Hikayeci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hikayeci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2017 Cumartesi

Yazar Önerisi #2 - Jodi Picoult | Öneri Atölyesi


  Evet arkadaşlar bu haftaki öneri köşemizde bir yazardan bahsedeceğim. Jodi Picoult'tan kısaca bahsettikten sonrasında okuduğum eserlerini de kısa kısa tanıtacağım. Okumadığım eserleri için bir fikrim olmadığından, onlardan bahsetmeyeceğim. 


 Jodi Picoult Kimdir?
İlgili resim   Amerika'nın New York kentinde doğan 50 yaşındaki yazar, Princeton Üniversitesi'nde yazarlık üzerine eğitim almıştır. Seventeen gibi ünlü dergilerde köşe yazıları ve hikayeler yazan yazarımız daha sonraları Harvard'da master da yapmıştır.

   Nineteen Minutes adlı eseri ile yazarlık kariyerine tam anlamıyla başlamış olan yazar, Kız Kardeşim İçin adlı romanı ile büyük bir çıkış yaparak, son yılların en çok satan yazarı haline gelmiştir.

   Biyografik bilgileri bir kenara bırakıp ben kendi tanıdığım Picoult'tan bahsedecek olursam, kaliteli dramlar ondan sorulur. Eserlerinde ağırlıklı olarak hastalıklarla ilgili teknik bilgiler yer alır. Bunun yanı sıra hukuk eğitimi görmüşçesine eserlerinde davalara ve avukatların savaşına bolca yer verir. Mutsuz sonlara ve şaşırtmacalara pek bir düşkündür. Kelime seçimleri güçlü, tasvirleri kaliteli ve kurgusu ilgi çekicidir. Üstelik de eserlerinde tüm karakterlerin gözünden yazarak bambaşka yönlerden kitabı okumanızı sağlar. Gelin şimdi de eserlerine bir göz atalım. :)

bir daha bak jodi picoult ile ilgili görsel sonucu

1)Bir Daha Bak (Second Glance): Bir hayaletin gizemli öyküsü ve tarihte kaybolmuş birtakım sırların gün yüzüne çıkışını anlatan mükemmel bir roman. Gizemli Vermont kasabasında çeşitli efsanelerden kopup gelen bir tür gizem, kasabaya musallat olur. Tüm bu gizem ve gerilimin içinde aşkın büyüsü ve gerçekliği sizi çarpabilir. Sonu ise son derece şaşırtıcı. Severek okuyacağınızdan emin olduğum bir kitap. Jodi'nin ilk okuduğum romanı. Esma sayesinde okumuştum. O çok beğenmişti çünkü. Gizem, gerilim,  dram, aşk ne ararsan var bu kitapta. Ters köşeleri de bol bir kitap. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim. :)

bir daha bak jodi picoult ile ilgili görsel sonucu

2)Kız Kardeşim İçin( My Sister's Keeper): Üç güzel çocuktan oluşan mükemmel bir aile. Bu ailenin büyük kızı Kate, nadir görülen bir kan hastalığına sahip. Bu hastalığın kontrol altında tutulabilmesi içinse yapılması gereken tek şey uygun ilik ve kanın bulunması. Ona bunu sağlayabilecek tek şey ise onunla aynı genetiği taşıyan, özel üretim bir kardeş. Küçük kardeş Anna, ablası için türlü fedakarlıklar yapıp sayısız ameliyatlar geçirse de bu süreç onu eninde sonunda yıpratıyor ve tüm ailesini kökünden etkileyecek, herkesi yıpratıcı bir sürece sokacak kararlar alıyor. Ama kitabı okurken onu suçlayıp yargılayamıyorsunuz bile. Hastalığa tek bir kişi sahip olsa bile tüm ailenin bundan nasıl etkilendiğini, hayatlarının ne denli diken üstünde geçtiğini anlatan ve bunu yaparken de fedakarlıkları, bencillik kavramını ve daha nice şeyi sorgulatan bir kitap. Oldukça şaşırtıcı noktalar var ve sonu da oldukça şaşırtıcı. Eğer gerçekten kaliteli bir dram okumak istiyorsanız, en başta önerebileceğim kitaplardan birisidir. En sevdiğim ve en etkilendiğim Jodi Picoult romanıdır zaten. Ne kadar etkilendiğimi kitap yorumuma tıklayarak görebilrisiniz. Mutlaka okuyun derim.
 => Kız Kardeşim İçin Kitap Yorumu İçin


bir daha bak jodi picoult ile ilgili görsel sonucu

3)Hikayeci (The Storyteller): Jodi Picoult'un hastalık ve aile dramı temalı kitaplarından sıyrılıp biraz daha tarihe uzanan, kaliteli bir savaş ve gerilim romanı diyebiliriz Hikayeci için. Yakın zamanda okumuş olduğum bu kitabında, Nazilerin zulümlerinden geçip hayata tutunmayı başarmış bir kadının öyküsü bir yandan bizi  tarihin o korkunç günlerine götürürken, diğer yandan modern dünyada kadının genlerini ve hatta kaderini taşıyan güzel torununun yaşadığı vicdan muhasebesini dile getiriyor yazar. Son derece sürükleyici ve gerçeklere dayalı olan bu roman bizlere birçok şeyi sorgulama fırsatı sunuyor. Affetmek kavramının özü, insanlık nedir sorusu, geçmişinle ve kendinle yüzleşme çabası, gerçek mutluluğa ulaşmanın bedeli gibi şeyler kitapta verilmek istenen mesajların başında geliyor. Geçmişle geleceğin iç içe geçtiği bu harika romanda aksiyon, dram, gizem ne ararsan var. En sevdiğim Jodi romanlarından birisidir. Kaliteli bir Nazi romanı arayanlar için ilk sırada önereceğim kitaplardan diyebiliriz. Daha detaylı yorumlar için buraya tıklamanız yeterli. :)

bir daha bak jodi picoult ile ilgili görsel sonucu
4)Cam Çocuk (Handle With Care) : Bir çocuk düşünün. Doğduğu andan beri çok nadir görülen bir hastalığa sahip. Kırılgan ve aşırı hassas kemikler. Anne karnında başlayan ağrılı süreç, hayatı boyunca onu attığı her adımda dikkatli olmasını gerektirecek yorucu bir yolculuk ile devam ediyor. Yaşıtı olan tüm çocukların yaptığı gibi top oynamak, buzda kaymak, okula gidip gelmek, tek başına yürüyüşe çıkmak, parka gitmek şurada dursun ani bir hareketle yatakta dönmenin veya yürürken bir adımı çok hızlı atmanın bile ona milyonlarca kırık kemiğe mal olacağı, hayatı hastanelerde geçen bir çocuk düşünün. Ve malesef ki bu hastalığın bir tedavisi yok. Tüm bu süreçte ihmal edilen ve bu yüzden psikolojik bazı sorunlar yaşayan bir diğer kardeşi düşünün. İlk başta Kız Kardeşim İçin'i hatırlatan bu eserde birçok farklılık var. Yinede hastalıklar, yargısal süreçler, aile sorunları, kitabın sonu, verilmek istenen mesajlar gibi birçok konuda ortak noktalara sahip. Yazar tekrara düşmüş bile diyebiliriz. Empati kurduğunuzda sizi göz yaşlarına boğacak, gerçeklerle iç içe geçmiş, güzel bir dram okumak isterseniz adresiniz bu kitap olabilir. Detaylı yorumlar için tık tık. :)


bir daha bak jodi picoult ile ilgili görsel sonucu

5)Eve Dönüş Şarkısı (Sing You Home): Eşcinsel eğilimlere sahip iki insanın kimliğine çıkan yolculuğu daha sonra birbirleri ile karşılaşmalarının ardından son derece hız kazanan bir hukuk mücadelesine çevriliyor. Toplumun belli kesimleri tarafından ezilen ve arka plana atılan eşcinsellerin haklarını arayışını anlatan bir kitap. Bu kitapta eşcinsellik konusunun yanı sıra aile düzeni, kilise ve toplum baskısı, hukuki sistemler gibi konulara da değiniliyor. Yine bir avukat ve dava sürecinden bahsedildiğini bu kitapta da söylemek mümkün. Pek ilgi alanıma giren bir konu olmamasına rağmen okumuş bulundum ve çok da rahatsız edici bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Okumak isteyen için bu konuya farklı bir bakış açısı getirecek cinsten bir kitap. Daha geniş bir yoruma şu linkten ulaşabilirsiniz. :)

 

   Bir Öneri Köşesi'nin daha sonuna geldik. Kısacası Jodi Picoult gerçekten okunmaya değer bir yazar. Bazı eserlerini daha çok sevdiğimi yukarıda belirttim. Eğer onu okumaya başlamak istiyorsanız daha çok sevdiğimi belirttiklerimi öneririm. Şimdiden iyi okumalar. Bir sonraki öneri haftasında görüşmek dileğiyle. :) 


4 Şubat 2017 Cumartesi

Ne Okudum - Hikayeci (Jodi Picoult) | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: The Storyteller
Seri: Yok
Yayınevi: April Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 528
Baskı Yılı: 2014
Goodreads Puanı: 4.26  (116.395 oy)

Arka Kapak Yazısı
  Sage Singer yalnız bir kadın, günleri fırında ya da evli sevgilisiyle kaçamak buluşmalarla geçiyor.
Josef Weber'in kasabaya gelmesiyle birlikte hayatı değişiyor, artık bir arkadaşı var.
Bir gün Josef, Sage'den bir iyilik istiyor: Onu öldürmesini.
Devamında karanlık sırrını açıklıyor: Geçmişinde bir Nazi subayıydı,
Sage'in büyükannesi ise soykırımdan kurtulan 'şanslı'lardan.
En iyi dostunuzun geçmişinde bir katil olduğunu bilseniz ne yapardınız?
Affetmenin sınırlarını kim çizer?
İntikam ve adalet birbirinden ne kadar uzakta?

  Jodi Picoult'nun tüm romanları arasında polisiye yönü en ağır basan, felsefi sorgulamalarla ve hesaplaşmalarla örülü bir modern zaman destanı: Hikayeci.

Yorum
    Merhaba sevgili kitap severler! Yine harika bir Jodi Picoult romanı daha bitirdim ve heyecanla yorumumu yazıyorum. Allah'ım bu kadına bayılıyorum gerçekten ya. Picoult'un diğer yazarlardan ayrılan özgün bir yazım tarzı var. Bir kitabın rastgele bir sayfasını açsanız ve oradan başlayıp yazarını bilmeden birkaç sayfa okusam Picoult'un yazım tarzından tanırım gibime geliyor.

    Kitabın konusuna gelirsek; arka kapaktan da ufak bir tüyo alabileceğiniz gibi Nazileri, 2. Dünya Savaşı Dönemini, Yahudi Soykırımını konu edinen bir kitap. Şahsen ben Adolf Hitler'i ne kadar kötü biri olarak görürsem göreyim dehasına hayran olduğum için sürekli onunla ilgili araştırmalar yapar, ona ait eserler okurdum. Bu yüzden Yahudi Soykırımı ve Naziler de fazlasıyla ilgimi çekiyor bununla ilgili eserler okumak istiyordum. Şans ayağıma geldi.Çünkü ben sırf Picoult'u gördüğüm için arka kapak yazısını bile okumadan alıp başladığım bu eserde, tam da Nazilerle ve Yahudilerin öyküsü ile karşılaştım. Kitapta birden çok karaktere ait bölümler var. Hikaye içinde hikayelerin olduğu, geçmişin gelecekle iç içe geçtiği, sürükleyici bir kitaptı. 
   
    Kitabın ana konusunu teşkil eden ve ana karakterlerden birisi tarafından anlatılan soykırım ve o sırada yaşananlar Picoult tarafından öylesine güzel, öylesine gerçekçi anlatılmıştı ki, gerçekten kitabı okurken kendimi kaybettim. Gerçek öykülerle ve gerçek soykırım ile bağlantılıydı. Gerçek soykrımdaki gibi krematoryumlar, gaz odaları, ölüm çukurları kitapta çok gerçekçi tasvir edilmişti. Bir Müslüman olsam ve Yahudilere karşı herhangi bir sempati beslemesem bile insaniyet duygularına aykırı olarak Yahudilere yapılanlar içimi sızlattı ve geçmişte yaşadıkları için gerçekten çok üzüldüm. 

   Karakterlere gelince; kitabın ana kahramanlarından biri Minka adında güzel ve yetenekli, güçlü bir kadın karakter olan fırıncı. Kitabın ilk sayfalarına onun etkileyici satırları ile başlıyorsunuz. Aslında onun demeyelim de Anie'nin diyelim. Anie'nin Minka ile bağlantısını kitabı okuyunca çözersiniz. :) Sage Singer da bir fırıncı olan ve birtakım fiziksel kusurları ve yaşadığı trajik olaylar yüzünden içine kapanmış, asosyalliğin zirvelerinde yaşayan bir gece kuşu. Josef Weber onun bu ebedi yalnızlığında onun tek gerçek arkadaşı olmayı başarabilecek mi kitabı okuyunca anlıyorsunuz. Ha birde tabi birbirine taban tabana zıt iki erkek kardeş olan Reiner Hartmann ve Franz Hartmann var. Namı-diğer Hauptscharführer ve Schutzhatlagerführer. Tabi birde bu hayatlara gizemlice süzülen Leo Stein karakterini de unutmamak lazım. Kitapta bu karakterlerin yollarının nasıl kesiştiği, hepsinin ayrı hikayesi, ayrı üzüntüleri, ayrı yaşam tarzları anlatılıyor. Özellikle Minka'nın bölümlerinde kitabı elimden bir saniye bırakamadan mest olarak okuduğumu söylemek zorundayım. 

   Kitabın vermek istediği o kadar çok mesaj vardı ki. İnsanı sürekli düşünmeye sevk eden, felsefi yönü ağır basan bir kitaptı. Kendimi sürekli karakterler ile empati kurarken buluyor ve ben olsam burada ne yapardım acaba diye düşünmeden  edemiyordum. Kitap başta insan sevgisi aşılayarak, dışlamaları, ırk ayrımcılığı gibi ayrımcılıkları kınıyor. Affetmenin mahiyetinden tutun da, kusurlar ile yaşamayı öğrenmeye, bir insanın içerisinde hem canavarın hem iyi birinin aynı anda barınabileceğine, pişmanlık ve vicdan azabına kadar hayatın her kesitinden mesajlar veriyordu. Özellikle bu dünyaya gelen en büyük canavarların insanlar olduğu vurgulamasını çok yerinde bir mesaj olarak buldum.

   Üslup oldukça akıcıydı. Kitaba bir başlarsanız, elinizden bırakamayacağınızdan eminim. Kolayca akıp giden bir kitaptı. Yazarın birden fazla karakteri konuşturarak herkesin kendi düşüncelerini ve yaşadıklarını kendi bölümünde anlattığı yazım tarzı beni gerçekten büyülüyor. Olayı tek bir kişinin gözünden anlatmakla sınırlandırmayışı gerçekten çok güzel. Yine benim "Picoult tarzı" dediğim ve her kişinin bölümünün farkı punto ve stillerde yazılma şekli zaten görsellik açısından müthiş bir şey.  Kitapta bir gizem hakim ve onu çözmek için sayfaları heyecanla çeviriyorsunuz. Sonu da Picoult'un diğer kitapları gibi şaşırtmacalı ve ters köşe yapan cinstendi. Her yaştan okuyucuya hitap eden bu kitabı, herkese tavsiye ediyorum. Gerek verdiği mesaj açısından, gerek sürükleyicilik açısından, gerek gerçekleri yansıtması ve öğreticiliği açısından mutlaka okunması gereken bir kitap. Kaçırmayın derim. İyi okumalar :)


Alıntılar
İçinizde kocaman bir boşluk bırakan şeyin ne olduğu önemli değil. Önemli olan o boşluğun varlığı.
Sırrımı açmak için neden Josef gibi bir yabancıyı seçtiğimin açıklamasını yapamam. Belki yalnızlık bir aynadır ve başka bir yalnızlık aynasında kendini görünce tanıyordur. 
Anıların her biri, bir sihirbazın kolunun içine sakladığı kağıttan çiçeklere benziyor: Önce görünmüyor gibiler, sonra bir anda öyle canlı ve taze bir şekilde sökün ediyorlar ki onca zaman nasıl saklı kaldıklarını anlayamıyorum. Tıpkı o kağıt çiçekler gibi anılar da bir kez serbest kaldılar mı, onları geldikleri yere geri göndermek mümkün olmuyor.
Şimdi anlıyorum ki geçmişi biriyle paylaşmak, geçmişi tek başına yeniden yaşamaktan farklı. Böyle olunca insan taze bir yaradan çok pansuman yapılmış bir yaraya sahipmiş gibi hissediyor. 
Yalanlar bir duvara sürülen kat kat boya gibiler, hepsini üst üste sürünce ilk sürdüğün rengin hangisi olduğunu unutuyorsun. 
Güç, senden zayıf olanlara korkunç şeyler yapmak değildir. Güç, korkunç şeyler yapabilecek durumdayken bunu yapmamayı tercih etmektir. 
Elde edilmeye çalışılan şey ister güç, ister intikam, ister aşk olsun, bunların hepsi açlığın farklı türlerini yansıtıyordu. İnsanın içindeki boşluk ne kadar büyükse o boşluğu doldurma çabası insanı o denli umutsuzluğa sürüklüyordu.
Başka birinin iyiliğini kendi iyiliğinden önce düşündüğün zaman, uğruna yaşayacak birine sahip olmuş oluyordun.
Tarih; birtakım günlerden, birtakım yerlerden, birtakım savaşlardan ibaret değildir. Tarih; o birtakım günlerin, birtakım yerlerin ve birtakım savaşların arasındaki boşluğu dolduran insanlardan ve onların öykülerinden ibarettir.
Sıradışının her gün sıradana üstün geldiğine inanıyorum. Yarının daha güzel olacağına inanmak da dahil, umutla sarılacak bir şeye sahip olmanın, bu gezegendeki en güçlü uyuşturucu olduğuna inanıyorum. 
Büyük bir kaya parçasının altında duran kırık bir taş parçasına bakan veya yol kenarında kesilmiş bir kütük bulan biri o nesnelerin yalnızlığında asla sihrin etkisini göremez. Ancak doğru koşullar mevcut olduğunda onları bir araya getirirseniz dünyayı yutacak bir ateş yakabilirsiniz. 


NOT:Esma'nın Hikayeci yorumuna aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. :)
http://yorumatolyesi.blogspot.com.tr/2015/12/hikayeci-jodi-picoult-kitap-yorumu.html
Puanım