21 Kasım 2016 Pazartesi

Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde | Kitap Yorumu


Orijinal Adı: The Picture of Dorian Gray
Seri: Yok
Yayınevi: Antik Kitap
Sayfa Sayısı: 282
Baskı Yılı: 2007
Goodreads Puanı: 4.05  (608,225 Oy)

Arka Kapak Yazısı

"Gerçek miydi? Portre gerçekten değişmiş miydi? Yahut sadece kendi muhayyilesi mi neşeli bir bakışı şeytanca bir bakış olarak görmesine neden olmuştu? Boyanmış bir tablo gerçekten değişebilir miydi? Böyle bir şey saçmaydı. Bu, bir gün Basil'e anlatılacak bir hikâyeydi."

Çok yakışlıklı bir genç olan Dorian Gray, ressam Basil Hallward tarafından çizilen portresinden o kadarnir ki geçen günler taze bedenini yaşlandıracakken tablonun daima genç ve güzel kalacak olmasına esef eder. Acaba gerçekten öyle mi olacaktır?

Yorum

  Siyah Damar'ı okuduktan sonra benzeri kitaplar araştırırken bir listede Dorian Gray'in Portresi'ne denk gelmiş ve okuma listeme eklemiştim. Bunun üstünden uzun zaman geçti ama nihayet okudum, iyi ki de okumuşum. :)

  Oscar Wilde'la ilk Mutlu Prens'i okurken tanışmıştım, güzel kitaptır, o zamanlar çok sevmiştim tabii bu yıllar öncesiydi. Yıllar sonrada Dorian Gray'in Portresi'ni okudum ve onu da çok sevdim.

  Dorian Gray oldukça yakışıklı ve ilgi çekici bir gençtir, ressam Basil onun bu duru güzelliğinden çok etkilenir ve onun portresini yapar. Bu portre çok muhteşemdir, ve portreyi gören Lord Henry portreden çok etkilenince Dorian Gray'le tanışmak ister. Lord Henry Dorian'la tanışır ve ona hedonizmi ve güzelliğinin büyüleyiciliğini anlatır, bunlardan çok etkilenen Dorian'ın hayatı ve düşünceleri tamamen değişir. Güzelliğinin farkına varır ve bunu kaybetmekten ölesiye korkar ve şu sözleri sarf eder.

Gözleri hala kendi portresinde olan Dorian Gray, "Ne kadar hazin!" diye mırıldandı. "Ne kadar hazin! Yaşlanacak, berbat ve korkunç olacağım. Fakat bu resim daima genç kalacak. Asla bu harika Haziran gününden daha yaşlı olmayacak. Keşke başka yürlü olsaydı! Ben sonsuza dek genç kalsaydım da bu resim ihtiyarlasaydı. İşte bunun için... Bunun için her şeyimi verirdim! Evet, bunun için dünyada veremeyeceğim hiçbir şey yok! Hatta ruhumu bile verirdim!"

  Lord Henry ile tanıştıktan sonra hayatı değişen  Dorian arık hayatı zevk almak için yaşamaya başlar ve sıkıntı, keder gibi hayattan alacağı zevki engelleyen her şeye arkasını döner.

  Kitap Dorian'ın hedonizm ile tanışmasını ve hayatının bu yönde değişmesini çok güzel bir şekilde konu alıyor. Sadece haz için yaşayan Dorian hayattaki diğer önemli hiçbir şeyi umursamaz, ruhu git gide kararmaktadır, herkes onun ruhunu şeytana sattığını düşünmektedir. Ki öyledir de, sonsuz güzellik için ruhunu satmış biridir artık o.

  Roman hedonizm başta olmak üzere hayatla ilgili bir çok şeye değiniyor, hedonist bakış açısını ve bu yaşam tarzının insanda yol açtığı tahribatı çok net görebiliyorsunuz. Kitapta eşcinsellikle ilgili ögeler de bulunmakta ki ben o zamanlar böyle net bir şekilde ifade edilebilmesine pek şaşırdım, zaten o zamanlar da oldukça yankı uyandırmış.

  Velhasılı kelam, Dorian Gray'in Portresi'ni ben oldukça beğendim, farklı ve güzel bir kitaptı. Özellikle son bölümler her şey daha net ve çarpıcıydı. En çok da son bir kaç sayfayı sevdim, gerçekten çarpıcı ve etkileyici yazılmıştı. İnsan ruhunun çirkinleşmesi ve zevk peşinde ki bir hayatın yıkıcı etkisini çok iyi anlatan bir kitap bu. Ben bu kitabı sevdim, okumayan herkese de öneririm. :)

  Dorian Gray'in Portresi'nin üç ayrı çevirisini inceledim ve o yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Alıntılar

Müşterek bir şey, eğer onu saklayan biri varsa büyüleyici hale gelir. 
Hislerin yönlendirmesiyle çizilen her portre aslında ressamın portresidir, poz veren kişinin değil. 
Hepimiz bütün bu acıları bizi daha fazla olgunlaştırsınlar diye çekiyoruz. 
Şu günlerde insanlar her şeyin fiyatını biliyorlar; fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar. 
Yakışıksız bir şey yaptığımız ve kendimizi suçladığımızda, başkalarının bizi kınamaya hakkı olmadığını düşünürüz. Hakikatte bizi beraat ettiren papaz değil, onun önünde yaptığımız itiraftır. 
Kendisini hiç kimsenin tanımayacağı yerlerde olmak istiyordu. Kendisinden bile kaçmak istiyordu. 
"Size yarının gerçeklerini gösteriyorum."
Düşes, "Bugünün hatalarını tercih ederim" dedi. 
Bu resim, pek çok keyifli zamanını mahveden bir hatıra idi. Onun için bir nevi vicdan hükmündeydi. Evet, o vicdandı. Onu yok etmeliydi.

Puanım


2 yorum:

  1. Bu yazıyı kaçırmışım. Demin başka bir yazında yazdığım gibi bu kitabı çok severim. Blogumda da yazısını yazmıştım. Lord Henry iyi bir karakter olmasa da onun cümlelerini sevmiştim. Kitaptan onlarca alıntı yazmıştım. Bazılarını burada görmek de hoşuma gitti :-)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sizin yorumunuzu da merak ettim hemen uğrayıp bakıyorum, kitapta güzel cümleler var gerçekten de. :)

      Sil