenmiştim ama üçüncü kitap gerçekten serinin nirvanası oldu.

   İlk kitap iki baş karakterin kötülüğün kendisinden kaçıp, huzurlu günlere gidişini konu edinen bir yolculuk hikayesi ile başlamıştı. Bu kaçış yerini ikinci kitapta iki karakterin ayrı dünyalara düşüp aynı amaç uğruna mücadele etmesiyle devam etmişti. Üçüncü kitapta ise işte bu mücadele son raddelere varmıştı. Öyle ki ilk kitabın sonunda bizi dehşete düşüren olay üçüncü kitabın tamamına hakimdi. Üçüncü kitapla ilgili spoiler vermeden kısacası savaş ve yıkımla, ölümler ve kötülükle dolu olduğunu söyleyebilirim. Zaten kitabın isminden ve arka kapak yazısından da bunu anlayabilmek kolay. Savaşla ve yıkımla geçen bu kitapta aynı zamanda karakterlerin değişimini ve kendi iç savaşlarını görebilmemiz de mümkün. İlk iki kitaba ve hikayenin başına kıyasla hem Viola hem de Todd yaş olarak olmasa da ruhen olgunlaşıp büyüdüklerini okuyucuya hissettiriyorlar. Kitabın başından itibaren onlarla beraber umutlandık, onlarla birlikte eğlendik, üzüldük, sevindik ve onlarla birlikte büyüdük. Tabi sadece o karakterler ile sınırlı kalmayıp birçok karakteri de sevdik, benimsedik. 

   Arka kapak yazısından da anlaşılacağı ve ikinci kitabı okuyanların hatırlayacağı üzere üç ordunun savaşı söz konusu. Bu üç ordudan birisi Yanıt ordusu yani Şifacı Coyle ile Viola’nın yandaşları, ikincisi Sorgu ordusu yani Başkan Prentiss ve Todd ve üçüncü ordu ise Feza ve topraklarından oluşan Mankların ordusu. Kitap bu üç gurubun çatışmalarını, yıkımlarını, anlaşmalarını, yok edişlerini, yok edilişlerini konu ediniyor. Aynı olayların üç grubun gözünden de anlatılması, bu olayların her üç gruptada oluşturduğu etkilerin ve hislerin aktarılması gerçekten başarılı bir anlatım tekniği olmuş. Savaştan ve savaşın insanları nasıl canavarlaştırdığından bahseden kitabın adı da gerçekten mantıklı bir temele dayandırılmış.

   Yazarın kurgulama tarzında birtakım orjinallikler çoğu zaman göze çarpıyor. Mankların kullandığı silahlar, yerleşimcilerin silahları etkileyiciydi. Bunun yanısıra özellikle Mankların “topraklar, külfet, feza, geri dönen, bana özel olan, ona özel olan, kaynak” gibi isimlendirmeler kullanması özgün bir detay olmuş bence.

   Üsluba gelecek olursak; oldukça akıcı bir üsluba sahip. İlk kitaplardaki gibi geliyom, yapıyom gibi yeral ağız bu kitaptada mevcut ama artık öylesine benimsedim ki asla gözüme batmıyor. İkinci kitapta olduğu gibi Viola ve Todd’un bölümleri var ve bunun yanısıra üçüncü bir karakter olan Mankın da bölüme katılması çok iyi olmuş. Bir yandan Viola sayesinde Yanıt örgütlenmesinin neler yaşadığına tanık olup aynı zamanda yeni yerleşimciler hakkında bilgi edinirken öte yandan Todd sayesinde Başkan cephesinde nlere olduğunu görebiliyoruz. Son olarak da 1017’nin bölümünde Mankların dünyasında neler yaşandığına tanık oluyoruz. Herkesin bölümünün ayrı punto ve yazı stilleri ile yazılması görsellik açısından gerçekten hoş bir detay olmuş görüşündeyim. Kitap gerçekten heyecanlı ve her karakterin bölümünün sonu, her son cümle çok heyecanlı bitiyor ve bir sonraki bölüme geçmek için sabırsızlanıyorsunuz. Sonu ise etkileyici ama birazcık da buğulu sanki. Tam olarak ucu açık diyemem ama yine de tam zemine oturmadan bitirmişler. Top biz okuyuculara atılmış yani. Kitapta insanlarla ve insanlıkla ilgili verilmek istenen mesajda son derece güzel. Eğer macera dolu ve içine birazcık da fantastik ögeler serpiştirilmiş bir seri okumak istiyorsanız bence bu seriyi kaçırmayın derim. Gerçekten hoşuma giden bir seri oldu. Yazarın kurgusuna sağlık. Herkese bol kitaplı günler dilerim. :)
Puanım

12 yorum:

  1. Kitap okumak ne kadar güzel.Özellikle zaman yaratmak süper.Gerçekten tebrikler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet şu dünyada gerçekten yapılabilecek en güzel şeylerden birisi. Teşekkür ederim. :)

      Sil
  2. İnsan Denen Canavar bende de var fakat açık okuyacak zamanım olmadı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten zaman ayırmanıza değecek bir kitap. Yalnız o kitap serinin üçüncü kitabı. İlk ikisini okumanız olayların bütünlüğü ve anlamanız açısından daha iyi olur. İlk ikisi kütüphanelerden filan temin edip okursanız elindizdekini de keyifle okuyacağınızdan şüphem yok :)

      Sil
    2. Aslında çok değişik bir şekilde elime geçti yani gidip satın almadım :) Karışık biraz ama bunu duymak iyi oldu :)

      Sil
  3. Umut Bıçağı ve İnsan denen canavar ilgimi çekti. Çok teşekkürler... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için ben teşekkür ederim. İlginizi çekmeye layık hoş kitaplar. Okuyabilirsiniz. Sevgilerle :)

      Sil
  4. İnsan Denen Canavar kitabını okunacaklar listeme ekledim, yorum için teşekkürler, bol okumalı günler dilerim 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Hoş bir kitap. İyi yapmışsınız. Sizede bol okumalı günler :)

      Sil
  5. İnsan denen canavarı çok merak ettim .
    Çok güzel bir kitaba benziyor .
    Hoş bir yazı olmuş .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.evet çok güzle bir kitap tavsiye ederim :)

      Sil