2 Mart 2017 Perşembe

Milena'ya Mektuplar - Franz Kafka | Kitap Yorumu


Orijnal Adı: Briefe an Milena
Seri: Yok
Yayınevi: Panama Yayınları
Sayfa Sayısı: 400
Baskı Yılı: 2013
Goodreads Puanı: 4.04  (3.045 Oy)

Arka Kapak Yazısı

"Her şeye rağmen, mutluluktan ölünebiliyorsa, o zaman kesinlikle bu şekilde öleceğim. Ayrıca, ölüm döşeğindeki birisi, mutluluk sayesinde hayata tutunabiliyorsa o zaman ben de hayatta kalacağım."

"Aldığın çiçekler için çok üzgünüm, o kadar üzgünüm ki ne tür çiçekler olduğunu bile okuyamadım. Şimdi senin odanda duruyorlar. Eğer gerçekten odandaki gardırobun yerinde olsaydım, gündüz kendimi bir şekilde odanın dışına atar ve en azından çiçekler solana kadar salonda dururdum. Hayır, bu hiç de hoş değil. Ve o kadar uzakta ki her şey ama hâlâ odanın kapısının kolunu görebiliyorum, bana gözlerimin önündeki mürekkep hokkası kadar yakın."

"Seni seviyorum işte, budala, deniz dibindeki çakıl taşı nasıl sevilip, sarmalanır, ona bağlanılırsa ben de sana öyle bağlıyım."

"Yanımda yürüyordun, bir düşünsene, yanımdaydın!"


Yorum

  Herkese merhaba! Nihayet Milena'ya Mektuplar'ı bitirdim, bir kaç gün oldu ancak yorumu bugün yazabiliyorum. Kitap uzun zamandır elimdeydi ama mektuplardan oluşuğu için bir türlü okuyamamıştım. Kış Okuma Şenliği listemde olunca okudum nihayet.

  Kafka okuyan herkes bilir, Kafka çok başkadır, karakteristik bir kalemi vardır, kendine özgüdür ve kimseye benzemez diyebileceğimiz kadar farklıdır. Mektuplarında da onun bu farklı yönünü görebiliyorsunuz. Her mektubunda kendini belli eden o farklı üslubu ve zaman zaman melankoliye varan ruh hali kitabın her sayfasına hakimdi.

  Kitapta Kafka'nın Milena'ya gönderdiği mektuplar var, ne yazık ki Milena mektuplarını yok ettiği için onları okuyamıyoruz. Açıkçası bu durum mektuplara odaklanmayı zorlaştırıyordu, çünkü gelen yanıtları bilmeden başka başka satırlar okuyorsunuz ve hiç bilmediğiniz konularda cümlelerle ile karşılaşıyorsunuz. Ben kitabı okurken zorlandım, zaten mektup okumayı sevdiğim bir tür değil bir de tek taraflı olunca okumakta zorlandım, kitap günlere yayıldı, uzadıkça uzamış oldu. Zaman zaman da Kafka'nın karamsar ruh hali üzerime kara bulut gibi çöktü ve okumakta zorlandım.

  Kitabı bitireli bir kaç gün geçmiş olsa da hala net bir düşünceye sahip değilim. Kafka-Milena aşkına ben yeterince saygı duyamıyorum çünkü ortada yasak aşk var, burada ahlaki değerlerim ister istemez kendini gösteriyor. Her ne kadar Milena'nın kocası Milena'ya sadık olmasa da bu Milena'yı haklı duruma getirmiyor bence ve bu sırada Kafka'da nişanlı idi. Bunlar mektupları okurken beni sürekli rahatsız etti diyebilirim. Kitabın sonunda Milena'nın Max Brod'a yazığı mektupları ise daha bir merakla ve severek okudum, Kafka'yı dışarıdan da görmek çok iyi oldu.

  Velhasılı kelam, kitabı okurken genel olarak sıkılsam da Kafka'nın cümleleri çoğu zaman ilgimi çekti ve onu daha yakından tanımama imkan tanıdı. Kitap mektuplardan oluştuğu ve kişisel belgeler olduğu için, kitaba puan vermeyi uygun bulmuyorum. Zaten kitabın kişisel belgelerden oluşması da bende biraz mahremiyete saygısızlık hissi uyandırmadı değil. Eğer Kafka'yı Milena'ya olan duyguları ve içsel yaşantısı ile de tanımak istiyorsanız kitabı sevebilirsiniz ama çok akıcı, hemen kayıp giden bir kitap da beklemeyin derim. İyi Okumalar. :)

Dipnot: Kitapta sevdiğim çok cümle vardı ancak zamanım olmadığı için ekleyemedim.

23 yorum:

  1. Kafka'nın tüm kitaplarını okumak istiyorum, ama bir türlü fırsat bulup alamadım. Çok güzel bir anlatımdı. Emeğine sağlık <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. :) Henüz bende Kafka'nın tüm kitaplarını okuyamadım, fırsat bulmak gerçekten zor oluyor. :)

      Sil
  2. Hiç Kafka okumadım, umarım bir gün okurum, bu kadar ünlü bir yazarı tanımak gerekir, yasak aşkmış demek ki...yahu o zamanlar boşanma diye bir şey yok muyuş? Belki zordu, Katolik dininde boşanılmıyor kolay kolay diye okumuştum...neyse ama ben yıllar önce mektup türünde Van Gogh'un mektuplarını okumuştum. Bu da güzelmiş..
    Çok teşekkürler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vardı boşanma, hatta Kafka'nın ölümünden bir süre sonra Milena eşinden boşanmış. 1920lerde o kadar zor değildi boşanmak. Milena hem Kafka'yı hemde eşini sevdiğini söylüyor o yüzden boşanmamış.
      Benim bu türde okuduğum ilk Kitap sanırım.
      Ben teşekkür ederim, sevgiler. :)

      Sil
    2. Aaa aynı anda iki adamı da seviyor!!! Mazallah ya Allah kimsenin başına vermesin:))))
      Sevgiler:)

      Sil
    3. Amin. 😊
      Biraz garip bir durumdu, anlamadım ama her şey oluyor işte hayatta. :))

      Sil
  3. Yazarın tüm kitaplarını okumak isteyenlerdenim bende :) Bir kitabını okumak bile bu düşünceye kapılmak için yetiyor galiba :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle, Kafka insanı düşünceye kolay sürüklüyor, daha doğrusu onu okurken düşünceye dalmamak zor. Umarım her ikimizde tüm kitaplarını okuyabiliriz. 😊 😊

      Sil
  4. Şansa bak ki tam da bugün bu kitabı almıştım. Emeğinize sağlık ve yorum için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayırlı olsun, umarım severek okursunuz. 😊

      Sil
  5. Kafka'nın Dönüşüm'ünü okumuştum daha önce. Milena'ya Mektuplar'ı da merak ediyorum. Bir de Kafka'nın bu yönünü okumak gerek ^-^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabın bazı satırlarında Dönüşüm'ü yazan o ruhu ve iç dünyayı görebiliyorsun bu yönden çok sevdim. 😊

      Sil
  6. En sevdiğim Kafka kitabı. Ben seviyorum mektup okumayı... Onların ki imkansız bir aşk... Ahlaki açıdan çok irdelemedim açıkçası okurken. En azından güzel bir eser çıkmış ortaya:) Kaleminize sağlık... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben hâlâ en çok Dönüşüm'ü severim. 😊
      İmkansız aşk, saygı duyulası bir taraf var tabii ama okurken irdelemeye çalışmasam bile sürekli ahlaki yönden rahatsız etti beni.
      Teşekkürler, sevgiler. :)

      Sil
  7. Kafka'nın karamsar bir ruh hali var. Okurken o karamsarliga kapilabiliyor insan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, yazarın ruh hali ister istemez okura tesir edebiliyor. Yazarı anlamak için iyi bir durum bence. :)

      Sil
  8. Ben bu kitabı okumuş ta olabilirim , okumamış ta , yeğen okudu diye hatırlıyorum ama kendimin okuduğunu hatırlamıyorum belki de tekrar okunabilir :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üstünden uzun zaman geçtikten sonra benim de unuttuğum kitaplar oluyor, okudum mu okumadım mı emin olamıyorum. :D Kafka'yı tanımak için okunmaya değer kesinlikle. 😊

      Sil
  9. Kitaplığımda olan ama henüz okumadığım kitaplardan biri Milena'ya Mektuplar. Ben mektup türünü severim. Ünlü yazarların kişisel satırlarını okumak hoşuma gider. Geçen sene Ahmed Arif ve Orhan Veli'nin aşık oldukları kadınlara yazdıkları mektupların derlendiği kitapları okumuş ve ikisini de çok sevmiştim. Aradan biraz zaman geçince Milana'ya yazılan mektupları da okumak isterim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmiyorum ben pek ısınamıyorum böyle kitaplara, sık sık özel hayatı ihlal ediyor gibi hissediyorum rahatsız oluyorum. Ama sen mektup türünü seviyormuşsun, bu kitabı da seveceğini düşünüyorum umarım seversin. 😊 Okuduğun zaman düşüncelerin ne olacak merak ediyorum. 😊

      Sil
  10. Kafka okumaya lisede Milena'ya Mektuplar'la başlamıştım, bence iyi bir başlangıç, kişiliğini anlamadan romanlarını anlayabilmek daha zor olurdu. :D İyi ki Kafka okuyoruzz :))

    YanıtlaSil
  11. Şuan 125.sayfadayım. ve hala ortada net birşey yok. Sanırım bu kitap beni gerdi.tek taraflı mektup olduğu için anlamakta zorlanıyorum. Her defasında farklı olaydan bahsediliyor. Böyle nereye kadar gidecek. Sıkıldım ��

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlerleyen bölümlerde de pek farklı bir şey olmuyor, aynı tempoda ilerliyor diyebilirim. Yalnız kitabın sonuna doğru Milena'nın bazı mektupları vae ben onları çok beğenmiştim, belki ilginizi çeker. İyi okumalar. :))

      Sil