Scott Lynch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Scott Lynch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2016 Perşembe

Şu Aralar Ne Okudum : Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler

    Merhaba sevgili kitap severler! Locke Lamora efsanesi tüm heyecanı, entrikası, gizemi ve yalanlarıyla devam ediyor. Daha önceden de Scott Lynch’e ve onun yazarlığına duyduğum hayranlıktan size bahsetmiştim. Bu kitapta da Lynch beni yine mest etti. Kitabı okurken yazarın kültürel zenginliğini ve zeka parıltılarını kelime seçimlerinde, olay kurgusunda, karakterlerin işlenişinde görmek gerçekten çok hoşuma gidiyor.

   Ana karakterlerden bahsederek konuya giriş yapacak olursak; Locke kafası çok iyi çalışan, son derece hızlı ve atik, azimli, gözü kara, bizim “o ne tilkidir oooo” diyeceğimiz türde kurnaz bir karakterdir. Aynı zamanda çok az da görsek duygusal bir yönü, kırılgan bir tarafı vardır. Jean ise iri ve kuvvetli, cesur, koruyup kollayan, saf ve iyilik dolu, güçlü bir karaktere sahip ve Locke’un en iyi arkadaşıdır. Karakterler gerek fiziksel olarak gerek zihinsel olarak gerek karakteristik özellikler bakımından mükemmel değiller. Hepsinin birçok kusuru, yanılgısı, zaafı, zayıflıkları oluyor. Gerçek hayatla, gerçeklikle olan bu bağlantısı beni cezbeden ve kitabı çok daha fazla okunabilir kılan bir diğer nokta. Mesela Locke birinci kitapta yaşadıklarını hemen atlatıp hayatına güllük gülistanlık devam edemiyor. Depresyona girebilen, zayıflık gösterebilen bir karakter ve bu onun içimizden biri olmasını sağlıyor. Sadece kitap karakteri olmaktan çıkıp insan oluyor. Her anlamda.

   İlk kitaba kıyasla bu kitapta Jean-Locke dostluğunun daha ilerlediğine tanık olduk. İlk kitapta gerek Jean’in yeni gelmesi, gerek Böcek ve ikizler gibi kalabalık bir arkadaş grubunun olması nedeniyle aralarındaki ilişkiyi yoğun olarak hissedememiştik. Bu kitapta ise her anlamda birbirlerini tamamlayan, birindeki eksiği diğerinin kapattığı bir elmanın iki yarısı gibi olmuşlardı. Locke’un zekası ve dilini iyi kullanması, Jean’in dövüş yeteneğini iyi kullanması birleşerek onları durdurulamaz kılıyordu. Kitapta, serinin ilk kitabında da gizemini koruyan Sabetha karakterinden çok az bahsedilmesi hem biz okuyucuları meraktan çatlatıyor hem de diğer kitapları da okumaya teşvik ediyor.


    Locke Lamora’nın Yalanları’nda olduğu gibi Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler’de de dövüş ve çarpışma bölümleri oldukça fazlaydı. İlk kitaba kıyasla burada çok daha yoğundu hatta savaş raddesine varacak kadar büyük çaplıydı. Bu açıdan kıyaslarsak ilk kitaba göre daha aksiyonluydu. Öyle ki heyecandan o yerleri diken üstünde okudum desem çok da abartmış olmam.

   Kitapta ara ara yer verilen göz bağı hileleri, büyücülük, simyasal mucizeler gibi paranormal ögeler tam dozunda ve seriye ayrı bir büyü katıyor kanaatindeyim. Ne çok uçuk duruyor ne de diğer tarafta seyreden gerçekliğe gölge düşürüyor.

   Önceki bölümde olayın anlatılıp sonraki bölümde o entrikanın nasıl çevrildiği, planın yapılış aşamaları anlatıldığı zaman gerçekten son derece hoş ve merak uyandırıcı bir tarzı oluyor. Tam tersi olup da önce kurdukları planı anlatıp sonrada uygulanışı anlatılsaydı ileriki bölümleri bu denli iple çekmezdik diye düşünüyorum.

   Üsluba gelince son derece akıcı, anlaşılır bir dili vardı kitabın. Olaylar üçüncü bakış açılı anlatımdaydı. Kitaptaki diyaloglar gerçekten oldukça samimi, gündelik, eğlendirici ve orijinaldi. Bazı Jean-Locke diyaloglarını da sizlerle paylaşıyorum. Kitabın sonuda ilk kitap gibiydi. Birçok şey çözülmüş ama hala soru işaretleri vardı.


    George Martin’in Scott’ı övdüğü kadar varmış çünkü Lynch de karakterleri öldürme konusunda resmen Martin’e meydan okuyor. Aksiyonla, aşkla, savaşla, entrika ve hilelerle dolu bu kitabın beni en mest eden yanı arkadaşlıktı. Bu his öyle yoğun anlatılmıştı ki gerçekten her okuyuşta mest olduğumu hissettim. Bu iki oyunbazın dostluğunun daha ilk kitaptan beri böylesine derin olacağının farkındaydım ve hep de böyle baki kalmasını temenni ediyorum. Bu kadar övdükten sonra tavsiye etmemem düşünülemez. Kaçırmayın, mutlaka okuyun derim. Çok seveceksiniz. Bir sonraki yorumda görüşmek dileğiyle. Bol kitaplı günler dilerim. J
Esma'nın bu kitap hakkında yorumu için tıklayınız.


Alıntılar
İlla ki oynayacaksan daha en başından üç şeye karar ver: oyunun kurallarına, gireceğin bahse ve ne zaman çıkacağına.
Kumarbazlar tıpkı aşıkların sevişmeleri ve ayyaşların içmeleri gibi oyun oynarlar. Karşı konulmaz bir kuvvetin etkisi altında, körü körüne ve mecburiyetten.
Erkek! İki çit söz etmek onu nasıl da fareye çevirir. Tanrıları hor görür, savaşa atılır ve bir genç kızın azarıyla irkilir! En ufak kızın en ufak kahkahası bir hançer gibi gelir ve bir hançer gibi göğsüne saplanır kalır. Kanı süte, cesareti silik bir anıya çevirir.
Kadın, kalbin haritasız bir labirenttir. Şaşkınlığı şişeleyip bin sene içsem bile senin uyanmakla kahvaltıya oturmak arasında olduğun kadar kafam karışmaz. Öyle kurnazsındır ki tanrılar onlara bir çift el verselerdi yılanlar bile seni alkışlardı.
Parmakların yanmadıkça ateşten korkamazsın.

Puanım
 

29 Haziran 2016 Çarşamba

Hırsızlar Cumhuriyeti (Centilmen Piç #3) - Scott Lynch | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: The Republic of Thieves
Seri: Gentleman Bastard #3
Önceki Kitap: Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 688
Baskı Yılı: 2016
Goodreads Puanı: 4.22  (40,373 Oy)

Arka Kapak Yazısı

Hırsızların en yeteneklisi, dolandırıcıların en eli çabuğu Locke ve yol arkadaşı Jean, hayatlarının en büyük soygununu yapacakları liman şehri Tal Verrar'dan canlarını zor kurtarmıştır. Artık akıllarında tek bir şeyle yola çıkarlar: Locke'un vücudunda gezinen ölümcül zehre çare bulmak. Umutlarının tükenmeye başladığı sırada pek de haz etmedikleri Bağlıbüyücülerden bir teklif gelir.

Büyücüler şehri Karthain'de yapılacak seçimlere hile karıştırmaları istenen Centilmen Piçler'in karşısında ise aynı amacı güden, Lamora'yla düzenbazlık ve üçkâğıtçılıkta baş edebilecek yegâne kişi vardır; Locke'un yıllar önce ilk görüşte kalbini kaptırdığı, aklından bir an olsun çıkaramadığı Sabetha…

İki sahtekâr sayesinde hiç olmadığı kadar dürüstlükten uzaklaşacak olan seçimler… Bağlıbüyücülerin yaptığı planlar içindeki planlar… Sabetha'ya karşı koyamayacak kadar ona tutkun bir Locke… Scott Lynch, Hırsızlar Cumhuriyeti'yle okurlarını büyülemeye devam ediyor.

Yorum

  Yorumu dün sıcağı sıcağına yazdım ancak bu akşam yayınlayabiliyorum, hislerimin çoğu hala taze. ^.^ 
   Ah bee! Ne kitaptı öyle! Son zamanlarda okuduğum en olaylı, en iyi, en eğlenceli kitaptı. Ve ah Locke Lamora ve Jean, ve Scott Lynch'in muhteşem dünyası. Nasıl da özlemişim anlatamam.


Kitapta Karthain haritası yer alıyor(pek işe yaramasa da)

  Fantastik kurgu en sevdiğim türlerin başında gelir ve bu türün en sevdiğim serilerinde biri kesinlikle Centilmen Piç. Aslında şu sıra kitap almamaya kesin kararlıydım ancak Hırsızlar Cumhuriyeti'nin çıkacağını öğrenince kesin kararım tuzla buz oldu. :D Serinin devam kitabı çıkar da ben durabilir miyim? Duramadım tabii ki, kararımı hiçe sayıp aldım kitabı. Okumaya yavaş yavaş başladım ki kitap bitmesin, ilk yarıyı yavaş yavaş okusam da kalanı uykularımı feda ederek kısa süre içinde bitirdim ve şuan tatmin olmuş bir durumdayım, böyle bir kitaba ihtiyacım varmış.

  Lafı fazla uzatmadan konuya geçeyim, bu kitap serinin başından beri merakla beklediğimiz Sabetha ve hepimizi sinir eden Bağlıbüyücüler ile kahramanlarımız Locke ve Jean üçgeninde şekilleniyor. Evet nihayet bu kitapta Sabetha ile tanıştık, bu konuya değineceğim. Kitap Karthain'de büyücülerin ininde, kimin hain kimin yandaş olduğunu bilmediğiniz bir ortamda geçiyor. Locke ve Jean Karthain'deki seçimlere hile karıştırmak için tüm yeteneklerini kullanmak zorundadırlar ve şartlar onlar için çok zor, spoiler vermemek için burada kesiyorum konuyu. :)

Kapağı diğer kitaplardan arklı olsa da güzeldi :)

  Şunu da söylemeliyim ki Sabetha gibi bir çok gizem aydınlanıyor bu kitapta, Camorr'un Belası'nın çıkışını dahi öğrenebiliyorsunuz. Tabii bir çok gizem de ekleniyor, kafanızı karıştıracak çok fazla bilgi kırıntısı serpip kitabı bitirdi yazar. Sonu fenaydı, diğer kitabı istiyorum. :D

  Hırsızlar Cumhuriyeti, Locke Lamora'nın Yalanları'ndan bir çok esinti taşıyordu. İlk kitapta çok sevdiğim ve ne yazık ki ikincide bulamayınca baya üzüldüğüm ara bölümler, Locke'un çocukluğu, bu kitapta bolca yer alıyordu. Hatta bazen öyle heyecanlı anlarda ara bölümler başlıyordu ki sinir oluyordum. :D Ve Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler'de çok fazla yer almayan düzenbazlıklardan bu kitapta oldukça çok vardı.

  Sabetha'ya gelecek olursak, hiç sevmedim, sevemedim ne yazık ki. Çok merak ettiğim bir karakterdi ancak büyük bir hayal kırıklığı oldu benim için. Özellikle de Locke'un Sabetha karşısındaki tavırlarını okurken çıl-dır-dım. Bazı bölümlerde Sabetha'yı boğma isteğim tavan yapsa da, sakin kalmaya çalışıyorum (karşıma gelse medenilikten oldukça uzak davranabilirim tabii).

  Serinin üç kitabını karşılaştıracak olursam hala en iyisi Locke Lamora'nın Yalanları'ydı. Scott Lynch ilk kitapta çıtayı öyle bir yere çıkardı ki kendi de o noktaya ulaşamıyor artık. Hırsızlar Cumhuriyeti, Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler'den daha iyiydi, daha fazla entrika ve daha az denizcilik içeriyordu( ne yalan söyleyeyim ikinci kitaptaki denizcilik terimleri bazı yerlerde çok sıkmıştı). Yazar Hırsızlar Cumhuriyeti ile durumu toparlayınca ben bir sonraki kitaba umutla bakar oldum, daha iyi olacağını umuyorum. Sırası gelmişken Emberlain'in Belası yani dördüncü kitap 22 Eylül'de çıkacakmış.

  Hırsızlar Cumhuriyeti genel olarak çok sevdiğim bir kitap oldu, diyaloglarıyla olaylarıyla genel olarak çok güzeldi, son zamanlarda oluşan bol olaylı fantastik kitap ihtiyacıma da ilaç gibi geldi. Bir Locke Lamora'nın Yalanları kadar olamasa da eksileriyle, artılarıyla gayet okunası bir kitap. Eğer düzenbazlıklarla, hileler ve zekice manevralarla dolu bir seriye ihtiyaç duyuyorsanız Centilmen Piç'i es geçmek büyük hata olur. İyi okumalar. :)

Locke Lamora'nın Yalanları yorumum için tıklayınız.
Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler yorumum için tıklayınız.

Alıntılar

Zorluklar çok sıkıcı. Sarhoş olamayacaksan gülecek bir şey bulmaya mecbursun. 
Keyfin çattığında koskoca krallıkları devirebilirsin. İhtiyacın olan şey karşıdan karşıya geçerken bir at arabasının altında kalmamanı sağlayacak biri. 
-"Tanrılar aşkına ne kadar iğrenç gözüküyor!"
-"Siz ikinizi doğurtan ebe gibi konuşuyorsun." 
"Adil bir imtihan değildi! Kazanmanın yolu yoktu.!"
"Hayat böyledir," dedi Zincir. "Etten kemikten bir canlı olarak sana kalan tek miras budur. Hiç kimse sürekli kazanamaz Locke." 
Doğduğunun farkına vardığında çabucak çıktığın yere gir, çünkü hayat sonu gelmeyen bir bok şöleni. 
"Zincir hayatın esasen kafana bok dökülmesi için bir kuyrukta beklemek olduğunu söylerdi. Herkesin sırada bir yeri vardır, sıradan çıkamazsın ve tam kendi payına düşen bok miktarını atlattığına sevinmeye başlarken kuyruğun aslında dairesel olduğunu keşfedersin."

Puanım


28 Mayıs 2016 Cumartesi

Hırsızlar Cumhuriyeti - Scott Lynch | Kitap Tanıtımı

  Herkese Merhaba! Bugün mükemmel bir haberle karşınızdayım, en azından benim gibi Centilmen Piç serisi sevenler ve Locke'u özleyenler için. Şahsen ben özledim çok, bu seri bir başkaydı, karakterleriyle dünyasıyla, çok sevdiğim serilerden biriydi ve geçen üçüncü kitabının çıktığını öğrenince çok mutlu oldum. 3 Haziran'da satışa sunulacakmış, bunu da belirteyim.

scott lynch  

Orijinal Adı: The Republic of Thieves
Seri: Gentleman Bastard #3
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 688
Baskı Yılı: 2016

Arka Kapak Yazısı

"Zaten devlet dediğin, izinle yapılan soygundan başka nedir ki?"
Hırsızların en yeteneklisi, dolandırıcıların en eli çabuğu Locke ve yol arkadaşı Jean, hayatlarının en büyük soygununu yapacakları liman şehri Tal Verrar'dan canlarını zor kurtarmıştır. Artık akıllarında tek bir şeyle yola çıkarlar: Locke'un vücudunda gezinen ölümcül zehre çare bulmak. Umutlarının tükenmeye başladığı sırada pek de haz etmedikleri Bağlıbüyücülerden bir teklif gelir.
Büyücüler şehri Karthain'de yapılacak seçimlere hile karıştırmaları istenen Centilmen Piçler'in karşısında ise aynı amacı güden, Lamora'yla düzenbazlık ve üçkâğıtçılıkta baş edebilecek yegâne kişi vardır; Locke'un yıllar önce ilk görüşte kalbini kaptırdığı, aklından bir an olsun çıkaramadığı Sabetha…
İki sahtekâr sayesinde hiç olmadığı kadar dürüstlükten uzaklaşacak olan seçimler… Bağlıbüyücülerin yaptığı planlar içindeki planlar… Sabetha'ya karşı koyamayacak kadar ona tutkun bir Locke… Scott Lynch, Hırsızlar Cumhuriyeti'yle okurlarını büyülemeye devam ediyor.


  Arka kapak yazısı bu şekilde ve ben olacakları şimdiden çok merak ediyorum. Özellikle de gizemli kızıl Sabetha'yı. İlk iki kitapta ismini çokça duymuş ancak görmemiştik şimdiyse Locke'u kendine bu derece bağlayan kızı görebileceğiz. 

  Kitabın kapağını beğendim güzel olmuş ancak önceki iki kitabın kapağıyla pek uyumlu olmayacak gibi sanki. 

  Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler sonu belirsiz bazı olaylarla bitmişti ve onlar şimdi nasıl gelişecek merak ediyorum ve Hırsızlar Cumhuriyeti'ni dört gözle bekliyorum. Seriyi hala okumadıysanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Locke Lamora'nın Yalanları yorumuma buradan, Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler yorumuma buradan ulaşabilirsiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim, iyi okumalar. :)

8 Şubat 2016 Pazartesi

Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler (Centilmen Piç #2) - Scott Lynch | Kitap Yorumu

Scott Lynch
Orijinal Adı: Red Seas Under Red Skies
Seri: Gentleman Bastard #2
Önceki Kitap: Locke Lamora'nın Yalanları
Sonraki Kitap: Hırsızlar Cumhuriyeti
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 696
Baskı Yılı: 2015
Goodreads Puanı: 4.22  (59.451oy)

Arka Kapak Yazısı

"Bizi tarih kitaplarında ararsan en fazla satır aralarında bulabilirsin. Yok eğer efsanelerde ararsan işte orada övüldüğümüzü görebilirsin."

Usta hırsız ve dolandırıcı Locke Lamora ile ölümcüllüğünden hiçbir şey kaybetmemiş Jean Tannen, evlerinin ve geçmişlerinin enkazından kaçmış, Camorr'un Belası ise Camorr'suz kalmıştır. Ancak oradan oraya sürüklenmek Centilmen Piçler için bile bir seçenek değildir, onlar da en iyi yaptıkları işe geri dönerler… Bu kez hedefleri Tal Verrar şehir devleti ve şehrin en korunaklı, görkemli binası Günahane'dir.

Görüp görülebilecek en büyük kumarhane olan ve oradan bir tek sikke çalıp hayatta kalanın olmadığı Günahane, Locke'un direnemeyeceği türden bir hedeftir…

… fakat Locke'un kusursuz suçunun beklemesi gerekmektedir.

Çoksatan serisi Centilmen Piç'in ikinci kitabında Scott Lynch, açık denizlerin ve en alçakçasından kurnazlıkların eksik olmadığı sürükleyici öyküsünü, kırılma noktasına kadar sınanan bir dostluğu anlatarak dokuyor ve sarsıcı kalemiyle okurların hayal dünyasını alabora etmeye devam ediyor.

Yorum

  Locke Lamora'nın Yalanları'na bayılmıştım, harika bir kitaptı ve hal böyle olunca Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler'i hemen okumak istemiştim. Kitabı aldıktan sonra başlamam biraz uzun sürdü çünkü hem kitabı okumayı çok istiyordum hem de serinin diğer kitabı çıkmadığından bu kitabı bitirip beklemekten delirmek istemiyordum, neyse dayanamadım başladım tabii zor bu seriden ayrı kalmak.

  Kitap çok güzel ve hareketli başladı, kahramanlarımız artık Camorr'da değil Tal Verrar'dadır. Yeni şehir, yeni vurgun, yeni düşmanlar... İlk bölümler çok güzeldi, bu seriyi okurken hissettiğim coşkuyu hissettim. Locke Lamora'nın Yalanları'nı okurken o coşkuyu neredeyse tüm kitap boyunca hissetmiştim, zekice kurgu, heyecan verici planlar ve  dolandırıcılığın harmanlandığı kendine özgün dünyası olan bir kitap. Bu bahsettiğim coşkuyu nadiren yaşarım ve Scott Lynch bana bir kaç bölüm değil tüm kitap boyunca bol bol yaşatmıştı, bu yüzden bende yeri ayrıdır. Kızıl Gökler Altında Kızıl Denzler'de o coşkuyu maalesef ki giriş ve sonuçta yaşadım, aradaki bölümlerde pek olmadı ne yazık ki.

  İlk bölümler soygunu ve nasıl olacağını anlamaya çalışırken işin içine başka kişilerin ve olayların girmesiyle her şey karmaşıklaşıp büyüdü. Çok iyi gitti o zamana kadar sonra ise kitabın adını aldığı deniz yolculuğu başladı. Açıkçası o bölümleri çok çok sevmedim, bu hoşlanmadım demek değil sadece Centilmen Piç serisinin genel halinden biraz farklı ve yavaştı, denizcilik terimleri de çok fazla olunca bozuldum açıkçası biraz. o bölümler kötü müydü derseniz kesinlikle değildi bir çok olay yaşandı, hepside gayet iyiydi sadece denizde ki süre bana biraz uzunmuş gibi geldi, kitapta daha az yer kaplasa iyi olurdu diye düşünüyorum.

  Son bölümlere doğru ise kitap yeniden kendini buldu ve nasıl okuduğumu anlamadım, yazar ondan beklediğim her şeyi verdi o bölümlerde, okuması gerçekten çok güzeldi, evet coşkuyu fazlasıyla hissettim o bölümlerde. Hele sonu, çok güzeldi, bir an önce diğer kitap diğer kitap dedirten ve kitaba fazlasıyla yakışan bir son oldu.

  İlk kitaptan farklı olarak bu kitapta harita yer alıyor, aslında ilk ve sonda olmak üzere iki harita var ve ben ikinciyi en arka sayfada oluğu için çok sonra gördüm. O harita Tal Verrar'ın ve sizde benim gibi sonradan değil, Tal Verrar bölümlerini okurken bakın :D

  Kitabın ortamı değişince birçok yeni karakter de dahil oldu doğal olarak. Başarılı karakterlerdi, sevdiklerim de gıcık olduklarımda oldu (bkz. Arhon Stragos (adam çok gıcıktı, hiç sevmedim :D)). Locke ve Jean ise onları gerçekten çok seviyorum ve onları okumak gerçekten çok zevkli.

Locke Lamora'nın Yalanları Scott Lynch


Locke Lamora'nın Yalanları mı Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler mi derseniz? Ben Locke Lamora'nın Yalanları derim, bu kitabı da çok sevdim ama ilk kitap tartışmasız çok iyiydi, bu sanki bir tık geride kalmış. İlk kitabın en sevdiğim yönlerinden biri geri dönüşlerdi, bu kitapta yok denecek kadar azdı, buna üzüldüm biraz çünkü geri dönüşleri normalde de bu seride de seviyorum.
 

  Puan konusunda çok kararsız kaldım, özellikle son bölümlerden sonra tam puan tam puan diyor bir tarafım ancak objektif bakınca kitabın denizde geçen bölümlerinin serinin bir tık gerisinde kaldığını düşünüyorum, bu yüzden 5 üzerinden 4.5'te karar kıldım.

  Kitap çok güzeldi, fantastik severler için mükemmel bir seri. Okumadıysanız hiç durmayın başlayın derim. Üçüncü kitap The Republic of Thieves bir an önce çıkar umarım. İyi Okumalar :)

Puanım


25 Kasım 2015 Çarşamba

Locke Lamora'nın Yalanları (Centilmen Piç #1) - Scott Lynch | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: The Lies of Locke Lamora
Seri: Gentleman Bastard #1
Yayınevi: İthaki Yayınları
Baskı Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 584
Goodreads Puanı: 4.28  (92,457)


Arka Kapak Yazısı

  "Boğazında kanayan bir kesik olsa ve bir hekim o kesiği dikmeye çalışsa Lamora iğney­le ipliği çalar ve kahkahalar atarak geberip gider. Çocuk… çok fazla çalıyor." 
  Camorr şehri, tarihi boyunca pek çok soysuzluğa, yolsuzluğa, uğursuzluğa, hırsızlığa tanıklık etmiş, büyülü atmosferinde her birini tek tek sindirebilmiştir; Camorr'un Belası'nın ismi şehrin nemli duvarlarında yankılanana dek… 
  Camorr'un Belası'nın yenilmez bir silahşor, usta bir hırsız, duvarlardan geçebilen bir hayalet ve fakirlerin dostu olduğu söylenir. 
  İşte o efsanevi "Bela" narin yapılı, gözü kara ve becerikli Locke Lamora'dır. Locke kimsenin beceremediği bir ustalıkla zenginleri soymasına rağmen, bir başka efsanedeki büyük okçunun aksine çaldıklarından fakirlere tek bir kuruş bile koklatmaz. Locke'un tüm kazancı kendisi ve isimlerinin hakkını fazlasıyla veren hırsızlar çetesi Centilmen Piçler içindir.

  Onların sahip olduğu tek ev olan ve her türlü dümen, hile ve numaralarını gerçekleştirdikleri kadim Camorr şehrinin kaprisli ve renkli yeraltı dünyası, içten içe çürümekte ve gizli bir savaş yüzünden parçalanmaktadır. Tek ayak üzerinde onlarca yalan söyleyen Locke ve çetesi, bu büyülü dünyada bu kez tek ayaklarını bile yere basamadan içerisine düştükleri ölüm oyunundan kurtulmak zorundadır.


  Yarattığı dünya ve kuvvetli kalemi sayesinde Patrick Rothfuss, Brandon Sanderson gibi isimlerle adı sık sık anılan Scott Lynch, çarpıcı romanı Locke Lamora'nın Yalanları'ında bir macera kitabının sürükleyiciliğini, bir fantastik kitabın yaratıcılığıyla birleştirip üzerine George R. R. Martin'in okuyucuyu beklemediği yerden vurmayı başaran anlatımını katıp, bizlere eşsiz bir hayal dünyası sunuyor.

Yorum

  Locke Lamora'nın Yalanları'nı Patrick Rothfuss'un yorumuyla tanımıştım ve tamam  bu kitap okunur demiştim. Ne yazık ki kitaba başlayabilmem istediğimden uzun vakit aldı, buna üzülsem mi sevinsem mi bilemiyorum çünkü şu sıra tam kitaba uygun vakitmiş gibi hissettim. 

  Tek kelimeyle şunu demek istiyorum; Muh-te-şem! Kitap gerçekten bir harika, ilk sayfadan ilgi çekici ve güzel olarak başlıyor ve sonradan hikaye öyle bir ivme kazanıyor ve olaylar öyle bir hale geliyor ki siz vay be ne kitapmış demekten kendinizi alamıyorsunuz, en azından ben alamadım :)


  Bir çoğu karakterini sevdiğim nadir kitaplardan Locke Lamora'nın Yalanları, Scott Lynch karakterleri gerçekten çok güzel kurgulamış. Kötü karakterleri bile sevdiriyor/hayran bıraktırıyor. Tabii ki favori karakterim Lock Lamora ama onun kadar diğer Centilmen Piç'leri de sevdim.  Olayların içinde çok keyifli karakterlerdi, okurken çok zevk aldım diyaloglarından.


  Kitapta ara bölümler de yer alıyor ve geçmişi anlatıyor. Ara bölümleri de çok sevdim ama kitabın en heyecanlı yerinde araya girmesinden hoşlanmadım açıkçası, yazar nabzı yükseltiyor sonra da ara bölümle sizi daha bir merak içinde bırakarak sizle oynuyor, acımasızca bu. 

  Yazarın anlatımını ve kurgusunu gerçekten çok beğendim, kitap ilerledikçe anlatım güçleniyor ve sizi esir alıyor. Şurayı da su sayfayı da derken kaç sayfa geçtiğini anlamıyorsunuz. Kurgusu ise, o işte gerçekten çok iyiydi, sayfalar ilerledikçe kurgusunu daha çok sevdim ve serinin diğer kitaplarında kurgunun daha ön plana çıkacağını düşünüyorum. 


  Ben kitapta pek eksik bir şey bulamadım, haritası olmaması dışında. Belki de çok sevdiğimden bulmak istemiyorum eksik ;) İnternette seriye ait bir kaç harita yer alıyor, sanırım diğer kitaplarda karşılaşacağız haritalarla.



  Kesinlikle favori kitaplarımdan biri oldu. Kitabı bitirmek beni üzdü, her ne kadar bitmesin istesem de bitti ve henüz ikinci kitabı, Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler'i, almadım bu da işin kötü tarafı. Neyse, eğer fantastik kurguya ilginiz varsa mutlaka okuyun derim, okuduğunuza pişman olmayacağınızı düşündüğüm muhteşem bir kitap. İyi okumalar :)
  


Alıntılar

 "Hangi hırsız elindekini tutmak istemez ki?""Daha iyisine sahip olan bir hırsız," dedi Locke. "Bizim için önemli olan tutmak değil, çalmaktı. Tutmayı o kadar çok sevseydik paramızla yapacak bir şey bulurduk."
"Eh, zaten hepimiz hayatlarımızı umudun üstüne inşa etmez miyiz?"
"Zaman bir nehirdir Locke ve bizi hep düşündüğümüzden daha uzağa sürükler. "
"Nasihat. Yıllar bir tür simyasal oyun oynayarak insanın gevelemelerine saygınlık kazandırır. Kırkında nasihat verirsen dırdırcısındır. Yetmişinde alim."
"Eski günahlar asla en az beklenen anda tekrar yüzeye çıkamayacak kadar derine gömülemezler..."

Puanım