18 Aralık 2015 Cuma

İnsancıklar - Dostoyevski | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: Бедные люди  (Bednye Lyudi)
Seri: Yok
Yayınevi: Can Yayınları 
Sayfa Sayısı: 184
Baskı Yılı: 2013
Goodreads Puanı: 3.71  (5,284)


Arka Kapak Yazısı


  Yıl 1846'dır. Genç Dostoyevski, ilk romanı İnsancıklar'ı tamamlar tamamlamaz ev arkadaşı yazar Grigoroviç'e okutur. Grigoroviç o kadar heyecanlanır ki birkaç kez kalkıp Fyodor'un boynuna sarılmak ister; fakat arkadaşının aşırı duygu gösterilerinden hoşlanmadığını bildiği için yapmaz. Grigoroviç ertesi gün romanı yazar ve yayımcı Nekrasov'a götürür; kitaptan çok etkilenen Nekrasov da eleştirmen Belinski'ye... "Yeni Gogol doğdu!" der, Nekrasov, daha kapı ağzında. Aynı günün akşamı, Belinski'ye tekrar uğradığında onu heyecan içinde bulur: "Nerede kaldınız? Nerede bu Dostoyevskiniz? Genç mi? Kaç yaşında? Hemen getirin bana onu!" 

  Belinski'nin evine getirilen yirmi üç yaşındaki genç yazar, daha sonra orada olanları şöyle anlatacaktır: "Ve işte... beni onun yanına götürdüler. Belinski'yi birkaç yıl önce heyecanla okumuştum, ama bana ürkütücü ve sert gelmişti ve benim İnsancıklar'ımla alay edecek diye düşünüyordum. Beni çok saygılı ve ağırbaşlı bir şekilde karşıladı; ama daha bir dakika bile geçmeden her şey bambaşka oldu... Ateşli ateşli, alevli gözlerle konuşuyordu. "Siz kendiniz anlıyor musunuz?" diyordu bana tekrar tekrar, alışkanlığı olduğu üzere bağırarak, "Ne yazmış olduğunuzu anlıyor musunuz?.. Bütün bu korkunç gerçeği, bizlere göstermiş olduğunuz bu gerçeği siz mi düşündünüz? Olamaz, sizin gibi yirmi yaşında birinin bütün bunları anlamış olmasına imkân yok... Gerçeği keşfetmiş ve bir sanatçı olarak ilan etmişsiniz, size bir yetenek verilmiş, yeteneğinizin değerini bilin ve emin olun, siz büyük bir yazar olacaksınız."

  Yıl 2013. 167 yıl sonra Dostoyevski her kuşağın başucu yazarlarından olma özelliğini koruyor ve İnsancıklar, onun dünya edebiyatına ilk armağanı...



Yorum

  Dostoyevski'nin ilk romanı olan İnsancıklar'ın birebir çevirisi "Zavallı, Yoksul İnsanlar" anlamına geliyormuş. İnsancıklar da yoksul insanların hayatına iki kişinin birbirine yazdığı mektuplarla ayna tutan bir Dostoyevski yapıtı. 

  Dostoyevski çok sevdiğim yazarlardan biridir, tüm kitaplarını okumak istiyorum ancak hangi sırayla okumaya karar veremediğim için elime alıp alıp bırakıyordum ve en sonunda yazılış sırasına göre gitmeye karar verdim ve İnsancıklar'a başladım.


  İnsancıklar Varvara Dobroselova ve Makar Devuşkin'in mektuplarından oluşuyor. İkilinin birbirine yazdığı mektuplarla onlarının hayatına ve ruh dünyalarına konuk oluyorsunuz. Karakterler ve yaşamları çok güzel anlatılmıştı, olaylar hem gerçek hem de içler acısıydı. Kitapta yer alan günlükten bölümü de çok beğendim ve keşke o kısım daha uzun olsaydı demeden edemedim.


 Ben Can Yayınları'ndan çıkan baskısını okudum ve Sabri Gürses'in hem çevirisini beğendim hem de kitaba başlamadan önce derlediği "Büyük bir yazar doğuyor" adlı bölümü çok beğendim. Dostoyevski ve romanı yazış öyküsü ve bir kaç yazarın değerlendirmesinin olduğu bölüm hem güzel hem de yazarın tanınması için iyi bir hamleydi.


  Bir yazarın ilk romanı için çok güzel bir roman ve konu Dostoyevski olunca beğenmemek elde değil. Kitabı da karakterleri de çok beğendim özellikle son sayfalar baya etkileyici olmuştu, kolay kolay etkilenen biri olmasam da İnsancıklar da ki olaylar beni etkiledi.


  İnsancıklar güzel bir romandı, ben son 20 sayfası dışında bir gece de okudum, hızlı okunabilen değerli bir roman. 



Alıntılar



"Hatıralar mutlu olsun, kederli olsun, hep acı verir; en azından benim için öyle; ama bu tatlı bir acı. Kalp ağırlaştığı, daraldığı, sıkıldığı, kederli olduğu zaman, o zaman hatıralar onu tıpkı sıcak bir günün ardından gelen rutubetli bir gecede çiy damlalarının zavallı, kurumuş, gündüz vakti sıcaktan kavrulmış çiçeği canlandırması gibi aydınlatıp canlandırır." 
"Yani biliyorum bana gerek olduğunu, vazgeçilmez olduğumu ve insanların saçmalıklarına kulak asmamam gerektiğini." 
"Mutsuzluk bulaşıcı bir hastalıktır. Mutsuz ile yoksulun birbirinden uzak durması lazım, birbirlerine bulaştırmamak için."

"Ruhum öyle dolu, öyle dolu ki gözyaşlarıyla..."
"Size kitabı bırakıyorum, işlemeyi, yarım kalmış mektubu bırakıyorum; bu yarım kalmış mektuba baktığınız zaman aklınızdan geçireceksiniz sonraki satırları, benden duymak ya da okumak istediklerinizi aklınızdan geçireceksiniz; sanki ben yazmışım gibi. "

Puanım 


2 yorum:

  1. en sevdiğim yazarlardan ben de suç ve cezayı yine yeniden okuyorum bu günlerde... paylaşıma teşekkürler.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dostoyevski'yi bende çok severim, Suç ve Ceza'yı iki kez okumuştum yorumunu merakla bekliyorum. :)

      Sil