Sel Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sel Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2017 Salı

Sessiz Saatler - Gaëlle Josse | Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Les heures silencieuses 
Seri: Yok
Yayınevi: Sel Yayınları
Sayfa Sayısı: 106
Baskı Yılı: 2012
Goodreads Puanı: 3.62  (55 Oy)

Arka Kapak Yazısı


17. yüzyılda Hollandalı ressam Emmanuel De Witte oturma odasında klavsen çalan sırtı dönük bir kadını resmeder. 21. yüzyılda Fransız yazar Gaëlle Josse resimdeki kadının hayatını kurgular. Ona bir isim, bir ev ve içinde fırtınalar kopan bir kalp verir.

Magdelana Van Beyeren varlıklı bir adamın kızı olmasına rağmen o dönemde kadınların ticaretle uğraşması hoş görülmediği için çalışma hayatına giremez. Evlendiğinde kendisini eve hapsolmuş bulur. Yaşamı artık çocuklarını yetiştirmek ve bireyselliğini gizlemekten ibarettir. Tekdüze geçen günleri eşinin bir gün kendisine yaptığı açıklamayla farklı bir boyut kazanır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Yorum

  Herkese merhaba! Şu sıra bilgiayarımla ilgili bazı sıkıntılar yaşadığım için ne blogla uğraşabildim, ne de takip ettiğim bloglara bakabildim. Sorunun artık çözüldüğünü düşünüyorum ve hemen klavyenin başına geçtim. :)



  Sessiz Saatler, Emmanuel De Witte adlı bir ressamın çizdiği bir resmin Gaelle Josse tarafından "acaba bu resmin hikayesi nedir" fikri ile yola çıkarak yazıya dökülmüş bir kısa roman. Resimde gördüğünüz gibi sırtı dönük klavsen çalan bir kadın oturuyor. Yazar bu kadına bir hayat kurgulamış ve kadının ağzından kelimelere dökmüş.

  Fikir çok hoşuma gitti, zaten kitaba beni çeken de bu oldu. Daha önce bu şekilde yazılmış bir kitabı okuduğumu hatırlamıyorum. Yazar klavsenli kadına oldukça iyi bir hayat kurgulamış. 17. yüzyılın Avrupası da bu hikayenin satırlarında kendine yer bulmuş.

  Yazarın dili ve kurguladığı hayat fena değil, zaten yazarın ilk romanı imiş, çok ustaca şeyler beklemeye de gerek yok. Bir kadının, çalışma hayatından koparılıp çocuklarına ve evine kendine adayan bir kadının hayatını okuyoruz ve yazar bunu genel olarak çok güzel aktarmış. Yalnız sona doğru yazarın hikayeye kattığı unsurları hem gereksiz hemde hikayeyi bozan küçük detaylar olarak gördüm.

  Ben kitabı bir oturuşta okudum, kitabın pek ara ara okunacak havası yok bir seferde okursanız daha etkileyici olacağını sanıyorum. Zaten 100 sayfa kadar, çok zorlamayacaktır. Hoş ve biraz da farklı bir şeyler okumak istiyorsanız tercih edebileceğiniz bir kitap. İyi Okumalar. :)

Alıntılar

İçimizde nice anılar, nice düşünceler barındırıyoruz ama bunları duyan yok, yüreğimiz de içinde bunları taşımaktan tıkanacak gibi oluyor. 
İnsanın yazgısı bir anda belirlenir ve bir yaşamın tüm akışı buna bağlı olur. 
Çoğu zaman sözcükler düşüncenin önüne geçer ve onları durdurmakta çok geç kalırız; okları yaralamıştır yaranın kapanması da zaman alır. 
Zamanla dünyanın acıları insanın yüreğine dert oluyor, öyleyse var olan acılar için bir şey yapamıyorsak, hiç olmazsa bunlara başka acılar eklememeye çalışalım.

Puanım


18 Şubat 2016 Perşembe

Bülbülü Öldürmek - Harper Lee | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: To Kill A Mockingbird
Seri: To Kill A Mockingbird
Sonraki Kitap: Tespih Ağacının Gögesinde
Yayınevi: Sel Yayınları
Sayfa Sayısı: 355
Baskı Yılı: 2014
Goodreads Puanı: 4.24  (2,717,794oy)

Arka Kapak Yazısı

  1960 yılında yayınlandığından bu yana bir dünya klasiği olan, bütün edebiyatseverlerin gönlünde özel bir yer edinen, Pulitzer ödüllü Bülbülü Öldürmek Amerika`nın güneyinde yaşanan ırkçılığı ve eşitsizliği bir çocuk kahramanın, Scout Finch`in gözünden anlatıyor.

  Harper Lee, kullandığı yalın ama çarpıcı dil aracılığıyla adalet, özgürlük, eşitlik ve ayrımcılık gibi hâlâ güncel temaları, Scout`un büyüyüş öyküsüyle birlikte dokuyarak, iyilik ve kötülüğü hem bireysel hem de toplumsal olarak mercek altına alıyor. Bir "zenci"nin haksız yere suçlanması üzerinden gelişen olaylar; önyargılar, riyakârlık, sınıf ve ırk çatışmalarıyla beslenen küçük Amerikan kasabasının sınırlarını aşıp, insanlar arası ilişkide adaletin ve dürüstlüğün önemini anlatan evrensel bir hikâyeye dönüşüyor. Hem şiddet ve karanlığıyla ürperten hem de "insani" vurgusuyla sarıp sarmalayan, çağdaş dünya edebiyatının en önemli örneklerinden biri olan bu klasik roman, Ülker İnce çevirisiyle tekrar Türkçede.

Yorum

  Bülbülü Öldürmek merak ettiğim halde erteleye erteleye bir türlü okuyamadıklarımdan. Şimdiye kadar okumamış olduğum için üzgün değilim ama şimdi de iyi ki okumuşum diyorum. Kitap beklediğim gibi çıkmadı, ben biraz daha hareketli bir şeyler bekliyordum ancak bu haliyle de oldukça güzeldi.

  Kitabı 8-9 yaşlarındaki Scout'un gözünden okuyoruz, küçük bir çocuğun gözünden o zamanların Amerika'sına dahil oluyoruz. Kitapta ırkçılık, sınıf ayrımı ve insanlar çok güzel işlenmiş. Kitapta neredeyse her çeşit insana rastlamak mümkün ve bunları henüz önyargı sahibi olmayan küçük bir çocuğun gözünden okumaksa her şeyi daha gerçekçi kılıyor.

  Kitap Maycomb kasabasında yaşanan olaylar konu alıyor, kitapta küçük küçük bir çok olaya denk Atticus gibi adamlar lazım bu dünyaya diye düşünmeden edemiyor insan. İnternette yandaki resme rastladım ve Atticus'a çok uygun buldum. Okuayanlar için karakterle ilgili daha fazla bilgi vermek istemiyorum.
Atticus Finch

geliyoruz ve hepsi kitapta önemli bir yere sahip, her karakter kitaba ayrı bir renk katmış. Ben en çok Atticus'tan etkilendim, bir çok kişi gibi. Atticus'u okumaki onun olduğu sayfaları okumak gerçekten çok güzeldi, her sayfa da her cümlesinde sizi etkileyebilen bir karakter. Olgun insan diyebileceğiniz bilge bir adam, okurken

  Bülbülü Öldürmek genel olarak çok sevilen kitaplardan biri, ilk sayfaları okurken açıkçası neden bu kadar sevildiğini anlamadım ancak sayfalar ilerledikçe kitaptaki her şey daha çok belirginleşti ve neden bu kadar sevildiğini anladım. Irkçılık kitapta gerçekten çok güzel işlenmiş, Scout'un bakış açısıyla daha bir etkileyici hale gelmiş. Okurken insan ürpermeden edemiyor ve ırkçılık yüzünden eziyet çeken, insan yerine bile konulmayan, ten rengi yüzünden hayvan muamelesi gören insanlara üzülmemek elde değil. 

  Kitabı beğendim, içinde güzel karakterler ve mesajlar var ancak kitapta istediğimi tam olarak bulamadım. Kitabı bana bu kadar çok sevdiren Atticus oldu, o olmasaydı kiaptan pek etkilenmezdim muhtemelen. Bülbülü Öldürmek gerçekten çok güzel ve okunası kitaplardan biri fakat ben gerçekten çok etkilenemedim. Ne olduğunu bulamasam da bir şeyler eksikti kitapta, yine de iyi okumuşum ve bence sizde bir göz atın. Hiçbir şey için olmasa da Atticus için okunabilecek bir kitap, herkesin Attius'tan öğreneceği bir şeyler var bence. 
  Yazarın 2015'te çıkardığı Tespih Ağacının Gölgesinde adlı kitapta Atticus değişecekmiş sanırım, buna çok üzüldüm, merak ediyorum neden değişecek. 

  Bülbülü Öldürmek sizi etkileyecek, sizde iz bırakabilecek kitaplardan biri, klasiklere de ilginiz varsa kaçırmayın derim. İyi Okumalar :)

Alıntılar

"Sana anlatmam için bana şans verecek misin? Sana laf yetiştirmek istemiyorum, anlatmak istiyorum." 

"Bülbüller bizi eğlendirmek için şarkı söylemek dışında bir şey yapmaz. İnsanların bahçelerindeki bitkileri yemezler, mısır ambarlarında yuvalanmazlar, tek yaptıkları iş bize içlerini dökmektir. İşte bu yüzden bülbülleri öldürmek günahtır." 

"Gerçek cesaretin ne olduğunu görmeni istiyordum, gerçek cesaretin eli tüfekli bir adamla ilgisi olmadığını. Daha başlayamadan yenildiğini bile bile başlamak ve her ne pahasına olursa olsun sonuna kadar devam etmek olduğunu." 

"Yüreğinde neşe olanın yüzü de neşe saçar." 

"İnsanlar genelde neyi görmek istiyorlarsa onu görürler, neyi duymak istiyorlarsa onu duyarlar." 

"Merak ettim, acaba hayatında hiç ona "küçük hanım" ya da "Bayan Mayella" diyen olmuş mudur; sıradan bir kibarlığı hakaret saydığına göre hiç olmamış demek ki."

"Hiçbir şey göründüğü kadar kötü değildir."
"İnsanların çok tuhaf yaratıklar olduğu sonucuna varmayıp da ne yapabilirdim? Onları düşünmekten vazgeçtim, düşünmek zorunda kalıncaya kadar da düşünmedim."

Puanım