12 Kasım 2016 Cumartesi

İvan İlyiç'in Ölümü - Lev Nikolayeviç Tolstoy | Kitap Yorumu

Tolstoy

Orijinal Adı: Смерть Ивана Ильича (Smert' Ivana Ilyicha)
Seri: Yok
Yayınevi: Antik Kitap
Sayfa Sayısı: 112
Baskı Yılı: 2009
Goodreads Puanı: 4.02  (48,640 Oy)

Arka Kapak Yazısı



İvan İlyiç, önce sorgu yargıcı, sonra da hakim olarak yaptığı görevinde mutludur. İnsanların, onun ağzından çıkacak kelimelerle kaderlerinin değişmesi kendisini güçlü ve önemli hissetmesine vesile olmaktadır. Aldığı maaş yeterli olmasa da yüksek gelirli bir yaşantısı varmış görüntüsü vermeyi başardığı için de ayrıca memnundur. Her şey yolunda ve olması gerektiği gibi gitmektedir. Ta ki körbağırsağındaki ağrılar şiddetlenip bütün lezzetleri acılaştırıncaya kadar...

Ölüme ilişkin yazılmış en başarılı roman olduğu tartışmasız kabul edilen İvan İlyiç’in Ölümü okuyucuya, "Ölüm hiç bu kadar yakın bir duruşla anlatılmamıştı." dedirtecek denli dev bir Tolstoy klasiği.

Yorum

  Havalar soğuyor, kış ben geliyorum diyerek kendini belli etmeye başladı. Ee kış gelir de hazırlık olmaz mı? Benim kış hazırlığım klasiklerdir, sanki kış mevsimi biz klasiklerin tadını çıkara çıkara okuyabilelim diye yaratılmış. Uzun kış gecelerine kalın klasikler nasıl da yakışıyor. :)

  Klasikler mevsimimi açmaya karar verdim ve Tolstoy'la başladım, şu ara bol bol klasiklerden okumak istiyorum. Listem kabarık.

Son zamanlarda bütün yalnızlığın içinde, yüzü kanepenin arkasına dönük yatarken; bu çok tanıdık, her türlü ilişkinin bulunduğu kalabalık kentte, bir başka yerde olabileceğinden daha derin bir yalnızlık içinde; bir denizin dibinde ya da yeryüzünün alt katmanlarında bir yerde bulunabilecek bir yalnızlık içindeydi.

  İvan İlyiç'in Ölümü'ne geçersek, roman İvan İlyiç adlı baş karakterin ölümüne kadar olan yaşam serüvenini konu alıyor. Kitabın girişinde İvan İlyiç'in ölümüne şahit oluyorsunuz ve ilerleyen bölümlerde ölümüne kadar olan hayatını okuyorsunuz. Kitap bu yönüyle bana Kırmızı Pazartesi'yi anımsattı, belki Marquez bu kitaptan ilham alarak öyle bir kurgu tarzı benimsemiştir.

Her nedense çevresindekiler, İvan ilyiç'in ölümcül değil hafif bir hastalığı olduğuna, sessizce oturup doktorun dediklerini yerine getirmesi gerektiğine, bir gün sağlığında iyiliğe doğru bir değişiklik olacağını inandırmaya çalışıyordu. Bu yalan ve dolanlı davranışlar İvan ilyiç'in yıkıyordu. Kendisi, onlar ne derse desinler, ağrıların daha da artacağını ve öleceğini çok iyi biliyordu. Onların iki yüzlü davranışları İvan İlyiç'e büyük acı veriyordu. Bildikleri gerçek kabul etmeyerek ona yalan söylemeler, onun da bu yalanı katılmasını istemeleri onu kızdırıyordu. Bu iki yüzlülük onu ölümün eşiğine doğru biraz daha itiyordu sanki.
  Roman tüm açıklığı ile size ölümü ve acımasızlığını anlatıyor, yakalandığı hastalıktan adım adım ölümüne giden İvan İlyiç'in hayatını yeni baştan gözden geçirmesini ve inançlarını yeni baştan sorgulamasını anlatıyor. Ve okurken bize çok uzak olduğunu düşündüğümüz ölümün aslında hiç de uzak olmadığını, çok basit bir sebepten dahi size musallat olabileceğini bir kez daha anlıyorsunuz. Kitabın daha ilk sayfalarında insanların bencilliği yüzünüze tokat gibi çarpıyor, ilerleyen sayfalarda da aynı durum söz konusu. Biri hasta, ölüyor ama kimsenin gerçekten umrunda değil, herkes menfaatleri peşinde. Kimi iş yerinde boşalan koltuğunu kapma derdinde, kimi de kalacak paranın derdinde...

İvan İlyiç'in ölüm haberi üzerine oradakilerin aklına gelen şey, bu ölümün kendilerini ya da arkadaşlarının kariyerini nasıl etkileyeceği oldu.

  Okurken ürpermeden edemedim, Tolstoy hayatın acımasız gerçeklerini o kadar net ve çarpıcı biçimde ortaya koymuş ki kitabı bitirdiğinizde 100 küsur sayfalık kitap değilde 1000 küsur sayfalık kitap okumuş gibi hissediyorsunuz. Son sayfalara doğru her şey daha çarpıcı bir hale geldi, merhamete muhtaç olan ama sevdiklerinden onu bulamayan İvan İlyiç ruhen daha çok yıkıldı ve hayatındaki doğru sandığını kararlarını sorgulamaya başladı.
"Ya bütün hayatım yanlışsa?"

Ona önceleri imkansız gibi görünen şey (hayatını gerektiği gibi yaşamamış olduğu şüphesi), doğru olabilir gibi geldi.
  Aslında bu romanın kritiği uzun uzun yapılır, bence bir kitap bile yazılır o yüzden uzatmak istemiyorum. Okuyun, okutturun ve Tolstoy'a kulak verin.

Umarsızlığınai korkunç yalnızlığına, insanoğlunun acımasızlığına, Tanrı'nın kendinden yüz çevirmişliğine ağladı.
  Yazımı okuduğunuz için teşekkürler, bencilliklerimizi aşıp merhamet gösterebilmemiz dileğiyle.

Puanım




16 yorum:

  1. Çok güzel yorumlamışsınız. Okumak için sabırsızlandığımı fark ettim. Kaleminize sağlık :) Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, beğenmenize çok sevindim. Okunmaya fazlasıyla değer bir kitap. 😊😊

      Sil
  2. Kış değince benim de aklıma ilk etapta gelen şeylerden biri klasiklerdir. Çok güzel bir yorum olmuş ayrıca :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. ☺ Evet kışa apayrı bir anlam katıyor klasikler. ^.^

      Sil
  3. Benim de okuduğum klasiklerden. Okunması gereken kitaplardan...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesilikle öyle, ben şimdiye kadar beklettiğim için kendime kızdım.

      Sil
  4. okudum. tolstoya ben dedeciğim diyom ve hayranıyım. hatta ben bak diyom ki insanlar ikiye ayrılır :) tolstoycular ve dostoyevskiciler. ben tolstoycuyum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben ikisini de çok seviyorum ama ben Dostoyevskicilerdenim. :D

      Sil
    2. kötüsün seeeen küs boz :)))))

      Sil
    3. Yaa dostoyevski sevmiyor musun sen. :( Ben çok seviyorum. :))

      Sil
    4. :) ayyyy sefiyom tabiii ama tolstoy daha çok işteee bana neeee :)

      Sil
    5. Tolstoy da candır, haklısın onu da çok seviyorum ben. ^.^ İkisinin yeri ayrı yaa. :))

      Sil
  5. Klasikler gerçekten de harika , ben de ne zamandır okumadığımı fark ettim , hemen bir el atmalı :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle harikalar. Bende ne zamandır pek okumuyordum, iyice yüklenmek istiyorum. ^.^

      Sil
  6. Kitabı yaz tatilimde okumuştum fakat pek beğenemedim. Galiba karakterin bir yerden sonra bencilleşmesinden hoşlanmadım.

    Klasikleri kış mevsiminde okumayı ben de çok seviyorum. Sanki mevsim seni geçmişe doğru zaman yolculuğuna çıkarıyor ☺

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karakterin bencilliği de birazcık haklı gibiydi, hastalık ve ölüm psikolojisi insana bambaşka şeyler yaptırıyor ne yazık ki.
      Kesinlikle, kışlar tam klasikler için. *-*

      Sil