19 Ekim 2017 Perşembe

Karanlık Zihinler (Karanlık Zihinler Serisi #1) - Alexandra Bracken | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: The Darkest Minds 
Seri: The Darkest Minds #1 
Sonraki Kitap: Buz Kapanı
Yayınevi: Parodi Yayınları
Sayfa Sayısı: 576
Baskı Yılı: 2014
Goodreads Puanı: 4.25  (92,354 Oy)


Arka Kapak Yazısı
Adım Ruby.
Hepinizden farklıyım.
Aklınızın derinliklerinde gezinebilir, 
anılarınızı hiç yaşamamışsınız gibi silebilirim.
Henüz on yaşındayken Thurmond'daki bu rehabilitasyon kampına gönderildim. Hem de kendi ailem tarafından...
Burada her adımımız izleniyor, nefes alış verişlerimiz bile.
Yalnız değilim.
Maviler... Yeşiller... Turuncular...
Sarılar ve Kırmızılar...
Karanlık Zihinler...
Ve yaşamak için saklanmak zorunda kalanlar
Ve kaçanlar...


Yorum

   Evet sayın kitap severler! Harika bir distopya kitabının sonuna geldim. Uzun zaman olmuştu distopik bir eser okumayalı ve cidden özlemişim. Suzanne Collins’ten sonra distopik anlamda gerçekten başarılı bir kalemi olduğunu düşündüğüm hatta bazı noktalarda onu solladığı apaçık görülen bir bayan yazar tarafından yazılmış serinin ilk kitabıydı bu. Bayan yazarların da böyle başarılı kurgular ortaya çıkarabildiğini görmek çok hoşuma gidiyor doğrusu. Üstelik bu seriyi yazan bayan oldukça genç birisi.


   Karanlık Zihinler serisinin ilk kitabından kısaca bahsetmek istiyorum. Arka kitaptan öğrenebileceğiniz kadar basit ve spoiler sayılmayacak ufak tefek şeylerden bahsedelim. Normal insanlardan farklı zihinsel ve fiziksel yetenekleri olan 10-18 yaş arası gençler kitabın konusunu oluşturuyor. Bu gençler yeteneklerinin özelliklerine göre renklere ayrılıyor. Yeşil, mavi, sarı, turuncu ve kırmızı. Kimi karmakarışık bulmacaları çok kısa süreler içinde çözebilen ve 450 sayfalık koca kitabı tek okuyuşta ezberleyebilen dâhilerken, kimisi tek bir el hareketi ile araçları hareket ettirebiliyor, kimi ise başkalarının anılarını okuyup onları silebiliyor ve yerine istediğini koyarak kişileri yönetebiliyor. Yeteneklerinin tehlikeli ve etkililiğine göre bazı renkler diğerlerine göre daha tehlikeli olarak addedilerek ona göre muamele ediliyor. Bu insanüstü yeteneklerle donatılmış gençler konusunda herkesin farklı farklı planları var. Kimi onları bir kampa kapatarak ailelerinden ve sevdiği birçok şeyden uzak yaşatarak hatta bazen tabiri caizse “imha ederek” düzeni sağlamaya çalışırken kimileri onların bu yeteneklerini düşmanlara karşı savaşmak için kullanmak üzere kendi taraflarına çekecek vaatlerde bulunuyorlar. Bu çocukları gerçekte düşünecek ve onları kullanmak değil onların derdine çare olacak kimseleri yok. Hepsi aslında onları bir robota dönüştürmeye çalışan birer düşman. Kendileri dışında.


    Karakterlere gelecek olursak; baş karakterlerin hepsini çok sevdim ve benimsedim diyebilirim. Ruby zaten kitabın anlatıcısı olarak gönlümde taht kurdu. Yeteneklerini nasıl kullanacağını bilememek, sürekli birilerinin hafızasından istemeden kendini, kendiyle ilgili anıları silmekle başı dertte. Yeteneklerini nasıl kullanacağını bilmiyor ve ona bunu öğretecek düşmanları haricinde kimse yok. Düşmanlarına teslim olmayı mı seçmeli yoksa kendi kendine bir yolunu bulmayı mı öğrenmeli arada sıkışıp kalmış. Liam Stewart ise herkesin içinde bir iyilik görmeye meyilli, saf ve temiz bir yakışıklı. Yeteneklerine hakim ve lider karakterli. Çevresindeki herkese başarabileceklerine dair umutlar vererek onların yaşama sebebi olan bir gün ışığı gibi. Ahh ne çok sevdim seni bir bilsen. Mavi gözleri dışında onu kafamda canlandırırken Sam Claflin’in Açlık Oyunları serisinde ki Finnick Odair olan serseri hallerini hayal ettim. Tam bir Sam Claflin hayranıyımdır da. Bu da karakteri okurken onun jest ve mimiklerini ukala tavırlarını gözümde daha iyi canlandırmamı sağladı. Birde minik asyalımız Suzumi namı diğer Zu var ki onu öylesine sevdim öylesine sempatik buldum ki, kitaptaki karakterlerin yerine geçip onu koruma güdüsü gelişti içimde. Hikayesini ve gizemini merak ettiğim karakterlerden birisidir. Birde Chubs var ki ona olan duygularımı hala çözemesem bile genel olarak sempatik bulduğum ve zor bir insan olmasını takdir ettiğim birisi. Bazı özellikleri bana kendimi hatırlattı hele ki kolay arkadaş edinemeyen içine kapanık tavırları. Hatta biraz ileri gidecek olursak tehlikeli yakışıklımız Clancy Gray’e karşı bile bir sempati oluştu diyebilirim içimde.


    Kitabın dili oldukça sadeydi. Kitap baş karakterlerden birisi olan Ruby’nin ağzından anlatılıyordu. Diyalogları okurken çok eğlendim hatta son sayfalarda Ruby ile Liam arasındaki diyaloğu okurken nefesim kesildi diyebilirim. Kitap oldukça akıcı ve heyecanlıydı. Sürekli macera dolu yerler oluyor ve heyecan içerisinde okuyordum. Her bölümün sonu heyecanlı bitiyor sonrakini okumak için acele ediyordum. Şimdiye kadar okuduğum çoğu distopik eseri sevmişimdir ve çoğuna olumlu yorumlar yapmışımdır çünkü distopya okumayı seviyorum. Bunu araya zaman koyup türü özleyerek yaptığım zaman birbirlerine benzer yönleri olsa bile beni sıkmıyor ve cidden severek okuyorum. Bu eseri de çok sevdim hatta bayıldım. Karakterleri ve kurgusu ile gerçekten çok başarılı buldum. Sonu da oldukça soru işaretleri ile dolu ve heyecanlı bitti. Diğer kitapları elimde yok sadece ilkini almıştım ve şimdi koşup diğerlerini de almam gerekecek. Araya zaman girmeden hepsini okumak istiyorum. Açlık Oyunlarında ilk kitabı diğerlerinden başarılı ve heyecanlı bulmuştum ve bunda da yazarın diğer kitaplarda ritmi düşürüp kalitesini bozmasından korkmuyor değilim. Umarım öyle olmaz. Çünkü seriye gittikçe bağlanmak ve bittiğinde üzülmek istiyorum bana bu duyguyu yaşatan pek seri olmuyor çünkü. Okumanızı tavsiye ederim. Seveceğinizden emin olduğum bir kitap. Herkese bol kitaplı günler. :)



Alıntılar
Hayal kurmak sonunda hayal kırıklığına, hayal kırıklığı da öyle kolay atlatılamayan sıkıntılı bunalımlara yol açardı. Siyaha yem olmaktansa grinin sınırlarında kalmak daha iyiydi.
-Hiçbir şey olmamış gibi davranamam.
-Davranmamalısın da. Asla unutmamalısın. Ama hayatta kalmanın önemli yanlarından biri de hayata devam etmektir. Bunun için bir kelime var. Bizim dilimizde tam bir karşılığı yok. Portekizce. Saudade. Hiç duydun mu?
(Başımı salladım ben kendi dilimdeki kelimelerin bile yarısını bilmiyordum ki.)
 -Şey gibi… tam bir tanımı yok. Bir duygunun tarifi gibi… çok büyük bir üzüntünün. Bir zamanlar kaybettiğin bir şeyin sonsuza dek kaybolduğunu ve bir daha asla senin olmayacağını anladığın an yaşadığın bir his.
Ama biliyor musun, her son bir başlangıçtır. Bir zamanlar sahip olduklarını geri alamasan da onları arkanda bırakabilirsin. Yeniden başlarsın. En baştan.
Bir fabrikayı yok edebilirsin ama hemen ardından bir yenisini inşa ederler. Ancak yok edilen şey bir hayat olduğunda bunun geri dönüşü yoktur. O insanı geri getiremezsin.
Bir insanın yalan söylediğini anlamanın binlerce yolu vardır. Beyinlerine girip en ufak bir güvensizlik ya da rahatsızlık emaresi aramanıza gerek yok. Yüzlerine bakmanız çoğu zaman yeterlidir. Sizinle konuşurken bakışlarını sola çevirir, bir hikayeyi fazla detaylandırır ve bir soruyu başka bir soruyla cevaplarlarsa bilin ki o kişi yalan söylüyordur.
İçimde tuhaf bir his vardı. Sanki henüz sahip olmadığım bir şeyi kaybetmiş gibiydim. Sanki artık eskiden olduğum kişi değildim. Olmam gereken kişi ise hiç olamamıştım. Bu hisle iliklerime kadar bomboş hissettim kendimi birden.
Dünyadaki en sinir bozucu duygu, söyleyecek çok şeyin olup da bunu kelimelere nasıl dökeceğini bilmemek olmalı.
Hayatta bir kez bile duysanız asla unutamayacağınız bazı sesler vardır. Kırılan bir kemiğin sesi. Bir dondurma kamyonetinden yükselen şarkı. Cırt cırt bandın sökülmesi. Bir silahın açılan emniyet kilidi…
Heves denilen şeyin en önemli yanı, bulaşıcı olmasıdır.

Puanım
 

31 yorum:

  1. Çok güzel bir tanıtım olmuş, okumak isterim. Bundan güzel bir bilimkurgu veya distopik diyeyim film olur. (Belki yapılmıştır :))Çok teşekkürler, emeğine sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla sanırım filmi var kitapla ilgili resim araştırması yaparken oyuncular filan da vardı ama filmini batırırlae diye izlemeyi de düşünmüyorum. Aklımdaki güzel haliyle kalsın istiyorum. Yorumun için teşekkürler sağlıcakla kal :)

      Sil
  2. Kitap hakkında pek bir şey hatırlamasam da, gerçi yazın sayesinde biraz anımsadım, kitabı sevdiğimi hatırlıyorum. Ama devam kitapları elimde yok diye devam etmemiştim. Sonra da öyle kalmış. Güzel bir yorum olmuş, emeğine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte öyle kalmasın diyr ben fuardan hemen devam kitaplarını da uygun fiyata aldım ve yakın zamanda okumayı düşünüyorum inşallah. Yorum için teşekkürler :)

      Sil
  3. Kitabın dilinin sade olması önemli bir avantaj :) Alıntılar da pek hoşmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet sade olunca okuması kolaylaşıyor. Teşekkür ederim sevgiyle kal ablacım :)

      Sil
  4. Oldukça güzel bir seriye benziyor, merak ettim, karakterler de ilgi çekici oldu mu çok güzel oluyor, rastlarsam okumak isterim, sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet karakterler De seri de güxel beğeneceğini düşünüyorum. Güzel yorumun için teşekkür ederim :)

      Sil
  5. Dördüncü kitabı da alıp onun ilk hikâyesi ile başlamanı tavsiye ederim. Sonra ikinci kitap sonra dördüncü kitaptaki ikinci hikâ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O ara kitap diye onu en sona saklamıştım ama onu D en kısa zamanda temin edip okumak isterim. Teşekkürler :)

      Sil
  6. İlginç, değişik bir kitap olduğu belli :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet değilik ve hoş. Sevgiyle kal :)

      Sil
  7. kitap sanırım oğlumda var , çok ta emin olmamakla birlikte :( kendisinden tırtıkladığım kitaplarım biterse bir şans verilir , şimdi hatırlatınca sen bir hayli zamandır ondan kitap tırtıklamadığımı hatırladım , dur bir el atayım :D teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bence gençler bu işi biliyor zevkleri güzeldir oğluşunun bence de hemen kap bir tane ve okumaya başla bakalım pişman olmazsın. Sevgiyle kal :)

      Sil
  8. Fuardan stant görevlisinin anlatımına kanıp merak edip kardeşime aldırtmıştım :'), o da bu tarzı sever diye ama hala okumadım gerçi hala okuyamıyorum ama başladım biraz biraz. Elimdeki kitap biterse inanıyorum eski hızıma kavuşacağım :).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen ne diyosun standda devam kitaplarını alırken ben yanımda kitabı almakta tereddütte kalan kızlara kitabı övüp stand görevlisinin yapmadığı kadar ikna edici davrandım almaya karar verdiler. Bende eski hızıma ve kitap dolu günlerime kavuşacağım anı iple çekiyorum umarım ikimizde en kısa zamanda kavuşuruz :)

      Sil
  9. Ay bayiliyorum böyle kitaplara. Herkesten farklı olduğunu düşünmesi bile benim gönlümü çaldı. :) okumayi umuyorum firsat bulursam. Sagol sümeyyecim 😘

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fırsatını bulursan okumalısın bence hemen akıp gidiyor sıkmıyor okuyucuyu. Sevgiyle kal canım :* :)

      Sil
  10. supernatural (doğaüstü) konular,benimde ilgi alanlarıma girer..ve filmlerini severek de izlerim..bu filmi en kısa zamanda izlemek isterim...sayende Portekizce bir kelime öğrenmiş olduk; "Saudade. Hiç duydun mu?" :)) ayrıntılı bir anlatım olmuş,elinize sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet hoş bir kelime anlamı da gerçekten harika. Filmini de izlemenizi kitabını da okumanızı tavsiye ederim. Henüz filmi izlemedim ama başarılı olduğunu düşünüyorum. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim :)

      Sil
  11. Filminide kitabıda merak ettim.Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
  12. Kitabın konusu ve kişilerin karakteri merakımı uyandırdı.Güzel bir seriye benziyor.
    Kitabını not aldım ve filiminide izlemek isterim.
    Kalemine sağlık canım Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet konusu orijinal ve farklı karakterleri de seveceğini düşünüyorum hepsinin kendine göre zayıf ve güçlü yönleri var tıpkı biz insanlar gibi. değerli yorumun için teşekkür ederim :)

      Sil
  13. Şimdi hatırladım da ben bu kitabın devamını okumamışım :) Aklımda bulunsun distopya okuyacağım zaman bunu okuyayım devamını da merak ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. araya zaman girince ister istemez soğuyorsun unutuyorsun ayrıntılar silinip gidiyor ama yine de devam et derim çünkü hatırlarsın okudukça ve bitirmeye değer diye düşünüyorum. sevgiyle kal :)

      Sil
  14. iyi öyküymüş. ya biz bunun filmini izledik mi. hatırlıyom ben yaaa nasıl olur yani. ama baksana, gerçek yaşamda olmasın de mi böyle insanlar, anı silen filan aman aman korkunç :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayyy Deep neler diyosun swn allah korusun olmasın tabi düşünsene diken üzerinde gezerdik kimseye güvenemezdik. :)

      Sil
  15. Konusu ne kadar ilgi çekici. Hepsinin farklı yetenekleri olması bana X-men'i hatırlattı ki X-men'e bayılırım. Sen de beğenmişsin. Elime geçerse bu seriyi okuyayım.

    Yorum için teşekkürler canım. Sen yazmasan dikkatimi çekmezdi sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet o yönden x-men i andırıyor diyebiliriz. Ben genç-yetişkin tarzda distopyaları pek beğenmem ama bu okutuyor kendini ben zevkle okudum çok kaliteli değil ama böyle hızla akan güzel bir eser diye düşünüyorum. Değerli yorumun için teşekkür ederim Şule ablacığım sağlıcakla kal umuyorum :)

      Sil
  16. Martin kimdi litfen yardım martin rob kim cevap için acele edin lütfen kitabı okuyor um anlamdım martin kim

    YanıtlaSil