Orijinal Adı: Le Second Souffle: Suivi Du Diable Gardien
Seri: Yok
Yayınevi: Turkuvaz Kitap
Sayfa Sayısı: 224
Baskı Yılı: 2012
Goodreads Puanı: 3.15 (878 Oy)
Arka Kapak Yazısı
Abdel, dayanılmaz, kendini beğenmiş, kaba, sebatsız biridir, insandır. O olmasa, çoktan kokuşarak ölmüştüm. Abdel, bir süt çocuğuymuşum gibi bana sürekli baktı. En ufak bir işaretime dikkat ederek, benim bütün dalgınlıklarımda, yokluklarımda var olarak, her hapsolduğumda beni kurtardı, zayıf düştüğümde korudu. Çöktüğüm zaman beni güldürdü. O benim şeytan bekçim.Ayrıcalıklı, zengin bir felçliyle, banliyöde büyümüş genç göçmenin akıl almaz buluşmasının gerçek hikâyesinin anlatıldığı bu kitap aynı zamanda, senarist Olivier Nakache ile Eric Toledano'nun, başrollerinde François Cluzet ve Omar Sy'nin oynadığı yeni filmleri Can Dostum'a esin kaynağı oldu.
Can Dostum, Fransa'da geçtiğimiz yıl 30 milyonu bulan gişesiyle tüm zamanların en çok izlenen filmi oldu.
Yorum
Herkese merhaba! :) Bu ara biraz yoğun olduğum için hem kitap okuyamıyorum hemde yorum yazamıyorum, bu kitabı da bitireli bir kaç gün oldu ama ancak şuan yazabiliyorum yorumuCan Dostum, iki kitaptan oluşuyor en azından Türkiye'de iki kitap, tek kitap içinde toplanmış. Kitap yazarın yaşam öyküsünü anlatıyor, yazar yamaç paraşütü yaparken geçirdiği kaza sonucu engelli hale gelmiş ve bir süre sonra bu kitabı yazmış. Kitabın Fransa'da film uyarlaması yapılmış ve film çok sevilince de yazar ikinci kitabı yazmış.
Kitapta okuduğunuz her satır genellikle çok çarpıcı, özellikle de bunların gerçek olduğunu bilmek her şeyi bambaşka kılıyor. Zihnindeki engelleri aşmış ama bedenindeki engellere mahkum bir adamın yaşamını okuyoruz ve engelli insanların bizim bilmediğimiz, hatta tahmin dahi edemediğimiz ne zorluklar çektiğine şahit oluyoruz.
Aslında kitabın arka kapağında lanse edildiği gibi kitap direk dostluk üzerine değil, hatta ilk yarı tamamen yazarın önceki yaşamını anlatıyor, ikinci yarıda da Abdel ile olan dostluğunu anlatıyor. Açıkçası ben ilk yarıyı daha çok sevdim, hem anlatılanlar hemde anlatma şekli bakımından daha tutarlı ve daha güzeldi. İkinci yarıda yazarın dili daha kopuktu, cümleler zaman zaman birbirinden bağımsız hissi veriyor. Ben bu durumu biraz da filmden sonra, başkalarının isteği üzerine yazılmasına bağlıyorum.
Genel olarak oldukça güzel ve çarpıcı bir kitaptı, okurken hiç farkında olmadığınız bir dünyaya bakma şansına sahip oluyorsunuz, sağlığımızın değerini bir kez daha anlamak için mükemmel bir fırsattı bence. Onun dışında aşk, sevgi ve dostluk kavramlarının da kitaptaki yeri bambaşkaydı. Kitabı sevsem de (özellikle ikinci kitabın) dilini sevemedim, zaman zaman diline adapte olamadım. Her şeye rağmen iyi ki okumuşum dediğim bir kitap.
Alıntılar
Ne geçmişe değer biçebiliyorum, ne kendimi geleceğe fırlatıp atabiliyorum. Her şey anın içinde.
Keder dolu bugünden mi yola çıkmalı, özlemle geçmişe geri mi dönmeli, yoksa umutsuz bir geleceğe gözyaşı mı dökmeli?
Engellilik ve hastalık, kırıklar ve küçülme demektir. Ömrün farkına varılan bu anlarda, umut, büyüyen bir yaşam soluğudur; onun doğru solunması yaşamın ikinci nefesidir.
En iyi soluk alanlar, onlarca kilometre sonunda varışı hayal edenlerdir.
Hepimizin -inanalım inanmayalım- umuda özlem duyduğuna eminim.
Umutsuz bir dünya, cehennemdir.





